Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekatın bitmesi için tek şartı açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Barış Pınarı Harekatı'nın sona ermesinin tek şartının, teröristlerin hemen bu gece silahlarını bırakarak güvenli bölgeden dışarı çıkmaları olduğunu söyledi. Erdoğan, ABD yaptırımlarıyla ilgili olarak, 'Bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de diyoruz ki, azdan az gider çoktan çok gider. Bizde açtığınız yaranın çok daha büyüğü sizin ekonominizde açılır' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'yla ilgili olarak Batılı ülkelere seslenerek, "Bizi arayıp teröristlerle ilgili taleplerde bulunanlara söylemek istiyorum. Madem bu kadar seviyorsunuz, koruyorsunuz. Öyle ise size bir teklifimiz var. Bizim kimseyi öldürmek gibi bir niyetimiz olamaz. Suriye'deki sorunun en kestirme yolu, teklifimiz hemen bu gece tüm teröristler silahlarını, her şeylerini bırakıp tuzakları imha edip güvenli bölgeden dışarı çıksınlar. " dedi.

YAPTIRIM TEHDİTLERİNE YANIT

Erdoğan, ABD yaptırımlarına yanıt vererek, "Bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de diyoruz ki, azdan az gider çoktan çok gider. Biz Çanakkale'de bir tas çorbayı paylaşanların torunlarıyız. Bizde açtığınız yaranın çok daha büyüğü sizin ekonominizde açılır. Bize ülkelerine girme yasağı koyanlar iyi düşünmeli. " diye konuştu.

GRUP TOPLANTISININ ARDINDAN GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI

Erdoğan, grup toplantısının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan'ın açıklamaları:

  • Amerika seyahati, buraya gelecek olan heyetlerle yapılan görüşmelerden sonra değerlendirilecek bir durum.

  • Amerika seyahati, buraya gelecek olan heyetlerle yapılan görüşmelerden sonra değerlendirilecek bir durum. Çünkü kongredeki bu yapılan tartışmalar, müzakereler, konuşmalar; şahsım, ailem, bakan arkadaşımla ilgili olan bütün bu özellikle değerlendirmeler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı çok büyük bir saygısızlıktır, haddini bilmemektir. Dolayısıyla böyle bir durum karşısında bunun değerlendirilmesinden daha doğru bir şey olamaz. Değerlendirip ondan sonra kararımızı veririz.

  • (Münbiç'teki gelişmeler) Rejimin, SDG ile herhangi bir anlaşması olduğuna ihtimal vermek istemiyorum.

  • (Münbiç) Bizim derdimiz, bu toprakları sahiplerine teslim etmektir. Biz bunu istiyoruz. Yoksa, 'Bize bunu verin' diye bir derdimiz yok.

  • Bizim özellikle Münbiç'te olmak diye bir derdimiz yok. Bizim tek derdimiz var o da şudur; ama Rusya ama rejim, terör örgütü YPG/PYD'yi buradan çıkarmalarıdır.

  • (ABD'de Halkbank'a yönelik hazırlanan iddianame) O da tabii bu işlerin ne kadar duygusal olduğunun ayrı bir ifadesi. Güya bu iş kapatılmıştı. Şimdi bunu yeniden güney New York savcılığı, açmak suretiyle maalesef hukuk dışı, çirkin bir adım attılar. Onların alacağı kararları göreceğiz. Ona göre de biz tabii tedbirlerimizi olgunlaştıracağız."

  • (UEFA’nın 'asker selamı' soruşturması) Şık bulmuyorum. Böyle bir şey hayatta olmuş değil. Ben buradan çok ciddi bir şey çıkacağını tahmin etmiyorum. Olsa olsa bir kınama yapabilirler. Bunun dışında bu noktaya gelmiş bir takıma, herhangi bir olumsuz yaklaşım olmaz."
  • BARIŞ PINARI HAREKATI

    Harekat başarıyla devam ediyor. Müttefiklerimizin yüzümüze başka konuştuğu, arkamızdan başka iş çevirdiği açığa çıkmıştır.

    Ey Arap Ligi acaba siz ne kadar Suriyeliyi kabul ettiniz. Siz Suriye'yi Arap Ligi'nden çıkardınız. Türkiye'ye hakaret etmek için almak gibi bir projeyi hayata sokmaya çalışıyorsunuz.

    DEAŞ'ı proje olarak destekleyen ülkeler bugün karşımıza en büyük DEAŞ düşmanı görüntüsüyle çıkıyor. Biz kimin ne rol oynadığını iyi biliyoruz. DEAŞ'ın çöküşünü başlatan yine biz olduk. El Bab'da 3000 DEAŞ'lıyı etkisiz hale getiren biz olduk. Bu örgütün foyasını Fırat Kalkanı Harekatı ile biz ortaya çıkardık. DEAŞ balonunu söndürdük. Suriye'de DEAŞ'ın elindeki diğer yerleri de özgürleştirmeyi teklif ettik.

