HABER

Türkiye, sokakta kaybolacak küçük çocuk değil

Türkiye ile ilgili ''eksen kayması'' tartışmalarının yürütülmesi ya da ''Türkiye'yi kimin kaybettiği'' tarzında toplantılar düzenlenmesiyle ilgili ''Türkiye, sokakta kaybolacak küçük bir çocuk değil.

WASHINGTON (A.A) - 28.09.2010 - Türkiye-ABD Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, Washington'da bazı kesimlerce Türkiye ile ilgili ''eksen kayması'' tartışmalarının yürütülmesi ya da ''Türkiye'yi kimin kaybettiği'' tarzında toplantılar düzenlenmesiyle ilgili ''Türkiye, sokakta kaybolacak küçük bir çocuk değil. Türkiye, ne yaptığını bilen tecrübeli dış politika kadrosuna sahip büyük bir ülke'' dedi.

Washington'da temaslarda bulunan Türkiye-ABD Dostluk Grubu heyeti üyeleri Kınıklıoğlu ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Grubu Başkanı AK Parti Sakarya Milletvekili Erol Aslan Cebeci, AK Parti Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel, CHP Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı ve MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen, ABD'deki önemli düşünce kuruluşlarından Woodrow Wilson Center'da düzenlenen ''Türkiye'nin Komşuluk İlişkileri: Türkiye-ABD İlişkilerine Etkisi'' başlıklı toplantıda konuştu.

Kınıklıoğlu, Türkiye'nin son 7-8 yılda, ''tüm komşularının düşman olduğu ya da ülkeyi bölmeye çalıştıkları gibi algılar yerine, temas, diyalog ve ticaretin geliştirilmesi şeklinde yeni yaklaşımlar geliştirdiğini'' söyledi.

Türkiye'yi, ''Avrupa'nın kenarında veya NATO'nun güneydoğu köşesini koruyan bir ülke olarak değil, birbiriyle kesişen 5 bölgenin merkezinde görmek gerektiğine'' işaret eden Kınıklıoğlu, Soğuk Savaş sonrası dönem ve değişen güvenlik ortamının Türkiye'nin komşularıyla etkileşime geçmesi ihtiyacını doğurduğunu, bunun da, ''komşularla siyasi diyaloğu geliştirme, ticari bağlantıları artırma ve halktan halka temasları teşvik etme'' biçimlerini içerdiğini anlattı. Kınıklıoğlu, Türkiye'nin bu politikasının temelinde yatan unsurun ise ''malların, halkların ve fikirlerin bu coğrafyada serbest akışı olduğunu'' kaydetti.

Özellikle Amerikan bakış açısından ve Türk-Amerikan ilişkilerindeki belli konulardan bahsederken, Ankara'nın yakın çevresine ve komşularına nasıl baktığını ve bunun Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerine nasıl yansıdığını anlamanın önemli olduğunu ifade eden Kınıklıoğlu, ''Eğer Türkiye'nin doğalgazının yüzde 12'sini İran'dan ithal ettiğini, dış politikamızın temel bir öğesinin, komşularımız arasında karşılıklı bağımlılığın yaratılması olduğunu, böylece bölgede sorunlar ve istikrarsızlıkların giderek daha fazla önüne geçilebileceğini anlamazsak, bu ülkelere ve bölgeye yönelik politikamızın bazı ayrıntılarını da anlamanız zor olacak'' diye konuştu.

-''TÜRKİYE SOKAKTA KAYBOLACAK ÇOCUK DEĞİL''-

Kınıklıoğlu, Washington'da bazı kesimlerce, Türkiye'nin yakın çevresiyle entegrasyonunun ''tehdit, eksen kayması'' şeklinde değerlendirilmesi ve ''Türkiye'yi kim kaybetti'' gibi toplantıların düzenlenmesiyle ilgili olarak da ''Türkiye, sokakta kaybolacak küçük bir çocuk değil. Türkiye, ne yaptığını bilen, tecrübeli dış politika kadrosuna sahip büyük bir ülke'' dedi.

Türkiye'nin, aslında ''Soğuk Savaş sırasında komşularıyla etkileşime geçemediği anormal durumu düzeltmeye çalıştığını'' ifade eden Kınıklıoğlu, ''Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın da defalarca söylediği gibi, eğer Anadolu'da huzur içinde uyumak istiyorsak, Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Karadeniz'de, Orta Doğu'da istikrar olmalı'' diye konuştu.

