Mynet Trend

Bir döneme damga vuran dünyanın en zeki insanı: William James Sidis

IQ seviyesi yüksek olan ve zekalarıyla adlarını tarihe yazdıran pek çok isim vardır. Albert Einstein, Isaac Newton ve Mark Zuckerberg bu isimler arasındadır. Bu isimlerden daha zeki olduğu söylenen William James Sidis, ilkokulu yaklaşık 9 ayda bitirdi, 11 yaşında Harvard Üniversitesi'ne girdi. Hatta öldüğünde öğrenilebilen bütün dilleri konuşabiliyordu.

Bir döneme damga vuran dünyanın en zeki insanı: William James Sidis

Dünya tarihine adını yazdıran birçok bilim insanının, tarihçinin, mucidin IQ seviyelerinin 150’in üzerinde olduğu bilinir. Dünyanın en zeki insanlarından biri olarak görülen ünlü fizikçi Alber Einstein’in IQ’su 160, Isaac Newton’un IQ’su 190 ve Mark Zuckerburg’un IQ’su 152 olarak değerlendirilmişti. Hatta bu insanlar çoğu kesimler tarafından dahi olarak nitelendirilmişti. Her biri başarılarıyla tarihe adlarını yazdırdı. Ancak bu isimlerin dışında IQ’su 250 ila 300 arasında olduğu söylenen bir kişi yaşadı. Yaşayan en zeki adam olan William James Sidis; bir çocuk dahi ve olağanüstü bir matematikçiydi. Birden fazla dilde usta ve yetenekli bir yazardı. Fakat ne yazık ki kimse onun adını duymadı. İşte bir zamanlar yaşayan en zeki adamın trajik hikayesi…

William James Sidis, 1 Nisan 1898 tarihinden New York’ta doğdu. Rusya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne göçen Yahudi bir ailenin çocuğuydu. Babası Boris Harvard’dan dereceyle mezun olan ünlü bir psikolg, annesi Sarah ise doktordu. Ebeveynlerinin zekası yüksek olduğu için Sidis’in de genetik olarak parlak bir zekaya sahip olması bekleniyordu. Ancak o beklentilerinde üzerinde bir zekaya sahipti. William, 8 aylıkken alfabeyi söktü. Sadece 18 aylıkken The New York Times’ı okuyabiliyordu. 8 yaşına geldiğinde ise kendi kendine Latince, Yunanca, Fransızca, Rusça, Almanca, İbranice, Türkçe ve Ermenice öğrendi. Bu 8 dile ek olarak kendi dilini icat etti ve bu dile “Vendergood” ismini verdi.

Anne ve babası çocuklarının bir dahi olduğunun farkındaydı. Daha iyi bir eğitim alabilmesi için babası onu Harvard’a kayıt ettirmek istedi. Ancak William o zamanlar sadece 9 yaşında olduğu için ailenin bu isteği reddedildi. Sidis, Harvard Üniversite’nin yazılı sınavların hepsinde başarılı oldu. Ama okul kurulu Sidis'in yeterli duygusal yoğunluğa sahip olmadığını söyleyerek Sidis'i okula kabul etmedi. 2 yıl sonra William 11 yaşındayken ise bu dahi çocuk Harvard’a kabul edildi. William 1909’da Harvard’a kabul edilen en genç kişi oldu.

1910 yılında matematik bilgisi adeta zirve yaptı ve proseförlerinin önderliğinde dersler vermeye başladı. Bu sırada William ülkesinde popüler oldu. Başarısı kulaktan kulağa bir şehir efsanesi gibi yayılan William’a “harika çocuk” unvanı verildi. Lisans eğitimini 16 yaşında tamamladı. Mezun olduktan sonra ise genç yaşta üstün zekası ve yetenekleriyle basının ilgi odağı olan William, New York Times manşetlerinde kendine yer buldu. Ancak genç yaşta gelen bu şöhret onun için yorucuydu. Kısa bir süre sonra William gazetecilere, kendisine göre bir inzivaya çekilme olan “mükemmel” hayatı yaşamak istediğini söyledi. William’ın üstün yetenekli bir psikolog olan babası, oğlunun şöhrete kavuşmasını istiyordu. Bunu başarmak içinse oğlunun öğreniminde kendi psikolojik yaklaşımlarını uyguladı.

Çocukken babasının yönlendirmelerini takip ederek öğrenmekten hoşlanan William’ın yaşı ilerledikçe fikri değişti. Hatta kazandığı şöhretten dolayı babasını suçladı. Boris 1923’te vefat ettiğinde William cenazesine katılmayı reddetti

William aslında sıradan bir hayat yaşamak istiyordu. Ancak popülerliği buna bir türlü izin vermedi. Gazeteciler 1924’te onun haftada 23 dolarlık bir işte çalıştığını keşfettiler. Bu da yine manşetlere taşındı ancak bu kez ondan övgüyle değil yergiyle bahsettiler. Artık çocukken yaptıklarını yapamayacağını söylediler.

William farklı takma adlar kullanarak çok değerli kitaplar yazdı. Hayatının dönüm noktası ise hapis cezasının çarptırılmasıyla oldu. Sosyalist olan William, 1 Mayıs 1919 gösterilerinde hükümet tarafından tutuklanıp 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ailesi onun hapiste yatmasını istemiyordu bu nedenle akıl sağlığını bahane ederek onu 2 yıl boyunca bir senatoryuma kapatıldı. Sidis gerek katıldığı eylemlerden gerekse ateist olmasından ötürü halkın gözünden düştü. Yükselişiyle medyanın ilgi odağı olan Sidis, düşüşüyle de medyanın ilgi odağı oldu.

Sidis, hayatının son yıllarını ise bilimden uzak geçirdi. Ufak çaplı işlerde çalışıp geçimini sağlamaya çalıştı ve beyin kanaması nedeniyle henüz 46 yaşındayken 17 Temmuz 1944’te öldü. Hayatının son yıllarında öğrendiği dil sayısının 40’ı bulduğu söyleniyor.


YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 2 yorum
8 dil biliyorum ama Artik turkiyede yasamiyorum kendimi daha ozgur hissettigim dayilarin parti uyelerinin belediye komisyonlarinin olmadigi bir ulkedeyim ayagimi yaya gecidine basarken korkmuyorum fikrimi soylerken muhabbet ederken Kisik Sesle bogazimi yormuyorum artik belkide Sade yasam en iyisi degermi bence deger hersey para degil ama gelegimizi herseyimizi ona ve onunla ilintili olan politik yontemlerin mahkumu olmaktansa ozgur irade ve Satilik olmayan ozgur sevgi lie kuru ekmek en lezzetli biftekten daha lezzzetlidir.......
BENDE 9 dil bilyorum ama işsizim dilleri unutmaya başladım. ülkem menfaatcilerin çıkarcıların ülkesi oldu yazıklar olsun.
Geri Dön