Detaylı Tüberküloz (Verem) Rehberi: Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Asırlardır var olduğu bilinen bir mikropla meydana gelen tüberküloz, çok ciddi bir hastalıktır ve mümkün olan en kısa süre içerisinde tedavi edilmesi gerekir. Tedaviye geç kalınması ya da yanlış bir tedavi uygulanması durumunda kalıcı hasara ya da ölüme sebep olabilen vereme neden olan mikrobun ismi mycobacterium tuberculosistir. Dünyanın her bölgesinde sosyal statüsü fark etmeksizin herkeste görülebilen bu hastalık, en çok akciğerde oluşum gösterir.

Detaylı Tüberküloz (Verem) Rehberi: Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Akciğer dışındaki organlarda da meydana gelebilen verem, iç organlara zarar verir. Doğru tedavi uygulanması halinde tümüyle iyileşme gözlemlenebilir. Bu yüzden belirtilerin doğru bir şekilde gözlemlenmesi ve en kısa süre içerisinde bir uzmana danışılarak gerekli tetkiklerin yapılması, hastalığın söz konusu olduğu durumlarda da bir tedavi planına sadık kalınarak ilerlenmesi gerekir. Genelde şiddetli öksürük atakları, yüksek ateş, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi belirtilerle kendisini gösteren veremden korunmak için aşı yöntemleri de tercih edilebilir.

VEREM NEDİR (TÜBERKÜLOZ NEDİR)?

Görsel 1

Verem ya da diğer adıyla tüberküloz, genelde akciğerleri etkisi altına alan bulaşıcı bir enfeksiyon çeşididir. Tek bir bakteri yüzünden oluşum gösteren ve öteki hastalıklarla karşılaştırıldığı zaman oldukça yüksek oranda ölüme neden olan verem, 2015 senesinde yaklaşık 1.8 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. Yine aynı yılın verilerine göre yaklaşık 10.4 milyon kişiye de verem teşhisi konulmuştur.

Kökeni 18. yüzyıla kadar uzanan verem, bu dönemlerde Kuzey Amerika'da ve Avrupa'da endemik olarak görülmüş ve ticaret yolları aracılığıyla dünyanın her yerine yayılmıştır. Alman mikrobiyolog Robert Koch, 1882 senesinde veremin mikrobiyolojik kökenlerini keşfeden kişi olarak tarihe geçmiştir.

Hastalığa neden olan mikroba da hastalığı keşfeden Koch'tan ilham alınarak "Koch basili" ismi verilmiştir. Bu bakteri, insanların üçte birinde latent şeklinde bulunur. Yani, vücutta olsa da aktif değildir ve hastalığın oluşumu söz konusu değildir. Bağışıklık sisteminin güçlü olduğu sürece hastalığın meydana gelmesi çok mümkün değildir ama bağışıklık sistemi zayıflarsa öldürücü bir etki gösterebilir.

VEREM ÖLÜMCÜL MÜDÜR?

Verem başta akciğer olmak üzere tüm organlara yayılabilir ve yayıldığı organlarda çeşitli zararlar söz konusu olabilir. Eğer hastalığın tedavisi için gerekli çalışmalar yapılmazsa ya da yanlış bir tedavi uygulanırsa hastalık öldürücü bir etki gösterebilir. Günümüzde erken ve yeterli tedaviyle hastalıktan tamamen kurtulmak mümkün olduğu için belirtileri ihmal etmemek ve olabildiğince erken şekilde doktora gitmek faydalı olacaktır.

TÜBERKÜLOZ ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Verem hastalığını iki alt başlıkta sınıflandırmak mümkündür. Hastalığa neden olan bakteri genelde akciğerde gözlense de bazen vücudun diğer kısımlarında da varlık gösterebilir. Bu da farklı sınıflandırmaların ortaya çıkmasına neden olur.