Kınıklıoğlu, ''komşularıyla etkileşim içinde olan bir Türkiye'nin, ABD'nin de bölgede daha etkili ortağı olabileceği, komşularıyla sorunlar yaşayan bir Türkiye'nin ise batılı müttefiklerinin bu kadar etkin ve değerli ortağı olamayacağı'' yorumunda bulundu.

Türkiye'nin yeni dış politikasıyla, birçok ülkeye, bazı noktalarda, ABD'nin de aralarında bulunduğu birçok aktörden daha fazla erişim imkanı ve etkileme gücüne sahip olduğunu ve bunun ABD için fırsat yarattığını belirten Kınıklıoğlu, Amerikalıların Türkiye'nin dış politika açılımlarını önyargılı bakışla değerlendirmemesi ve Türkiye'yi bu komşuluk perspektifinden anlaması gerektiğini kaydetti.

-''BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM GÖSTERİLMELİ''-

Mithat Melen de Türkiye'deki ekonomik ve siyasi istikrarın, bölgedeki ekonomik ve siyasi istikrarla çok bağlantılı olduğunu söyledi. Bölgedeki ekonominin, ülkelerin dış politikalarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini de etkilediğine dikkati çeken Melen, komşuluk politikasının bu açıdan sadece bir gerçek değil, bir gereklilik olduğunu ifade etti.

Bölgede, Avrupa ile ortaklığın da ekonomiden geçtiğine işaret eden Melen, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi gereğine de vurgu yaptı.

Emrehan Halıcı da, Türkiye'nin günümüzde, uluslararası alanda güvenlik ve refahın teşvik edilmesi konusunda daha önceden hiç olmadığı boyutta önemli bir bölgesel role sahip olduğunu anlattı.

Türkiye'nin artık komşularıyla daha fazla sorumluluğunun bulunduğunu işaret eden Halıcı, dış politikaya iç meselelerin karıştırılmaması, bu konuda iktidarı ve muhalefetiyle bütüncül bir yaklaşım gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

Halıcı, bir soru üzerine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilerleyen tarihlerde ABD'ye geleceğini ve burada bir ofis açmayı planladıklarını söyledi.

-''İRAN POLİTİKAMIZ, DİNİ DAYANIŞMAYI DEĞİL, SOMUT ÇIKARLARI TEMEL ALIYOR''-

Kınıklıoğlu, bir soru üzerine, Türkiye'nin İran politikasının, dini dayanışma temeline değil, iş, enerji gibi alanlardaki somut çıkarlara dayandığını vurguladı.

Türkiye'nin, nükleer silah sahibi bir İran istemediğini, ancak bunun önlenmesinin yöntemi konusunda ABD ile fikir ayrılığının bulunduğunu belirten Kınıklıoğlu, diplomasinin önemine dikkate çekerek, şimdi Tahran Bildirisi'nin yeniden canlandırılmakta olduğunu ve bunun ABD tarafından giderek daha fazla desteklendiğini söyledi. Kınıklıoğlu, ''bildirinin ileriye doğru atılmış önemli adım olduğunun, Türkiye'nin dost ve müttefikleri tarafından da giderek daha güçlü şekilde farkedildiğini'' kaydetti.

''Türkiye'nin komşularının tümünün demokratik olmadığına, aralarında farklı siyasi kültürlere sahip ülkeler bulunduğuna'' işaret eden Kınıklıoğlu, ''Onlara diyalog imkanı sunarak, ticaret yaparak, oralara entegre olarak, vizeleri kaldırarak ve halktan halkta temasların önünü açarak, onları, sizin ve benim görmek istediği noktaya getirmemiz de daha kolaylaşır'' diye konuştu.

-''ÖZÜR VE TAZMİNAT...''-

Kınıklıoğlu, başka bir soru üzerine, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalizasyon süreci konusunda, Türkiye'deki 2011 genel seçimlerden sonra bu süreçte daha fazla ilerleme sağlanmasını umduğunu söyledi.

