HABER

"Zarifoğlu kimlik bunalımı yaşayan bir toplumun köklerini keşfetmiştir"

Şair ve yazar Mürsel Sönmez: - "Cahit Zarifoğlu, annesine, Anadolu'suna, kendi köklerine kaçmıştır. O köklerde de tasavvufi bir neşve bulmuş, o neşveyle bir anlamda ömrünün son deminde 'neylerse güzel eyler' deyivererek bu dünyadan göçmüş özel bir isimdir" - "Cahit Zarifoğlu, yazdığıyla kendisi arasında mesafe bırakmayan, içselleştirmenin ya da yakınlığın getirdiği büyük acıyı, yazdıklarında örtük bir dille söyleyerek ifade edebilen biri"

İSTANBUL (AA) - AHMET ESAD ŞANİ - Şair ve yazar Mürsel Sönmez, İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan ağır trajedilerden dolayı içine kapanan ya da Hint mistisizmine yönelen aydınların olduğuna işaret ederek, "Cahit Zarifoğlu annesine, Anadolu'suna, kendi köklerine kaçmıştır. O köklerde de tasavvufi bir neşve bulmuş, o neşveyle bir anlamda ömrünün son deminde 'neylerse güzel eyler' deyivererek bu dünyadan göçmüş özel bir isimdir." dedi.

Eserleriyle bir döneme ışık tutan, Türk edebiyatının "zarif" şairi Cahit Zarifoğlu'nun vefatının üzerinden 31 yıl geçti.

Zarifoğlu edebiyat çevrelerinde güçlü şiir dili ile tanınırken, kurduğu edebi dili ise güncelliğini ve etkileyiciliğini bugüne kadar korudu.

Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zarifoğlu'nun kültürel anlamda boşluğa düşmüş, kimliğini kaybetmiş, yoksullukla, köyle şehir arasında kalarak trajedisi arttırılmış bir halkın içinden çıkan bir feryat olduğunu söyledi.

- "Cahit Zarifoğlu, annesine, Anadolu'suna, kendi köklerine kaçmıştır"

Zarifoğlu'nun, şiirleri, nesri ve yazdıklarıyla, kimlik bunalımı yaşayan bir toplumun köklerini keşfetmiş olmanın heyecanıyla o köklere atıfta bulunduğunu aktaran Sönmez, Zarifoğlu'nun bunu Batılı bir formla şiir, hikaye ve nesir olarak ortaya koyan özel, nadir ve nadide isimlerden biri olduğunu dile getirdi.

Sönmez, "Cahit Zarifoğlu, yazdığıyla kendisi arasında mesafe bırakmayan, içselleştirmenin ya da yakınlığın getirdiği büyük acıyı, yazdıklarında örtük bir dille söyleyerek ifade edebilen biri." diye konuştu.

Bir aydın hikayesi olarak Zarifoğlu'nu değerlendiren Sönmez, şu değerlendirmede bulundu:

"Merhum Zarifoğlu, Gazali'nin medreseden tekkeye kaçması serüvenini de yaşamış birisidir. Salt entelektüelizmin kendisi için de söz söyledikleri için de yeterli derecede kurtarıcı ya da ferahlatıcı bir değer olmadığını ileriki yaşlarında fark etmiştir. Bu fark ediş Gazali'nin medreseden tekkeye, inzivaya kaçması gibi bir serüvendir. Nitekim benzer hikayeler Batı'da da gerçekleşmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan ağır trajedilerden dolayı içine kapanan ya da Hint mistisizmine yönelen aydınlar vardır. Cahit Zarifoğlu, annesine, Anadolu'suna, kendi köklerine kaçmıştır. O köklerde de tasavvufi bir neşve bulmuş, o neşveyle bir anlamda ömrünün son deminde 'neylerse güzel eyler' deyivererek bu dünyadan göçmüş özel bir isimdir."

- Cahit Zarifoğlu

1 Haziran 1940'ta Ankara'da dünyaya gelen şair Abdurrahman Cahit Zarifoğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi.

"Diriliş" ve "Edebiyat" dergilerinde şiirleri yayımlanan ve "Mavera" dergisinin 1976'daki kuruluş çalışmalarında yer alan Zarifoğlu, hayatı boyunca birçok esere imza attı. Zarifoğlu, "İşaret Çocukları", "Yedi Güzel Adam", "Korku ve Yakarış" ve "Menziller" isimli önemli eserlerin yanı sıra çocuk hikayeleri, çocuk şiirleri, romanlar, denemeler ve tiyatro eserleri yazdı,

"Yaşamak" adlı günlüğündeki "Ne çok acı var" ifadesiyle bilinen ve şiirleri "Türk Dili", "Soyut", "Papirüs", "Yeni Dergi", "Diriliş", "Edebiyat" ile "Mavera" dergilerinde yayımlanan Zarifoğlu, 7 Haziran 1987'de İstanbul'da vefat etti.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön