Sakarya Üniversitesi'nde Türkiye'nin yeraltı kaynakları konuşuldu.

SAKARYA (İHA) - Sakarya Üniversitesi Doğal Afetler ve Yerbilimler Kulübü tarafından düzenlenen '1. Ulusal Doğal Afetler ve Yerbilimleri Sempozyumu' kapsamında Prof. Dr. Ahmet Ercan, Prof. Dr. İlyas Yılmazer, Prof. Dr. Tahir Öngör'ün katıldığı 'Türkiye'nin yeraltı kaynaklarının durumu ve geleceğimiz' konulu panel gerçekleştirildi.
Osmanlı'dan bu yana Anadolu'nun yeraltı kaynaklarının emperyalist devletler tarafından işletildiğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Ercan, "Tarih boyunca Anadolu çeşitli toplumların ilgi odağı oldu. Bu toplumlar Anadolu'daki yeraltı kaynaklarını kullandı. Ancak bizde madencilik kültürü yok. Sömürüler ve savaşların nedeni yeraltı kaynaklarıdır. ABD, Irak'ı demokrasi götürmek için değil, dünya petrollerinin yüzde 10'unu almak için işgal etti. 1975 ve 2004'te çıkarılan Maden Yasası'yla yabancılar, Türkiye'de Türk vatandaşı gibi maden çıkarma hakkı kazandı. Tanımadığın Güney Kıbrıs bile senin toprağında maden alanı kapatabiliyor. Yunanlılar bile Türkiye'de birçok maden yatağını işletiyor. Osmanlı borçlandırılarak maden sahaları İngiltere, Fransızlar ve Almanlara açıldı. Emperyalist ülkeler daha sonra bu yeraltı kaynaklarını paylaşmada anlaşmazlığa düştü ve 1. Dünya Savaşı çıktı. Daha sonra ABD bizim petrol yasamızı çıkardı. 1985 yılında Turgut Özal yabancıları madenlerimizi çıkartın diye davet etmiştir. 2004 yılında da Maden Yasası çıkarıldı. Türkiye'de 3 türlü madenci var. Bunlardan birincisi bizden biri Türk. Emeğiyle çalışan, yoksul madenci tipi. İkincisi, yurt kaynaklarını madencilere peşkeş çeken, kazanç için sömürücülerle işbirliği yapan madenci tipi. Üçüncüsü, Türkiye'deki maden kaynaklarını yağmalayan ve yasa koyduran madenci tipi. Türkiye'deki maden yasalarını yaptıran bunlardır. Maden Yasası Anayasa'ya aykırıdır. Maden yatakları halk ve çevre sağlığını olumsuz etkiliyor. Yasa ile toprak satışından 10 milyar dolar gelir elde edilecek. Toprağını satmak karısını satmak gibidir. Ben 10 milyar doları toprağı satarak kazanıyorum. Türkiye'de madencilik Türkiye'nin ve Türk halkının yararı olmadan yapılmak isteniyor. Maden Yasası'nın Türk halkının menfaatine değiştirilinceye kadar, Türkiye'de madenciliğin askıya alınması gerekiyor. Olay siyanürün çok ötesinde, olay soygundur" dedi.

Türkiye'nin yeraltı kaynakları konusunda bağımsız politikalar izlemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. İlyas Yılmazer ise "Üniversitelerde bilim yok. İstanbul-Ankara Otoyolu, bu ülkenin yüzde 60'ını ilgilendiriyor. Bu yol 165 kilometre uzun yapıldı. Bu yolun Türkiye'ye yıllık kaybı 7.2 milyar dolardır. Bu yolun 250 kilometresi Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde. 12 Kasım depreminde yıkıldı. Her aşamasında İtalyanların olduğu bu yolun yapımı için 18 profesör imza attı. 167 milyon dolara ihale edilen Bolu Dağı Tüneli için de 1.5 milyar dolar para harcandı" diye konuştu.

Türkiye'nin yeraltı kaynakları açısından çok zengin olduğunu ifade eden İlyas Yılmazer, "Tunceli'nin Ovacık'ında çok değerli bir kaynak su var. Burası hayata geçirilirse yılda 540 milyar dolar kazanabiliriz. Çünkü alıcısı 300 kilometre aşağıda. Suriye'den başlıyor Kuzey Afrika'ya kadar ülkeler bu suyu alır. Munzur kaynaklarını değerlendirirseniz çok büyük kaynak sağlarsınız. Amerikalıları, Tunceli Ovacık'a sokmayınca, 1989'da burada olağanüstü hal ilan edildi. Sonra biz giremedik. Buranın değeri 550 milyar dolar. Bu projeyi hayta geçirirsek bağımsızlığımız gelir. Bugüne kadar ki bakanlar, şimdiki de dahil, hocam haklısın ama bu kaynağı tek başımıza bize yedirmezler diyor" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan madencilik çalışmalarını anlatan Prof. Dr. Tahir Öngör, "Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kendine ait bir maden işletme politikası var. Bu modeli Hindistan ve Çin hala uyguluyor, vazgeçmiyor. Ancak biz bu modelden vazgeçtik. Eti Bank holding haline getirildi. Yabancı sermayeli bir madencilik anlayışına yönelindi. Kanada Toronto Maden Borsası kaynaklı şirketler ülkemize üşüştü. Yabancı şirketler, Türkiye'de alt firmalar kuruyor. Türkiye'de çıkarılan madenler ham olarak dışarı satılıyor ve daha sonra bunları çok pahalı olarak metal olarak geri alıyoruz. Yeraltı kaynaklarını satarak kalkınan ülkeler, hedeflerine ulaşamadılar, sadece yeraltı kaynaklarını kaybettiler. Türkiye mermercilikte en iyi ülke. İtalya'yı bile geçtik. Ama bu sektörde Çin dahil olmak üzere yabancı ülkelerin eline geçti" diye konuştu.