Bir soru üzerine, İsrail'den Mavi Marmara gemisine saldırısı dolayısıyla özür ve tazminat beklendiğini hatırlatan Kınıklıoğlu, Türkiye'nin konunun hukuksal alandan siyasi arenaya taşınıp daha da kötü hal almamasını istediğini vurguladı. Kınıklıoğlu, Türkiye'nin ''şart koşuyor ya da talepte bulunuyor'' gibi değil, ''iki dost ülke arasındaki bir sorunu aşmanı yolunu öneriyor'' gibi görülmesi gerektiğini belirtti.

Erol Aslan Cebeci de, aynı soru üzerine, Türkiye'nin İsrail'den beklentisinin karşılanmasıyla, iki ülke arasındaki ilişkilerin eski haline dönmemesi için bir neden görmediğini söyledi.

Cüneyt Yüksel de, Türkiye ile İsrail halkları arasında yüzyıllardan gelen bir dostluğun bulunduğunu, Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olduğunu hatırlatarak, ''Ancak hiçbir şey olmamış gibi de davranamayız. Tabii ki İsrail'den gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Uluslararası hukukun ışığında Türkiye, İsrail'den özür ve tazminat bekliyor'' diye konuştu.

Kınıklıoğlu, bir gazetecinin, "ABD Kongresi'nin bazı üyelerinin İHH'yi terör örgütü ilan etme çabasına" yönelik soru üzerine, IHH'nin hükümete bağlı kuruluş olmadığını belirterek, "Bizim istihbaratımızda, IHH'nin terör örgütü olduğuna yönelik bir veri yok" dedi.

-''İRAN KONUSUNDA YÖNTEM FARKLILIĞI, ORTAKLIK TEHLİKEDE ANLAMINA GELMEZ''-

Kınıklıoğlu, yine bir soru üzerine, Türkiye ve ABD'nin uzun yıllardır birçok konuda birlikte çalıştığını ve ortak çıkarları bulunduğunu hatırlatarak, sadece İran konusundaki yöntem farklılığının, Türk-Amerikan ortaklığının tehlikede olduğu anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

Ancak ABD Temsilciler Meclisi'nde bu konuya şüpheyle yaklaşanların bulunabildiğini belirten Kınıklıoğlu, ''Hem iktidara hem muhalefete düşen görev, Amerikalı meslektaşlarımızı Türkiye'de gerçekte neler olduğu konusunda bilgilendirmek. Eğer Türkiye'yi ziyaret ederseniz ya da Türkiye'yi araştırırsanız, giderek büyüyen, güçlü, bölgesel olarak önemini korumaya devam edecek olan bir ülke görürsünüz'' diye konuştu.

-''AMERİKALILAR AKILLI İNSANLAR''-

Temsilciler Meclisi'ndeki Türk Dostluk Grubu'nun 119 üyesinin bulunduğuna da dikkati çeken Kınıklıoğlu, ''Hiç kimse Türkiye'nin değiştiğini inkar etmiyor. Ancak Amerikalılar akıllı insanlar, genel olarak değişen koşullara birçok Avrupalı dostumuza göre daha hızlı uyum sağlıyorlar, bu nedenle ABD bir süper güç. Onların, Türkiye ile ilgili zihniyet değişikliğini de yapabileceklerini düşünüyorum. Türkiye'nin değişmesi, bunun olumsuz bir değişim olduğu anlamına gelmiyor" dedi.

ABD Başkanı Barack Obama'nın ABD'nin Ankara Büyükelçiliğine aday gösterdiği Francis Joseph Ricciardone'nin atamasının Senato Genel Kurulu tarafından hala onaylanmamasına yönelik soru üzerine, konunun hızlı çözümünü beklediklerini belirten Kınıklıoğlu, ''kim olursa olsun, ABD'nin büyükelçisinin atanmasından memnuniyet duyacaklarını, kimin atanacağı konusunun ise ABD'nin kendi iç kararı olduğunu'' kaydetti.

Ankara'da Amerikan büyükelçisi bulunmadığını görmek istemediklerini ifade eden Kınıklıoğlu, Kongre'deki temaslarında bu konuyu gündeme getirmelerinin doğru olmadığını, bunun Amerikalıların kendi iç meselesi olduğunu sözlerine ekledi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön