HABER

DHA İSTENBUL BÜLTENİ-2

İstanbul'da hafta sonu Küçükçekmece ve Kadıköy'de araçlarıyla yol kapatan iki farklı grup yol artasında eğlenip diğer sürücülere zor anlar yaşattı.

1- İSTANBUL TRAFİĞİNDE "EĞLENCE" İŞKENCESİ

Haber-Kamera: Serdal ALTINTEPE -Cengiz ÇOBAN-İSTANBUL,(DHA)
İstanbul'da hafta sonu Küçükçekmece ve Kadıköy'de araçlarıyla yol kapatan iki farklı grup yol artasında eğlenip diğer sürücülere zor anlar yaşattı.
İlk görüntüler Küçükçekmece Gültepe Mahallesi'nde kaydedildi. Araçlarıyla gelen bir grup, yolu trafiğe kapattıktan sonra yüksek sesli müzik eşliğinde oynadı. Magandaların, 7 araçlık konvoy şeklinde yolu kapatma anları cep telefonu kameraları tarafından kaydedildi. Görüntülerde yolu kapatan araçlardan inen kişilerin yüksek sesli müzik eşliğinde yol ortasında oynadıkları görülüyor.
Küçükçekmece'deki görüntülerin bir benzeri de Kadıköy'de yaşandı. Yol ortasında bıraktıkları araçlarından inen bir grup, yüksek sesle müzik eşliğinde göbek atıyor. Yolun trafiğe kapanması nedeniyle uzun araç kuyrukları oluştuğu da kameraya yansıyor.

Görüntü Dökümü:
---------------
Cep telefonu görüntüsü
-Yol ortasında bırakılan araçlar
-Trafik
-Grubun yol ortasında göbek atması
-Genel ve detay görüntüler

22.10.2019 -09.41 Haber Kodu : 191022016

===============================

2- KADIKÖY'DE OTOMOBİL PAZARA DALDI 2'Sİ AĞIR 8 YARALI

Haber-Kamera Cengiz ÇOBANİSTANBUL,(DHA)
Kadıköy'de sürücüsünün fren yerine gaza bastığı otomobil pazardaki vatandaşların arasına daldı. Ortalığın savaş alanına döndüğü kaza 2'si ağır 8 kişi yaralandı. Kazanın hemen ardından bir vatandaşın cep telefonuyla çektiği görüntüler kazanın boyutunu ortaya koydu.
Kaza geçtiğimiz cumartesi günü Sahrayı Cedit Mahallesi'nde kurulan pazarda meydana ageldi. İddiaya göre seyir halindeki otomobili kullanan 85 yaşlarındaki sürücü bir anda fren yerine gaza bastı. Kontrolden çıkan otomobil pazar alanındaki vatandaşların arasına hızla daldı. Otomobil önüne çıkan vatandaşlara çarparak sağa sola savurdu .Pazar tezgahlarını da yerle bir eden otomobil, pazardaki bir kamyonete çarparak durabildi. Kaza sonrası ortalık savaş alanına döndü. Kaza yerine çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevkedildi. Pazarı savaş alanına çeviren kazada 8 kişi yaralanırken, 2 kişinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Görgü tanığı Ayhan Berberoğlu, Yukarı caddeden hızlı bir şekilde bir araba geldi. Fren yerine gaza basmış. Pazarın içine giriyor. Büyük panik oldu, bağrışmalar oldu. Tezgahları devirdi. diye konuştu. Başka bir görgü tanığı ise Akşam saatlerindeydi, bir anda oldu. Hızlıca pazara girdi tezgahlara çarptıktan sonra durabildi diye konuştu.

Görüntü dökümü
-----------------------
-CEP TELEFONU
-Kaza sonrası yaşanan cep telefonu görüntüsü
-AKTÜEL GÖRÜNTÜLER
-Pazar kurulan alandan görüntü
-Görgü tanıkları ile röp

========================================

(ÖZEL)
3-OTOGARDA TAKSİCİLERİN TARTIŞMA YARATAN 'PARK ÜCRETİ' TALEBİ

Ali ABLAY - Buğra BENLİOĞLU/İSTANBUL, (DHA) - BAYRAMPAŞA'daki 15 Temmuz Demokrasi Otogarı'nda taksicilerin park ücreti almaları tartışma yarattı. Taksicilerin park ücreti vermek istemeyen yolcuları almayarak otogar dışına yönlendirdiği belirtilirken ücret alınmasını savunan İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkan Vekili Veli Yurt ise "Taksiciler, müşteriyle ters düşmemek için ödeme yaptıklarında otopark fişini göstersinler" dedi.
15 Temmuz Demokrasi Otogarı'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devriye birlikte otoparklar da İSPARK'a geçti. İSPARK, taksi ve otomobillerden 1 saate kadar park ücreti almıyor. Ancak 1 saatten fazla park ücrete tabi. İSPARK, 1 saatten sonra 8 lira ücret alıyor. Park ücreti ödediklerini belirten bazı taksi sürücüleri ise bunu müşteriye yansıtmaya başladı. Bu yüzden otogarda taksiler ile müşteriler arasında zaman zaman tartışmalar çıktığı kaydediliyor. Otogar çıkan taksici sürücüleri DHA'nın soruları üzerine park ücretini doğruladı.

Taksicilerden Yusuf Özkan, "Şu anda 1 saat ücretsiz. Ben herhangi bir ücret talep etmiyorum, bagaj parası da talep etmiyorum. 1 saatten fazla kaldıysam tamamen bana aittir ve ücreti, aldığım yolcudan kesinlikle talep etmiyorum. Otogarın taksileri otopark ücreti de bagaj ücreti de alıyorlar biz bunu duyduk, yakın mesafelere götürmüyorlar, yüksek fiyat istiyorlar. Biz kesinlikle taksimetremiz ne yazarsa onu alıyoruz " dedi.

Taksici Burhan İvdil de ' Bu ücreti isteyenler var. İstememeleri gerekiyor ama 5-10 TL otopark ücreti istiyorlar." diye konuştu. 1 saat ücretsiz olduğunu ifade eden Mansur İlgün, "Biz istemiyoruz. Kapının girişinde de 'yolcudan bir ücret talep edilemez' diye yazıyor. Duyduğumuz kadarıyla ücret talep ediyorlar. Eskiden 25 dakika ücretsizdi şu an 1 saat ücretsiz ama 10 TL alıyorlarmış binen yolculardan. " diye konuştu.
Taksici Erdal Kendigelen ise, " Otogar taksileri böyle bir para talep ettiklerini biliyorum. Taksiciler esnaflığa aykırı şeyler yapıyorlar, otogardaki çoğu taksici bunu yapıyor müşteriye karşı. Bizim gibi dışarıdan gelen taksiler böyle bir şey yapmıyor. " diyerek ifade etti.

TAKSİCİLER ODASI BAŞKAN VEKİLİ YURT: OTOPARK FİŞİNİ MÜŞTERİLERE GÖSTERSİNLER
Bu tür tartışmaları kendilerinin de duyduğunu söyleyen İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkan Vekili Veli Yurt, "Yeni İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi, otogarda ücretsiz otopark süresini 1 saate çıkarttı. Otogarda çalışan taksileri giriş çıkışlarda eğer 1 saati geçmezse bekledikleri süre ücret almamaları gerekiyor. Eğer 1 saati geçmişse kaldıkları süre tabii ki çıkışta ücret neyse onu ödemek zorundalar. Dolayısıyla müşteriden bunu talep ediyorlar" dedi.
Veli Yurt, "Burada şunu yapmalarını biz Taksiciler Esnaf Odası olarak öneririz; müşteriyle ters düşmemek için kendileri ödemelerini yaptıklarında bu otopark fişini müşterilerine göstersinler, müşterileriyle aralarında böyle bir tartışma çıkmasın. Böyle bir konuda tartışma çıktığını biz de duyuyoruz. Bizim Taksiciler Esnaf Odası olarak önerimiz doğru olan şeyi yapmalarıdır. Bizim de yetkililerden öğrendiğimiz kadarıyla konu İBB meclisine sunulmuş, bu konuya bir çözüm üretilmesi gerektiğini onlar da düşünüyorlar. Biz de bu konuda kendilerine rica ettik. Çünkü orada çalışan esnafımız bu konuda mağduriyet yaşıyor. Halkımız da tabii ki bu konuda mağdur olmasın. Çünkü bazılarının 1 saatin altında kalsa bile böyle bir para talep ettiği doğrultusunda bize bir bilgi geliyor ama tabii bunun doğruluğunu bizim şu an da orada tespit etmemiz mümkün değil. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için iki taraf içinde hem yolcu hem taksi esnafı adına İBB meclisinden bir karar çıkmasını bekliyoruz " şeklinde konuştu.