1. Akciğer tüberkülözü
Primer tüberkülöz: Oldukça bulaşıcı bir hastalık olmasına rağmen sık rastlanan bir verem türü değildir ve kendisini zatürre şeklinde gösterir. Yüksek ateş ve aşırı öksürükle ortaya çıkan bu hastalık daha çok çocuklarda ve yaşlılarda gözlenir. HIV gibi bağışıklık sistemini etkisiz hale getiren virüsler sebebiyle hastalığın oluşum ihtimali yüksektir. Basiller doğrudan akciğerdeki alveol adlı bölümde etkili olur ve solunum sistemi için büyük riskler taşır.
Tüberküloz plörezi: Basiller göğüs kafesiyle akciğer arasında yer alan göğüs zarı isimli bölge üzerinde etkili olur. Mikrop vücuda girdikten hemen sonra etkisi ortaya çıkar. Göğüs zarında iki yemek kaşığı kadar sıvı birikimi oluşur ve bu çok tehlikeli bir durumdur. Nefes almada zorlanma ve bıçak sızısı gibi şikayetlere sebep olabilir. Hastalığın en sık karşılaşılan şeklidir. Akciğer veremi olanların üçte ikisinde bu tür görülür.
Kaviter akciğer tüberkülozu: Akciğerin üst loblarında hastalık ortaya çıkar. Basiller, akciğerde bir dezenformasyona neden olur. Meydana gelen bu yıkımın nedeni ise akciğer üzerinde basiller yüzünden oluşan çukurlu yapılar ile hava boşluklarında oluşan genişlemelerdir. Aşırı öksürük, geceleri terleme, yüksek ateş, ani kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtileri beraberinde getirir.
Miliyer tüberküloz: Basil, bedene bulaştıktan hemen sonra etkileri ortaya çıkar. Ölüm riski son derece fazladır. Yüksek ateş gözlenebilir ve teşhisi zordur. X-ray cihazında akciğerin anormal yapısını saptamak zordur.
Larengeal tüberküloz: Basil, ses telleri ve gırtlakta etki gösterir. Çok nadir rastlanır ve verem vakalarının yüzde 1'ini oluşturur.

Bu yüzden teşhis yöntemlerinin uygulanması esnasında dikkatli davranmak gerekir. Genelde teşhis için biyopsi tercih edilir.

2. Akciğer dışı organ tüberkülozu
Beyin zarı tüberkülozu: Beyin zarında oluşur, bölgede iltihap ve sıvı birikmesine sebep olur. Erken teşhis edilemezse beyinde kalıcı hasarlara neden olabilir. Beyin tümöründen ayırt edilmesi çok zordur. Uyuklama, şiddetli baş ağrıları gibi belirtilerle kendisini gösterir. Nadir de olsa komaya sebep olabilir.
Böbrek üstü bezi tüberkülozu: Bakteri adrenal bölgede konumlanır. Adrenalin salınımında problemler meydana gelir ve adrenalin yetersizliği oluşur. Genelde hastalar stresle başa çıkmakta güçlük çeker.
Böbrek tüberkülozu: Basil, böbrekte etkili olur ve böbreğin etkili çalışamamasına sebep olur. Genelde ciddi bir belirti göstermeden piyüriye sebep olur. İdrarda irin oluşumu olarak bilinen piyüri yüzünden erkeklerde epididim iltihabı meydana gelebilir.
Kemik tüberkülozu: Bakteri herhangi bir kemiğin üstünde konumlanabilir ancak vakaların genelinde omurga kemiğinde görülür. Omurgada enfeksiyon oluşumuna, sırttaki dezenformasyona ve yürümede güçlüğe sebep olabilir.
Lenf düğümü tüberkülozu: Bakterilerin lenf düğümlerine yerleşmesiyle meydana gelir. Hastalar genelde lenf bezlerindeki şişlikle ilk belirtileri gözlemler. Vücut direnci düşünceye kadar farklı bir belirti gözlemlemek pek mümkün değildir. Direnç düştükçe yüksek ateş ve öksürük nöbetleri gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.
Tüberküloz peritonit: Verem, bağırsak duvarı veya genital kanallar vasıtasıyla karın zarına ilerler ve burada oluşur. Çok nadir gözlenen bir türdür ve teşhisi zordur. Bölgeden alınan doku örneğinin biyopsiye gönderilmesiyle en sağlıklı teşhis mümkün olur.
Tüberküloz perikardit: Kalp zarı çevresinde oluşur. Kalbin çalışmasını ve kan akışı düzenini etkiler, kalbin çevresinde sıvı birikmesine sebep olur. Ölüm riski yüksek olduğu için erken tedavi çok önemlidir.

VEREM BULAŞICI MIDIR?

Verem ya da diğer adıyla tüberküloz, bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalıktan korunmak için hijyen konusunda oldukça dikkatli olmak gerekir.

VEREM NASIL BULAŞIR?

Son derece tehlikeli bir hastalık olan verem, bakteriyi taşıyan kişiden solunum aracılığıyla başka birisine geçebilir. Akciğerinde bakteri bulunan hastanın öksürmesi bile bakterinin havaya karışmasına ve solunum yoluyla başka birisine bulaşmasına sebep olabilir. Çok kolay yayılan bir bakteri olsa da aktif verem mikrobunu kapmak o kadar da kolay değildir. Bu yüzden sokakta, lokantada, dolmuşta öksüren bir verem hastasından çok fazla korkmamak gerekir. Genelde bünyeye bulaşan bakteri ağır sonuçlara sebep olmaz. Yine de dikkatli olmak ve hastalıklı biriyle uzun süre kapalı ortamda vakit geçirmekten kaçınmak gerekir. Verem genelde hastayla aynı yerde çok fazla vakit geçiren insanlara bulaşır.

VEREM CİNSEL YOLLA BULAŞIR MI?

Tüberküloz hastalığı çatal, kaşık, bardak, tabak ya da kıyafet gibi şeylerden buluşmaz. Aynı şekilde cinsel ilişki yoluyla da veremin bir kişiden başka birisine geçmesi mümkün değildir.

VEREM BELİRTİLERİ NELERDİR?

Görsel 2

1. Şiddetli öksürük
Veremin sebep olduğu öksürük genellikle rahatsızlık verici şiddette olur ve çoğunda balgam ya da öksürükle birlikte dışarı çıkan kan gözlemlemek mümkündür. Ataklar halinde kriz geçirilmesi söz konusu olabilir. Öksürük atakları ve kan söz konusuysa kesinlikle belirtiler ihmal edilmemeli ve en yakın zamanda bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

2. Üşüme hissi ve yüksek ateş
Verem hastalarında gribin ve soğuk algınlığının semptomlarına çok benzeyen bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar arasında yüksek ateş ve ateşe bağlı olarak ortaya çıkan üşüme hissi de bulunur. Pek çok hasta aşırı derece üşüdüklerini belirtip ateşleri olsa bile daha kalın giyinmek isterler. Özellikle şiddetli öksürük atakları ile birlikte bu belirti söz konusuysa uzmana danışmak konusunda vakit kaybetmemek gerekir.

3. İştah kaybı
Verem hastalarının iştahı beklenmedik bir şekilde kapanabilir. Çoğu hasta iştahsızlık yüzünden yemek yiyemez ve bu durum bağışıklık sisteminin zayıflamasına, hastalıkların daha ağır etkiler göstermesine neden olur.

4. Kilo kaybı
Tüberküloz belirtilerinden bir diğeri de kilo kaybıdır. İştahsızlığa ve vücut direncinin düşmesine bağlı olarak meydana gelen kilo kayıpları genelde ani bir şekilde ortaya çıkar.

VEREM NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Eğer doktor aktif basilden şüphelenirse ilk olarak bir stetoskop aracılığıyla akciğerleri dinler ve akciğerdeki alveollerin durumunu tespit etmeye çalışır. Hastanın diğer şikayetleri ve medikal geçmişi göz önüne alınıp verem riskinin değerlendirilmesi yapılır ve diğer tetkiklere geçilir.

Basil teşhisinde genellikle tercih edilen yöntem, deri yoluyla yapılan ve PPD tüberkülin ismi verilen testtir. Bu test, vücudun bakteriye karşı ne kadar hassas olduğunu tespit eder. Eğer deri PPD testi için elverişli değilse başka yöntemler uygulanır. X-ray kontrolü, kan testi, tükürük testi gibi diğer yöntemlerle de basil teşhis edilebilir.

VEREM TESTİ NASIL YAPILIR?

İlk olarak alkol ile kolun iç yüzeyi temizlenir ve iğneyle deri altına PPD içeren bir sıvı iletilir. Enjeksiyon yüzünden deri altında birkaç saat için kabartı oluşabilir ama bu geçicidir. PPD uygulamasından sonra hasta günlük yaşantısına devam edebilir ama doktor 48-72 saat sonra test sonuçları için hastayı tekrar çağırabilir.

TÜBERKÜLOZ TESTİ SONUCU NASIL YORUMLANIR?

Cilt üzerinde meydana gelen kabartının yüksekliği ve kabaran bölgenin ne kadar geniş olduğu teşhis için önemlidir.

Eğer cilt üzerinde oluşan bu kabartı ve sertleşme 5 mm'den fazlaysa testin sonucunun pozitif olduğu kabul edilir ve ek tetkikler gerçekleştirilerek verem teşhisine ilişkin çalışmalar sonlandırılır. Veremin akciğer kaynaklı olması ya da olmaması testin uygulanma ve yorumlanma şeklini değiştirmez.

VEREM TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Görsel 3

1. Antibiyotik ilaçlar
Hastalıkta erken teşhis gerçekleştirildiyse verem basilleriyle savaşmanın en etkili yollarından birisi antibiyotik ilaçlardır. Yazının başında da belirttiğimiz gibi hastalığın altında bir bakteri çeşidi yatar ve bu bakterileri yok etmek için antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulur.

Verem hastalarında antibiyotik kullanımı diğer rahatsızlıklarla kıyaslandığı zaman daha uzun sürer. Genelde ilaçların altı ay ve üzeri kullanımı söz konusu olur.

Uzun süreli ilaç tedavisine ve antibiyotiklerin yapısına bağlı olarak karaciğerde toksin birikimi ve bazı yan etkiler meydana gelebilir.

Oluşabilecek potansiyel yan etkiler şu şekildedir:

Mide bulantısı ve kusma
İştah kaybı
Ateş
Koyu renkli idrar
Depresyon

Bu yan etkilerle karşılaşılması halinde doktoru bilgilendirmek daha doğru olacaktır.

  1. Bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar
    Beta glukan içeren ilaçlar, multivitaminler ve benzer etki gösteren diğer ilaçlar bağışıklık sistemini güçlendirip vücuttaki antioksidan seviyesini artırarak karaciğerde biriken toksinlerin uzaklaştırılmasına destek olur. Bu yüzden doktor önerisi ile hastalara bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar verilebilir.

VEREM TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Verem tedavisinin ne kadar süreceği tamamıyla uygulanan tedavi yöntemine ve hastanın bağışıklık gücüne bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Geç başlayan ya da yanlış uygulanan tedavilerde süreç daha uzun sürse de genel olarak tedavi 6-9 ay kadar sürer. Verem Savaş Dispanseri bünyesinde görevli olan doktor tarafından yapılan önerilere uyulması halinde süreç daha çabuk sona erecektir.

Görsel 4

VEREM İÇİN AŞI NE İŞE YARAR?

Verem aşısı ya da bir başka deyişle BCG aşısı, hastalığı önlemeye yardımcı olur. Özellikle çocuklarda kanla yayılan ve beyin zarını tutan verem gibi pek çok ciddi hastalığı önler. Yetişkin insanlarda verem için uygulanan aşıların koruyuculuğu konusunda ise farklı sonuçlar bulunmaktadır. Türkiye Verem Savaşı Dernekleri Federasyonuna göre bu aşıların ülkemizdeki yetişkinlerde daha az düzeyde koruyucu etki gösterdiği tespit edilmiştir.

BCG aşısı yapılan kişiler verem mikrobuna maruz kaldıklarında verem hastalığından yüzde yüz olarak korunmasalar da hayati bir risk yaşamaktan büyük ölçüde kurtulurlar. BCG aşısı sayesinde hastalığın ağır problemleri ile karşı karşıya kalma ihtimali düşer. Aşının getirdiği bağışıklık etkisi 6-12 hafta içerisinde bünyeye etki edebilir. Bazı aşılar ise 5-15 yıllık süre zarfı içerisinde etkisini kaybedebilir.

Ayrıca aşıdan önce Tüberkülin Cilt Testi uygulanması gerekir. Eğer bu testin sonucu pozitif çıkarsa aşının herhangi bir faydası görülmez. Bununla birlikte bağışıklığı zayıf olan insanlar, suçiçeği hastaları ve yakın zamanda kızamık gibi aktif aşılardan birini olanların BCG aşısı olmamalarına yönelik tavsiyeler bulunur. BCG'den önce uzman gözetiminde bir bireysel değerlendirme yapılır ve uzman, aşının uygun olup olmadığına karar verir.

Ayrıca aşıyla alakalı bazı detaylara dikkat etmek gerekir:

Aşıdan sonra aşı bölgesinin kuru ve temiz tutulması gerekir.
Ayrıca bölgenin doğal bir şekilde iyileşmesi gerekir. Bu yüzden krem ya da merhem gibi yöntemler uygulanmamalıdır.
Gerekli görülen durumlarda mikroptan arındırılmış bir gazlı bezle hafifçe bölge sarılabilir ama bu bölgeye yapışkan bant, bez ya da pansuman tiftiği konmamalıdır.
Aşı yapılan yeri kaşımaktan kaçınmak gerekir.

VEREM AŞISI ATEŞ YAPAR MI?

Verem aşısı sonrası ateş, bazı durumlarda gözlense de her zaman söz konusu olmayabilir. Bebeklere yapılan veremden korunma aşısından sonra ateşin yükselmesi halinde en doğru bilgiye ulaşmak için bir doktora görünmek daha doğru olacaktır.

VEREM AŞISI YAN ETKİLERİ NELERDİR?

BCG aşısından sonra sıklıkla görülen hafif yan etkiler şu şekildedir:

İğne bölgesinde ağrı, kızarıklık meydana gelebilir. Enjeksiyondan 2-3 hafta sonra sivilce benzeri bir şişlik olabilir, 2-5 ay aralığında ciltte iz bırakıp iyileşir.
Ateş, kas ağrısı, iştahsızlık ve baş ağrısı, aşıdan sonra oluşan belirtiler arasındadır. Bu yan etkilerin 48-72 saat aralığında düzelmesi beklenir. Şüphe uyandırıcı bir durum söz konusuysa kesinlikle doktora danışılmalıdır.
Koltuk altı ya da boyundaki bezeler şişebilir. Bu şişlikler için bazı durumlarda tedaviye ihtiyaç duyulabilir.
Bağışıklığı zayıf olan kişilerde BCG enfeksiyonu meydana gelebilir.

VEREM AŞISINI TUTUP TUTMADIĞI NASIL ANLAŞILIR?

Bazı hastalarda BCG aşısından sonra kolda sivilce benzeri bir yara oluşmadığı için aşının tutup tutmadığı konusunda endişeye düşülebilir. Bir süre sonra PPD testinin yapılması, aşının tutup tutmadığını öğrenmek için yeterli olacaktır.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler