İnsan büyüklüğünde yarasa fotoğrafı sahte mi?

Filipinler’de ortaya çıkan, insan büyüklüğünde yarasa fotoğrafı tartışma yarattı. Bir grup insan fotoğrafın sahte olduğunu düşünse de, fotoğraf gerçek çıktı.

İnsan büyüklüğünde yarasa fotoğrafı sahte mi?

Filipinler’de ortaya çıkan fotoğraftaki yarasa, büyüklüğü ile tartışma yarattı. Fotoğrafta yer alan yarasanın 1.5 metre boyunda olduğu düşünülüyordu. Fotoğraftaki yarasa gerçekten büyük olsa da, tahmin edildiği kadar büyük değil. Görenlerin yaşadığı göz yanılgısı ise, tamamen fotoğrafın çekildiği açıyla ilgili.

bat2

Fotoğrafta görünen yarasa türü, dev altın taçlı uçan tilki olarak bilinen bir tür. Fotoğraf ise Twitter’da @AlexJoestar622 adlı kullanıcı tarafından “Size Filipinler’de insan boyutunda yarasalar olduğunu söylediğimi hatırlıyor musunuz? Evet, işte bundan bahsediyordum” notuyla paylaşıldı. Uçan tilki veya dev yarasa olarak bilinen bu türün insan boyutunda olduğu bilgisi tam olarak gerçeği yansıtmasa da, bu tür dünyanın en büyük yarasalarından biri.

Bu türle ilgili ilginç bir diğer bilgi ise, aslında kanat uzunluğunun insan boyutunda olması. Bu tür yarasaların kanatları 1.6 metreye kadar açılabiliyor. Uçan tilki veya dev yarasa olarak bilinen bu türün gerçek boyutu ise 30.5 cm.
Fotoğrafta yer alan canlı Güney Asya’dan gizemli bir hayvan gibi görünse de, aslında bu fotoğraf akıllıca bir perspektif oyunu.

bat3

Perspektifle ilişkili teknikler kullanarak bir nesneyi olduğundan büyük ya da küçük göstermek mümkün. Bu teknik, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde de hobbitler için kullanılmıştı. Hobbitleri canlandıran aktörler, perspektif teknikleri sayesinde olduklarından daha küçük gösterildi.

Dev altın taçlı uçan tilki türüyle ilgili tek ciddi sorun, soylarının tükenmekte olduğu. Ormansızlaşma, kaçak avlanma gibi nedenlerden dolayı bu tür, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Boyutu nedeniyle görenlerde korku yaratsa da, canlılar aleminin en nazik yaratıklarından biri. Tamamen otçul olan bu tür, genellikle incir ve yaprak yiyerek besleniyor. Yalnızca Filipinler’de bulunan bu hayvanlar keşfedildiğinde üç alt türe sahipti; ancak o günden bu yana alt türlerin de nesli tükendi.