Görüntü dökümü:
--------------------------
-Muhabir anonsu
-Yurt ile röp
-Taksicilerle röp
-HAVADAN ARŞİV GÖRÜNTÜLER
-Otogarın havadan görüntüleri

22.10.2019 - 10.29 Haber Kodu : 191022029

====================================

4-BEYOĞLU'NDA CEZAYİRLİYİ BIÇAKLAYAN 3 ŞÜPHELİ YAKALANDI

Çağatay KENARLI İSTANBUL, (DHA)
Beyoğlu'nda oturduğu banktan kalkmak istemeyen Cezayir uyruklu bir kişiyi bıçaklayarak yaralayan 3 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden ikisinin Cezayirli bıçakladıktan sonra motosikletle kaçmaları kameraya yansıdı.
Olay, Beyoğlu Müeyyetzade Mahallesi Rıhtım Caddesi üzerinde 5 Ekim'de saat 22.30 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre Cezayir uyruklu Zakarya R. tek başına bir bankta oturuyordu. Yanına gelen 3 kişi kendilerinin oturacağını belirterek Zakarya R.'yi banktan kaldırmaya çalıştı. Zakarya R. ile şüpheliler arasında tartışma başladı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Şüphelilerden biri Zakarya R.'yi bıçakladı. Olay yerinde bulunan şüphelilerden 2'si motosikletle biri de yaya olarak kaçtı.
Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri olayla ilgili yaptığı çalışmalarda motosikleti Beyoğlu Kadı Mehmet Mahallesi'nde bir evin önünde buldu. Motosiklet sahibi Onur E. gözaltına alındı. Onur E. emniyette verdiği ifadede olayı arkadaşı Şehmuz A.'nın yaptığını, yanlarında da Kayhan K.'nın bulunduğunu itiraf etti. Polis ekipleri Bayrampaşa ve Fatih'te düzenledikleri operasyonla Şehmuz A. ve Kayhan K.'yı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 3 şüpheli hakkında "Kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan işlem başlatılarak adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Şehmuz A. çıkartıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken, Onur E. ve Kayhan K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü
------------------
-Şüphelilerin motosikletle kaçması
-Bir şüphelinin yaya kaçması
-3 Şüphelinin adliyeye sevk edilmesi
-Genel ve detaylar

22.10.2019 - 11.09 Haber Kodu : 191022053

====================================

(ÖZEL)
5-ÜNLÜ KALP DOKTORUNDAN YASAKLI ÇİKOLATA VE ÇAY UYARISI

*Prof. Dr. Bingür Sönmez, "Sildenafil" içeren içecek ve çikolataların kontrolsüz kullanımda insan sağlığını büyük tehdit ettiğini söyledi

*"Ülkemizdeki ilaç fabrikalarından birindeki arkadaşlarım ile konuştuğum zaman kendilerine piyasadan hiç anlamsız 'Sildenafil satar mısınız? Parasıyla değil mi?' şeklinde baskıların olduğunu söylüyorlar. Ülkemizde bu ilaçları üreten firmalara sonsuz güveniyorum. Piyasaya bu ilaçları satmıyorlar."

*İstanbul Eczacılar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Zozan Padel,

*"Maalesef bazı zayıflama çaylarının içinde 'sibutramin' dediğimiz ilaç etken maddelerinin olduğunu biliyoruz"

*Aktar Haydar Çetiner,

*"Bize soruyorlar ama bizim o konuda bir bilgimiz yok, genellikle internetten gördükleri, reklamı olan şeyleri istiyorlar. İçerikleri ile ilgili soru sormuyorlar sadece internetten gördüklerini istiyorlar"

Beyza Nur GÜLER - Harun UYANIK - Mertcan ÖZTÜRK /İSTANBUL, (DHA)
TARIM ve Orman Bakanlığı'nın gıdada taklit ve tağşiş yapılan ürünleri açıkladığı listede içinde ilaç etken malzemeleri yer alan bitki çayları ve çikolataların satışı birçok yerde sürüyor. Prof. Dr. Bingür Sönmez, "Ritim bozukluğu nedeniyle ani ölümlere neden olabilirler" dedi. İstanbul polisi de bu tür ürünlere yönelik operasyonlarını sürdürüyor.

YASAK AMA SATIŞI DEVAM EDİYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyu ile paylaştığı listede içinde ilaç etken maddesi "Sibutramin" içeren ve zayıflamaya yardımcı olduğu öne sürülen bitki çayları ve "Sildenafil " ilaç etken maddeli içecek ve çikolatalar da yer aldı. Bakanlığın açıklamasına rağmen bir çok yerde bu tür ürünlerin satışı sürüyor. İstanbul polisi en son Büyükçekmece Tepecik'teki bir depoda satışı yasak olan içekler ve çikolatalar ele geçirdi. Uzmanlar satışı yasak olmasına rağmen rahatlıkla ulaşılan bu tür ürünlerin ölümcül tehlike taşıdığını belirtiyor.

ANİ ÖLÜMLERE NEDEN OLUYOR
Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, "Sildenafil" içeren içecek ve çikolataların kontrolsüz kullanımda insan sağlığını büyük tehdit ettiğini söyledi . Prof. Dr. Bingür Sönmez, " Biz yıllardır enerji içecekleri ile mücadele ediyoruz. İçinde bulunan kafein ve taorin gibi maddelerin çarpıntı yaptığını, tansiyonu yükselttiğini, davranış bozukluğu yaptığını, depresyon, uykusuzluk gibi problemler yaptığını defalarca anlatıyoruz. Özellikle sporcuların aşırı enerji vermesinden tama ederek içmelerinin zararlarını, ani ölümlerin olabileceğini anlatıyoruz. Bir sporcunun yapabileceği en doğru şey bol su içmekken 3 tane üst üste enerji içeceği içtiği zaman kaybettiği su, çok hayati sonuçlar doğurabiliyor. Bu enerji içecekleri bir başka sürprizle çıkmaya başladı. İçine kullanılan ek ilaçlar. Özellikle Sildenafil benzeri ilaçlar. Cinsel gücü artırıcı ilaçlar olarak sunulduğu zaman gerçekten çok büyük bir satış potansiyeli ediniyorlar. Biz sildenafil ve benzeri ilaçları kalp hastalarımıza kontrollü olarak kullanabiliyoruz. Bunlar çok faydalı ilaçlar. Kullandığı ilaçlar içerisinde nitrat olmayan, yüksek tansiyon ilacı aşırı dozda kullanmayan hastalarımıza tedavi amaçlı olarak sildenafil ve benzeri ilaçlar veriyoruz. Kontörlü olmak şartıyla" dedi.

"KESİNLİKLE KULLANMASINLAR"
Sönmez, "Fakat piyasada bu içecekler içerisine karıştırılan kontrolsüz miktar, ve kontrolsüz içildiği takdirde, kafeinin yarattığı çarpıntıyla beraber ani ölümler olabilir. Özellikle şuna dikkat etsin dinleyenlerimiz, İçtikleri ya da yedikleri herhangi bir şey sonradan baş ağrısı yapıyorsa, içinde mutlaka bu tür ilaçlar vardır. Kesinlikle kullanmasınlar. Ünlülere biz bu çayı içiyoruz, siz de için dedirtilen reklamların kesinlikle yasaklanması lazım. Bu konuda Tarım Bakanlığı'nın gücü yetmeyebilir. Sağlık Bakanlığı'nın bu ürünleri toplatarak içindeki ilaçları tespit ettikten sonra çok büyük para cezaları vermesi gerekir. Son yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde yılda 300 milyon kutu enerji içeceği tüketiliyor. Özellikle kalp hastalarımız cinsel problemleri nedeni ile bu tür içeceklere yönelebilirler. Kesinlikle yönelmesinler. kardiyologlar ile görüşsünler. Kontrollü olarak bu tür ilaçlar kullanabilirler. Bu tür ilaçlar özellikle alkol ile beraber kullanılırsa, sağlıklı insanlar için bile ciddi sorunlar yaratabilir. Bu enerji içecekleri alkol ile beraber kullanıldığı zaman, sarhoşluğu geciktirdiği için, içkinin de dozu kaçar. Ayrıca beraberinde sildenafil gibi ürünler var ise, o otel odalarındaki ani ölüm ile bulunan insanlar oluyor" şeklinde konuştu.

"HİNDİSTAN'DAN VE ÇİN'DEN KONTROLSÜZ BİR ŞEKİLDE TEMİN EDİLİYOR"
Çaylara da dikkat çeken Prof. Dr. Bingür Sönmez, "Bu çaylara da konulan enerji artırıcı ilaçlar gerçekten zayıflatabilir. Fakat bunların hepsi ciddi eloktrolit bozukluğu yaptıkları için, çarpıntı yaptıkları için aritmi yani ritim bozukluğu nedeniyle ani ölümlere neden olabilirler. Bu bitkisel çaylarda aslında doğal olarak zararlı bir şey yok. Eklenen diğer kimyasallar sorun yaratmaktadır. Bu tip bitkisel çaylar aslında Çin tıbbından gelen Gingko biloba gibi enerji verici zararsız maddeler ama eklenen diğer kimyasallar sorun yaratıyor. Ülkemizdeki ilaç fabrikalarından birindeki arkadaşlarım ile konuştuğum zaman kendilerine piyasadan hiç anlamsız 'Sildenafil satar mısınız? Parasıyla değil mi?' şeklinde baskıların olduğunu söylüyorlar. Ülkemizde bu ilaçları üreten firmalara sonsuz güveniyorum. Piyasaya bu ilaçları satmıyorlar. Fakat Hindistan'dan ve Çin'den kontrolsüz bir şekilde, bazen de son kullanma tarihi geçmiş olanlar çok kolay bir şekilde temin edilebiliyor" şeklinde konuştu.

"ÖLMEZLERSE ZAYIFYALAYABİLİRLER"
Zayıflamaya yardımcı olması için aktarlarda, marketlerde satılan bitki çaylarının çok tehlikeli olabileceğini vurgulayan İstanbul Eczacılar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Zozan Padel ise , "Maalesef bazı zayıflama çaylarının içinde 'sibutramin' dediğimiz ilaç etken maddelerinin olduğunu biliyoruz. Zayıflamak için, enerji vermek için aktarlarda, marketlerde bazen ne yazık ki akaryakıt istasyonlarında kontrolsüzce satılan bu ürünlerin içinde, uygun dozlarda kullanılmadığı takdirde ölümcül olabilecek ilaç etken maddelerinin karıştırıldığı ne yazık ki tespit edilmiş durumda. Bunların kontrolsüz kullanımı, karaciğer harabiyetinden tutun, ölüme varıncaya kadar çok ciddi sonuçları olabilir. O yüzden de özellikle bu tip kilo verdirmeye yardımcı, enerji veren, zayıflatıcı bitki çaylarının doktor kontrolünde, eczacı kontrolünde ve sadece eczanelerden alınması gerekmektedir" dedi.

Bu maddelerin zayıflamaya olan etkisi hakkında ise Padel, şöyle konuştu: "Eğer ölmezlerse zayıflayabilirler. Buradaki sıkıntı şu; bu çayların içinde normalde ilaç olarak kullanılan, mutlaka bir dozu olan, çünkü ilaç ile zehir arasındaki fark dozudur. Ve eczanelerden aldığınız ürünlerde bu dozların tamamı kontrol altındadır. Halbuki kontrolsüzce alınan, eczacının kontrolü dışındaki yerlerde satılan ürünlerde, normalde etiketinde yazmamasına rağmen, içeriğinde asla bulunmaması gerekmesine rağmen, zayıflamak için kullanılan ilaç etken maddeleri var. Ve bunlar kontrolsüz olarak kullanıldığı için bir pakette normal kişinin alması gereken miktarın çok üstünde, başka bir pakette çok altında olabiliyor. Çok altındaysa bu kişi zaten kilo veremiyor ama çok üstündüyse demin de dediğim gibi karaciğer harabiyeti, böbrek harabiyeti, kas erimeleri gibi sonuçların ötesinde ne yazık ki ölüme varan durumlar söz konusu olabiliyor" ifadelerini kullandı.

"ZARARLI ETKİLERİNDEN DOLAYI ARTIK REÇETE EDİLMİYOR"
Bazı bitki çaylarının içinde bulunan "Sibutramin" maddesinin pek çok ülkede yasaklandığını dile getiren Padel, "FDA (Amerika Birleşik Devletleri'nin Sağlık Bakanlığı), gıda, diyet eklentileri, biyolojik medikal ürünler, kan ürünleri, medikal araçlar, radyasyon yayan aletler, veteriner aletleri ve kozmetikten sorumlu bürosudur. FDA tarafından zayıflamak için ruhsat almış ama olası yan etkilerinden dolayı pek çok ülkede kullanımdan kaldırılmış. Bizde de zamanında Türkiye'de ilaç olarak hastalara reçete edilen ama artık zararlı etkilerinden dolayı Türkiye'ye getirilmeyen bir etken madde. Ve bu etken maddeyi demin de söylediğim gibi aktarlardan, benzin istasyonlarından, marketlerden içinde olduğunu bilmeden, aslında kandırılarak kişiler bu zararlı maddeyi alıyorlar ve tüketiyorlar" dedi.

"HEKİM GÖZETİMİ ALTINDA KULLANILMALI"
İnsanların hareketsiz yaşam biçimini terk etmesi gerekiyorken bunları yapmayıp çaylardan medet ummasının yanlış olduğunu vurgulayan Padel, "Hele de bu çayları uygun olmayan yerlerden, eczane dışından aldığımız zaman, sağlığımız da tehlikeye giriyor. En temel yapılması gereken halkın bilinçlendirilmesidir. Bu tip ürünler, zayıflama, performans artırma amacı ile kullanılan her türlü ürün sağlığımıza direkt etki eden ürünler olduğu için, hekim ve eczacı gözetimi altında kullanılması gereken ürünlerdir. Sosyal medyada, internet sitelerinde, marketlerin afişlerinde zayıflattığı iddia edilen bitki çayları kontrolsüz bir şekilde alındığında ölümcül olabiliyor. Bu ürünler zayıflamak amacı güderek, enerji artırma amacı güderek hiçbir ürünü eczane dışından almamak gerekir" şeklinde konuştu.

"İÇERİKLERİ İLE İLGİLİ SORU SORMUYORLAR SADECE İNTERNETTEN GÖRDÜKLERİNİ İSTİYORLAR"
Bahçelievler'de bir aktar dükkanı olan Haydar Çetiner, "Bize soruyorlar ama bizim o konuda bir bilgimiz yok, genellikle internetten gördükleri, reklamı olan şeyleri istiyorlar. İçerikleri ile ilgili soru sormuyorlar sadece internetten gördüklerini istiyorlar" dedi.
Bitki çaylarının doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini ifade eden Pınar Bayramoğlu, "Zayıflama çaylarını tüketmiyorum ama papatya çayı, ada çayı gibi şeyleri tüketiyorum. Tabii ki doktor kontrolünde tüketilmeli. Normal bitki çayını bile aslında doktor kontrolünde tüketmek lazım ama öyle her bulduğun çayı da içmemelisin yani" şeklinde konuştu.
Doktorların zararlı etkilerinden bahsetmesinden dolayı artık bitki çayları tüketmediğini dile getiren Tansel Ersel ise, "Daha önce tükettim. Pek faydasını görmedim. Doktora gittiğimde bunların yan etkileri olduğunu söyledi. Sonra da kullanmadım yani açıkçası" ifadelerini kullandı. Bağırsak sistemini bozduğu için bitki çaylarını tüketmediğini ifade eden Gül Aktaş da "Tercih etmiyorum. Çünkü kullandım, bağırsakları açıyor birden sonra durduruyor. Şişiriyor. Rahatsız ediyor. Sağlığıma zararlı olduğunu düşündüğüm için kullanmıyorum. Kullandım, gördüm zararlarını. Kullandım, önce işe yaradı sonra bağırsaklarım görev yapmamaya başladı. Ciddi olarak zayıflamak için içtim, sonra da rahatsız etti" dedi.

-Görüntü Dökümü
---------
-Prof. Dr. Bingür Sönmez ile röp.
-Ecz. Zozan Padel ile röp.
-Aktar ile röp.
-Vatandaş ile röp.
-Muhabir anonsu
-Aktardan görüntüler
-Genel ve detay

22.10.2019 -10.52 Haber Kodu : 191022041

=======================================

6- DEPREMDE ZARAR GÖREN VETERİNER FAKÜLTESİ YARIN 16 KONTEYNERDE HİZMETE BAŞLIYOR

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA)- SİLİVRİ açıklarında 26 Eylül'de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem ardından tespit edilen risk nedeniyle hizmete kapatılan İstanbul Üniversitesi (İÜC) Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi yarın konteynerlerde hizmet vermeye başlayacak. Hayvan hastanesi için getirilen konteyner sayısı 16'ya ulaştı.
İÜC Rektörlüğü, 26 Eylül'den sonra aldığı karar doğrultusunda üniversitenin Avcılar Kampusü'nde bulunan Veteriner Fakültesi ile Meslek Yüksek Okulu'nun yanı sıra yılda yaklaşık 60 bin hayvana klinik hizmeti veren Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi de 2 Ekim'de alınan kararla kapatıldı. Veteriner Fakültesi'nin Büyükçekmece'deki İÜC Kampusü'nde eğitime devam etmesi planlanırken, hayvan hastanesinin konteynerlerde faaliyetlerine devam etmesi kararlaştırıldı. Kızılay ile yapılan görüşmelerde, 2011 Van Depremi'nde kullanılan 6 konteyner geçen hafta Avcılar'a getirilerek İÜC Kampusü'ndeki tenis kortuna yerleştirildi. Sipariş edilen 10 yeni konteyner de dün sabah getirilerek aynı alana monte edildi. Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güven Kaşıkçı, çalışmaları yerinde izlerken, mevcut binaların akıbetinin henüz belli olmadığını, durumun netleşmesi ardından binaya geçici olarak yerleşeceklerini veya kısmen tedaviye, eğitime devam edeceklerini söyledi. Prof. Dr. Kaşıkçı, DHA muhabirine şöyle dedi:
"Merkez laboratuvar, eczanemiz, radyoloji ünitemiz; MR, tomografi ünitemiz, halen kullanılmayan hastane binasının içinde. Onları nasıl kullanabileceğimiz üzerinde çalışıyoruz. Onlar için de bir alan oluşturup, yer yapıp bunları oraya taşımayı düşünüyoruz. Buradaki tedaviye ve Büyükçekmece kampusümüzdeki eğitime 23 Ekim Çarşamba günü başlayacağız. Hazırlıklarımızı yaptık, dersliklerimizi hazırladık. Eğitim ile birlikte hayvan hastanesindeki faaliyetler başlayacak. Halkımıza, hayvanseverlere ilan ediyoruz; 23'ünden itibaren burada normal hizmetlerimize başlıyoruz. 10'u yeni, diğerleri Kızılay'ın Van depreminde kullandığı 6 konteynerdeki bütün altyapı hizmetleri önümüzdeki hafta sonunda tamamlanır hale gelecek. Mutlaka sıkıntılar devam edecek. Konteynerde hizmet vermek zor. Ama bunun üstesinden geleceğiz. Çünkü bizim bu sıkıntıları aşmaya gönüllüyüz. Yapmak zorundayız ve yapacağız."
Dekan Prof. Dr. Güven Kaşıkçı, İÜC Rektörlüğü'nün desteği ile bu sıkıntılı günlerde ciddi hizmet vermeye çalıştıklarını vurgularken, "Burada desteğe ihtiyacımız var. Vatandaşımızın, halkımızın, hayvanseverlerin bize destek olmasını bekliyoruz. Çünkü bu işi hayvanlar için, tedavilerini yapacak hekimlerin eğitimi için yapıyoruz. Devletimiz çok büyük. Mutlaka her türlü imkanı sağlıyor. Ancak, vatandaşımızın da elini atmasının yararlı olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
Fakültenin havadan görüntüleri
Kullanılmayan hastane binasının dış görüntüsü
Konteynerler tenis kortuna indirilirken
Tenis kortundaki konteynerler
Dekan Prof.Dr. Güven Kaşıkçı açıklama yaparken
Hastanede kullanılamayan MR cihazı vb. ünitelerin olduğu bölüm (Arşiv)
Hastane başkehimi Prof.Dr. Oktay Düzgün MR ve diğer görüntüleme sistemleri ile ilgili bilgi verirken (Arşiv)
Konteynerlerin genel görüntüleri

22.10.2019 - 10.43 Haber Kodu : 191022036

==================================

(ÖZEL)
7-'GECE NÖBETLERİ BİZİM ER MEYDANIMIZ'

Haber- Kamera: Özlem YURTÇU KARABULUT- Buğra BENLİOĞLU/İSTANBUL, (DHA)
Onlar, ilerlemiş yaşına veya akademik kariyerlerine rağmen, 'mecbur olmadıkları halde' halen gece nöbetlerine kalan hocalar. Hem işlerini büyük bir aşkla yapıyor hem de yeni yetişen asistanların eğitimlerine, acilin zor koşullarında da önemli katkılarda bulunuyorlar. Profesör veya doçent olmasına rağmen kamu hastanelerinde gönüllü olarak gece nöbeti tutan hocalar, bir yandan genç asistanların eğitimine 'geceleri de' katkıda bulunmaya devam ederken, bir yandan da o an acile başvuran vatandaşlara 'akademisyen' düzeyinde hizmet sunuyor.

ACİLDE BİR 'HOCADAN' HİZMET ALABİLİYORLAR
Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nurşen Keleş, nöbet tutmanın hasta ile en sıcak temas kurabildikleri alan olduğunu belirterek, "Hem de biraz er meydanımız diyelim; çünkü acil şartlarda hızlı karar verebilme yeteneği önemli bir şey" şeklinde konuştu.