    Müttefikleri Türkiye gibi meşru güç yerine PKK/YPG gibi terör örgütü ile hareket etmeyi tercih ettiler. Fransa'da bir eylem yaptıklarında Fransız halkının acısını paylaşmak üzere biz de oradaydık. DEAŞ ülkemizde 50 kişinin, 100 kişinin öldüğü canlı bomba saldırısı gerçekleştirdiğinde yanımızda kimseyi bulmadık. Önümüzde iki yol var, ya Avrupa'da ve Amerika'da yazılan senaryoda bize biçilen role teslim olacak, kasap bıçağına boynumuzu uzatacak ya da mücadele edecektik. Türk Milleti'nin mazisinde teslim olma seçeneği asla olmamıştır.

    Suriye'de Türkiye'nin başlattığı operasyonun ardından DEAŞ tehdidi ortadan kalktığında karşımızda garip bir manzara bulduk. Bir tarafta rejim 100 binlerce insanı katlederek ilerliyordu, diğer tarafta PKK/YPG Amerika ve Avrupa'nın sınırsız desteği ile 1 milyon insanı yerinden ederek sınırlarımız dibinde bir terör koridoru oluşturuyordu. Biz İdlib'de 4 milyon insanın hayatını kurtarmak için var gücümüzle çalışırken bunların hiçbirinden destek göremedik.

    Barış Pınarı Harekatı'nda çok daha aleni direnç ve saldırı ile karşı karşıyayız. Birkaç lider harekatı durdurun diye bizi arıyor, durdurun diyor. 900'e yakın havan ve roket için üzüntülerini bildirmek için kimse aramadı. Bunları iyi tanıyın, bunlara hiç güvenmeyin. Bunlar ummuyorlardı, Türk ordusunun bu kadar süratle mesafe alacağını ummuyordu. Hesap tersine döndü aramaya başladılar. Sadece terör örgütü temsilcilerinin yönlendirmesi ile bizi itham etmeye, bizi eleştirmeye kalktılar. Hepsine de gereken cevabı verdik, veriyoruz. Geçmişte de aynı tavırlarla karşılaşmıştık.

    "EY BATI, EY ARAP LİGİ, BU DEVRAN ELBET DÖNECEK"

    15 Temmuz darbe girişiminde sınırlı sayıda dostumuzun desteği dışında tamamen yalnız bırakılmıştık. Ey Batı, ey Arap Ligi hepinize sesleniyorum. Bu devran elbet dönecek.

    Yarın öbür gün siz de bizimle benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalacaksınız. O zaman birileri de sizin karşınıza teröristlere kol kanat germek için çıkacak. O zaman bizi çok iyi anlayacaksınız ama iş işten geçmiş olacak.

    NATO üyesi ülkelere sesleniyorum. PKK ne zaman NATO üyesi oldu da benim haberim olmadı? Nasıl oluyor da ülkeler her türlü desteği veriyor. Başta Amerika. 30 bin TIR bunlara silah, mühimmat desteği veriyor. Avrupa, her türlü desteği veriyor. 90 kilometreyi aşkın tüneller var Suriye'de. Bunun çimentosu Fransız firmasından geliyor. Kimi aldatacaksınız.

    "1220 KİLOMETREKARE ALANI TEMİZLEDİK"

    1220 kilometrekare alanı temizledik. Sadece ve sadece teröristleri hedef alıyoruz. Ülkemiz Suriye topraklarında terörle mücadele harekatı yürütüyor.

    "ARABULUCULUK" TEPKİSİ

    Suriye halkı ile birlikte zalimlere karşı mücadele ediyoruz. Biz teröriste terörist demeye devam edeceğiz. Teröristleri makamlarında ağırlayanlar bunun utancını taşıyacaklardır. Bu teröristlerle bize arabuluculuk yapmaya çalışan bazı liderler var. Dedim, siz ne zamandan beri devletlerin terör örgütleri ile masaya oturduğunu gördünüz. Arabulucu falan aramıyoruz buna da ihtiyacımız yok.

    Harekatımız 30-35 kilometre derinliğe ulaşıncaya kadar sürecektir. Sayın Trump, 20 mil yani, 32 kilometre derinliği ifade ettiğimde, en doğudan 440 kilometrelik olan bölgeyi biz güvenli bölge olarak ilan ettik. Bu bölgede de biz şu anda bütün plan çalışmalarımızı yaptık, yapıyoruz. Bakanlığımız bura ile ilgili proje çalışmalarını da yapmış bulundu.

    "TEKLİFİMİZ VAR"

    Biz teröristlerle pazarlık yoluna asla tevessül etmeyiz. Bizi arayıp teröristlerle ilgili taleplerde bulunanlara söylemek istiyorum. Madem bu kadar seviyorsunuz, koruyorsunuz. Öyle ise size bir teklifimiz var. Bizim kimseyi öldürmek gibi bir niyetimiz olamaz. Suriye'deki sorunun en kestirme yolu, teklifimiz hemen bu gece tüm teröristler silahlarını, her şeylerini bırakıp tuzakları imha edip güvenli bölgeden dışarı çıksınlar.

    YAPTIRIM TEHDİTLERİ

    Bizi ekonomik yaptırımla tehdit edenlere de diyoruz ki, azdan az gider çoktan çok gider. Biz Çanakkale'de bir tas çorbayı paylaşanların torunlarıyız. Bizde açtığınız yaranın çok daha büyüğü sizin ekonominizde açılır. Bize ülkelerine girme yasağı koyanlar iyi düşünmeli.