HABER

Müktesebatın içinde olmayanı bizden istemeyin

Müktesebatın içinde olmayanı bizden istemeyin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB üyeliğinin, taşıdığı anlam bakımından 83 yıllık cumhuriyetin kuruluş ideali olduğunu belirterek, "Üyelik sürecimizin aksamadan ilerlemesi noktasında AB'nin takınacağı tutum büyük önem taşıyor, attığımız son adımlar da göstermektedir ki bazılarının iddia ettiği gibi reform sürecimizde bir yavaşlama söz konusu değil, bundan sonra da olmayacak" dedi.

Başbakan Erdoğan, Conrad Otel'deki News Xchange 2006 Konferansı'na katıldı. Dünyanın bir çok ülkesinden medya temsilcilerinin katıldığı konferansta konuşan Erdoğan, "Bugün dünya gündemini günlük gelişmeler kadar, bu gelişmeleri kitlelere taşıyan, yorumlarıyla kamuoyunu yönlendiren medyanın belirlediğini biliyoruz. Uluslararası gündemi meşgul eden pek çok konu, yakın çevremizden kaynaklanmakta ve ülkemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye olarak Avrupa'dan Asya'ya, Kafkaslar'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyanın merkezinde yer alıyoruz. Gelişmelerden birinci dereceden etkileniyoruz. Sorumluluklarımızı eksiksiz bir şekilde yerine getirmenin gayreti içindeyiz. Dış politikamızda istikrar, güvenlik ve refah arayışı egemendir. Bugün de geniş bir çerçeveden baktığımızda Türkiye'nin kritik bölgede iyiden yana bir güç olarak barış ve istikrar için ne kadar yoğun bir gayret içinde olduğunu açıkça görürsünüz" dedi.

Erdoğan, iç istikrarını sağlayamayan bir ülkenin, dışarıda istikrara katkıda bulunmasının beklenemeyeceğini söyledi. Türkiye'nin zor bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Düşman üretmek değil dost kazanmak, hükümet olarak dış politikamızın temel parametrelerinden biridir. Biz içeride siyasi ve ekonomik istikrarı sağlarken, bölgemizde ve dünyada da barış ve istikrara katkıda bulunabilmek için çok çabalar sarf ettik, hala da sarf ediyoruz. Zor bir coğrafyada bulunuyor ve zor bir dönemden geçiyoruz. Etrafımızda yaşanan bütün olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye bu dönemde demokratik reformlarla ekonomik kalkınmasını birlikte yürüterek örnek bir istikrar ve refah adası haline gelmiştir. Türkiye'nin şanslı bir dönemden geçtiğini söyleyebiliriz" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca kısır koalisyon çalışmalarından kaynaklanan belirsizlik, istikrarsızlık ve güvensizlik ortamını geride bıraktığını belirterek, "Tek parti hükümeti olarak yaptığımız reformlar, Türkiye'nin önünü açmıştır. 4 yıl önce seçimi bugün yapmıştık ve özellikle de 4 yılını dolduran bir hükümet bizden önce olmadı. İlk defa 4 yılını dolduran hükümet biz oluyoruz. Ciddi mesafeler aldık. Bugün Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri haline gelmiştir. Ekonomimiz sağlam ve dirençli bir yapıya büründü. Yıllık uluslararası doğrudan yatırımlar 9.7 milyar dolara çıktı. Bütün bunlar siyasi istikrar ve kararlı politikaların neticesidir. Buralara durup dururken gelinmedi" açıklamasında bulundu.