Hamidiye Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu ise 56 yaşına gelmesine rağmen halde halen ayda iki kez gece nöbetlerine kaldığını söyleyerek, "Meslekteki 31'inci yılım. 12 bin gün olmuş çocuk cerrahı olalı. Aslında nöbetler de eğitimin bir parçasıö diye konuştu.

Aynı klinikte ayda üç kez gece nöbeti tutan Doç. Dr. Çetin Ali Karadağ da "Şu saatte bizim dışımızda gece çocuk cerrahisi uzmanı bulunan bir yer yoktur. Vatandaş gecenin bir yarısı özel ya da üniversite hastanesine gittiğinde bu branşta bir uzman bulamazken buraya geldikleri zaman çoğu zaman bir hoca ile karşılaşıyor" dedi.

'HIZLI KARAR ALMAYI NÖBETLERDE ÖĞRETİYORUZ'
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nurşen Keleş, ayda iki nöbete kaldığını belirterek, poliklinik şartlarında hastaların daha stabil olduğunu vurguladı ve "Nöbet şartlarında çok kısa bir sürede, çok hızlı bir şekilde karar vermeniz gerekiyor ve verdiğiniz kararların doğruluğu da çok çok önemli. Bizim gibi bu işte yıllarca tecrübe kazanmış bir de bu işin eğitim tarafıyla ilgilenmiş olan insanların asistanlarla nöbetlerde temasta olması ve bizim gözetimimizde bu işlemleri yapıyor olmaları tabii onlar için çok büyük avantaj. Sağlık Bakanlığımızın son dönemdeki politikalarıyla eğitim kadrosundaki birçok arkadaşımız da aynı benim gibi nöbet tutuyor. Hastalar da acilde kaliteli hizmeti bir doçentten veya bir profesörden alma şansını elde etmiş oluyor çoğu zaman farkında olmadanö diye konuştu.

BUGÜN BİLE YENİ BİR ŞEY ÖĞRENDİM
Çocuk Cerrahi Klinik Şefi olmasına rağmen halen kendi isteği ile nöbetlere kalan Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, "Ayda iki kez nöbet tutuyorum. Benim dışımda nöbet tutacak genç arkadaşlar da var ama ben onlarla nöbete kalmayı açıkçası büyük bir keyifle yapıyorum. Bugün beraberimde iki öğrenci asistanım var, onlarla biraz sonra beraber iki ayrı ameliyata gireceğiz. 7 yıl yurt dışında kaldım. Paris'te, Amerika'da; 64-65 yaşında hocam ayda bir kez nöbet tutardı. Eğitimin de bir parçası nöbetler. Ben öğrenmeye doymadım hala. Nitekim birkaç saat önce bin 800 gramlık bir çocuğumuzu ameliyat ettik çıktık. Ömrümüzde ilk defa gördüğümüz bir hasta anatomisi ile karşı karşıya kaldık. Bu vakayla bugün tekrar yeni bir şey öğrendik aslında" ifadelerini kullandı.

'BİZDE EĞİTİM KESİNTİSİZ DEVAM ETMEK ZORUNDA'
Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi de olan Doç. Dr. Çetin Ali Karadağ ise bir eğitim kliniğinde olduklarını ve buralarda eğitimin kesintisiz devam etmesi gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayda üç taneye kadar nöbet tutuyorum. Asistanlar gece de kalıyorlar, hocaların da aslında onlarla biraz kalması lazım. Yoksa kendi başlarına eğitimlerini ilerletemezler. Nöbet şartlarındaki eğitim, hızlı karar verme açısından çok önemli. Bir anda bir şeye karar vereceksiniz ki hastanın hayatını etkileyecek bu. Gün içerisinde polikliniğe gelen hastaların daha kronik problemleri var. Sorunlar nispeten birkaç aşamada, birkaç kişi ile görüşüldüğü için sorumluluk da bölünüyor o hastaya dair. Size düşen sorumluluklar azalıyor. Ama gece şartlarında sorumluluk sizde; o açıdan bence gece nöbetlerindeki hekimlerin sorumluluğu daha fazla.

Görüntü Dökümü:
-------------------
-Doç. Dr. Nuşen Keleş röportajı
-Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu röportajı
-Doç. Dr. Çetin Ali Karadağ röportajı
-O an acile başvuran vatandaşların görüşleri
-Genel ve detay görüntüler
22.10.2019 -11.04 Haber Kodu : 191022048

Geri Dön