Bilimsel adı Hypericum perforatum olan sarı kantaron, içerdiği hypericin ve hyperforin gibi aktif bileşenler sayesinde birçok biyolojik etki gösterebiliyor. Bu nedenle bitki, hem bitkisel tedavi alanında hem de modern tıp araştırmalarında incelenmeye devam ediyor.

Sarı kantaron, Avrupa’da bilim insanlarının en çok araştırdığı tıbbi bitkilerden biri olarak gösteriliyor. Avrupa Birliği’nin ilaç kurumlarından European Medicines Agency (EMA) tarafından yapılan değerlendirmelerde, kantaron bitkisinden elde edilen özlerin özellikle hafif ve orta düzey depresyon belirtilerinde destekleyici olarak kullanılabileceği belirtiliyor. Bu nedenle Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde kantaron üzerine uzun yıllardır çok sayıda bilimsel çalışma yürütülüyor.
Bu çalışmaların bir kısmında bitkinin etkisi bazı antidepresan ilaçlarla karşılaştırılmış ve özellikle hafif depresyon vakalarında benzer etki gösterebildiği rapor edilmiş.

Araştırmalar yalnızca ruh sağlığıyla sınırlı değil. Bilim insanları kantaronun antioksidan, antimikrobiyal ve antiinflamatuvar özelliklerini de incelemeye devam ediyor. Bazı deneysel çalışmalar bitkinin kanser hücreleri üzerinde etkili olabilecek bileşikler içerdiğini de ortaya koymuş durumda.

Araştırmaların işaret ettiği bazı potansiyel faydalar şöyle;
Hafif ve orta düzey depresyon belirtilerinin azaltılmasına destek olabilir.
Kantaron yağı özellikle küçük yaralar, kesikler, yanıklar ve cilt tahrişlerinde geleneksel olarak kullanılır. Antibakteriyel ve iltihap azaltıcı etkileri olduğu düşünülmektedir.
Antibakteriyel ve antiinflamatuvar etkiler gösterebilir.
Sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etki oluşturabilir.
Antioksidan bileşenleri sayesinde hücre hasarına karşı koruma sağlayabilir. Araştırmalar kantaronun bazı iltihap süreçlerini baskılayabilen bileşenler içerdiğini göstermektedir.

Sarı kantaron aslında yeni keşfedilmiş bir bitki değil. Antik çağlardan beri çeşitli kültürlerde yara tedavisi ve sinir sistemi rahatsızlıkları için kullanıldığı biliniyor. Günümüzde ise bu geleneksel bilgiler, modern bilimsel çalışmalarla yeniden değerlendiriliyor. Uzmanlar, kantaronun güçlü biyolojik etkileri olabileceği için özellikle ilaç kullanan kişilerin doktor önerisi olmadan düzenli tüketmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.

Malzemeler
Bir avuç taze sarı kantaron çiçeği
Zeytinyağı
Cam kavanoz
Tülbent veya ince süzgeç
Yapılışı
Kantaron çiçeklerini topladıktan sonra üzerindeki toz ve küçük böcekleri temizleyin. Yıkamak yerine mümkünse hafifçe silmek tercih edilir çünkü su bitkinin yağla temasını azaltabilir.
Temizlenen çiçekleri cam kavanozun içine koyun. Kavanozun yaklaşık yarısını dolduracak kadar kantaron olması yeterlidir.
Üzerini tamamen kaplayacak şekilde zeytinyağı ekleyin. Bitkilerin yağın içinde kalması önemlidir.
Kavanozun kapağını kapatın ve güneş alan bir yerde yaklaşık 3–4 hafta bekletin. Bu süreçte yağın rengi zamanla kırmızıya yakın bir tona dönüşür. Bu renk değişimi kantaronun içindeki bazı bileşiklerin yağa geçmesinden kaynaklanır.
Bekleme süresi tamamlandıktan sonra karışımı tülbentten geçirerek süzün ve temiz bir cam şişeye alın.
Nasıl saklanır?
Kantaron yağı güneş görmeyen serin bir yerde saklanmalıdır. Bu şekilde uzun süreler boyunca kullanmanız mümkün.
Geleneksel kullanımda kantaron yağı:
küçük kesik ve yaralarda
yanık ve güneş yanıklarında
cilt tahrişlerinde
kuruluk ve çatlaklarda kullanılır.
Okuyucu Yorumları 0 yorum