İstikrar ve güvenin çok önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, hükümetin izlediği kararlı politikalar ve öncülük ettiği hızlı değişim sürecinin, ekonomik alanla sınırlı olmadığını söyledi. Erdoğan, "Değişim ve reform, ülkemizde son bir kaç yılın her anlamda ana temasını oluşturmuştur. Bu sayede Türkiye tam üyelik müzakerelerini başlatmak için gereken kriterleri karşılamış, AB'ye katılacak kapasiteyi taşıdığını ortaya koymuştur. AB üyeliği taşıdığı anlam bakımından 83 yıllık cumhuriyetimizin kuruluş idealidir. AB süreci bizim için cumhuriyetimizin çağdaşlaşma felsefesi doğrultusunda medeni milletler arasında saygın bir yer edinme, özgür ve müreffeh dünyanın itibarlı bir üyesi olma hedefinin bir tezahürüdür. Bu hedef, insanımızın en ileri refah ve özgürlük standartlarına ulaşması, daha iyi bir hayat sürmesi, bizim dünya ile kucaklaşmasını sağlayacak bir projedir. Hükümetimiz de AB üyeliğini bu sebeple temel bir stratejik yönelim olarak görmektedir" dedi.
AB üyeliği yolunda yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

"AB yolunda anayasamızın 3'te 1'i değiştirilmiş, uyum paketleri çıkarılmış, bir çok yasal ve idari düzenleme hayata geçirilmiştir. İnsan hakları, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü gibi ilkeler Türk insanının günlük yaşamına daha etkin bir biçimde yansımıştır. Reform çalışmalarına hız kesmeden aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Uyum yasalarının çıkarıldığı dönem, bir de uygulama boyutu var. Uyum yasalarının çıkarılması kolaydır. Ana muhalefetle mutabakatınız yoksa biraz zorlanırsınız. Sonra bir diğer süreç başlıyor. Uygulama bölümftikrara katkıda bulunmasınınünde zihniyet değişimi başarılmalı. Zihniyet değişiminde de kesinlikle halkın bu uyum yasasıyla uyumlu olarak bir çok alışkanlıklarını değiştirme dönemi. Bu zaman alacaktır, kolay değil. Yüzyıllara dayalı gelenekler var, bunlardan koparacaksınız."
Erdoğan, 9. reform paketi kapsamındaki tasarıların büyük ölçüde kanunlaştığını söyledi. AB yolundaki Türkiye'nin, bu işi neticelendireceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Attığımız son adımlar da göstermektedir ki, bazılarının iddia ettiği gibi reform sürecimizde bir yavaşlama söz konusu değil, bundan sonra da olmayacak. Çıkarılan yasaların uygulanması da bir neticeye ulaştırma noktasında ısrarla kovaladığımız bir konu. AB'ye tam üyelik yolunda tarama sürecimiz sona ermiştir. Tarama faslında bizler gerek tanıtma sürecini, gerekse ayrıntılı tarama sürecini bitirdik. Müzakerede de bir faslı artık geride bıraktık. Şu anda 4 fasıl da yine aynı şekilde açık kapamaya hazır hale gelmiştir. Spekülasyonlar yapılıyor. Bunlara rağmen biz ısrarla, kararlılıkla bunu da aşacağız. Üyelik sürecimizin aksamadan ilerlemesi noktasında AB'nin takınacağı tutum büyük önem taşıyor. Niçin AB müktesebatıyla ilgili olarak buraya bazı siyasi yaklaşımlar ileri sürmek suretiyle yaklaşıyorsunuz? Müktesebatın içinde ne varsa, bizden onu isteyin. Müktesebatın içinde olmayanları bizden istemeyin. Biz bunları yerine getiriyorsak, bize gereken, samimi, dürüst yaklaşımı gösterin, yerine getirmiyorsak bize 'hayır' deyin. Bu sürecin yapay sorunlarla tıkanmasına asla müsaade edilmemeli" dedi.

Başbakan Erdoğan, bu durumun küresel barış ve istikrar açısından da son derece önemli olduğunu belirterek, "AB de bu büyük resmi görecek, çözüm yeri ve tarafları farklı olan siyasi bir takım konular yüzünden müzakerelerin çıkmaza girmesine izin vermeyecektir. Biz başından beri Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Rum tarafının ise seçimini çözümsüzlükten yana kullandığı son derece açıktır. Bir çok medya mensubu bu süreci biliyor. KKTC her konuda hala cezalandırılıyor. Kuzey Kıbrıs, kara para aklama yeri mi, terör rüzgarlarının estiği bir yer mi. Neden bu cezalandırılma yapılıyor. Bizim genelkurmay başkanımız karşılıklı olarak Yunanistan'a gitti. İade-i ziyaret gerçekleştirildi. Bunlar güzel adımlar. Düşman üretmek hiçbir şey kazandırmıyor insanlara, dost kazanmak önemli. Bütün bu gayretlerimiz karşısında bu planın reddine rağmen alınan karar sebebiyle hala üzüntü içerisindeyiz. Şimdi Finlandiya, dönem başkanlığında dışişleri bakanlarını toplamak istedi. Yunanistan 'ben dışişleri bakanımı göndermem' dedi. Yunanistan göndermezse, Türkiye niye göndersin. Böyle bir yaklaşım tarzına Türkiye olarak bizim gelmemiz mümkün değil. İnsaf ölçülerine sığmayan bir izolasyonla karşı karşıya olan bir Türk tarafı var" diye konuştu.
Erdoğan, şöyle konuştu:

"Güney Kıbrıs'ın muhatabı Türkiye değil, KKTC'dir. Kıbrıs sorununun çözüm zemini AB değil, Birleşmiş Milletler'dir. Bölgemizde ve dünyada her türlü çatışma tehlikesine karşı barış ve ittifakı öneriyor, buna öncülük ediyoruz.

Farklılıklarımız, birbirimizi ötirara katkıda bulunmasınınekileştirmemize değil, daha yakından tanımamıza sebep olmalıdır. İnsan bilmediğinin, tanımadığının düşmanıdır. Bence farklı kültür ve dinleri kapsayan medeniyet havzaları peşin hükümlerle birbirlerini mahkum etmek yerine, birbirini anlamaya çalışmalıdır. Hepimiz ortak geleceğimiz adına ön yargılarımızı tahrik eden söz ve davranışlardan özenle kaçmak durumundayız. Zaman zaman meydana gelen bazı cesaret kırıcı gelişmelerin, işbirliği çabalarımıza engel olmasına izin vermemeliyiz. İletişim teknolojisinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde, buna tezat oluşturacak biçimde farklı kültürler arasında ciddi bir iletişim kopukluğunun yaşandığını görmek son derece üzücü".

Küreselleşme çağında, ülkeler arasında bazı zihinsel duvarlar olabildiğine dikkat çeken Erdoğan, küreselleşmenin toplumlar üzerinde bazı olumsuz etkiledi bulunduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, "Bu olumsuz ve ters etkiler, bir yerlerde hata yaptığımızı gösteriyor. Büyük ölçüde küreselleşmeye hazırlıksız yakalanmamızdan kaynaklanan bir iletişim kazasına kurban gidiyoruz. Küresel barış gündemden düştü, gündeme küresel terör oturdu. Hep birlikte dayanışma halinde mücadele vererek bu durumu değiştirmek durumundayız. Dünyada yaşanan bütün sorunlara karşı insanlığın iyiliğinden yana olanlar hep birlikte mücadele etmeli. Bu konuda medyaya, medya yöneticilerine ve siyasetçilere büyük sorumluluklar düşüyor. Zaman zaman medyada Türkiye ile ilgili geçmişten gelen ön yargılara dayalı yorumlar yapıldığını görüyoruz. Bundan dolayı çok üzgünüz. Yazılanları gördüğümüzde çoğu zaman 'bu bahsettikleri ülke acaba bizim ülkemiz mi?' diye de soruyoruz. Bu tür yaklaşımlar gerçeğe yönelik doğru haberciliğe hizmet etmediği gibi, birbirimizi daha iyi anlamamıza da yardımcı olmamaktadır. Bizi birbirimizden uzaklaştıran unsur budur. Haberin, bilginin kaynağına kolayca ulaşıldığı günümüzde medyadan sorumluluk içinde hareket etmesini beklemek hepimizin hakkıdır. Özgür medya olmadan açık toplum ve işleyen bir demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Yorum özgürlüğü ile hakaret mutlaka birbirinden ayırt edilmeli" açıklamasında bulundu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön