HABER

"Biyoloji ya da kimyada formül bilmemize gerek yok"

PISA Direktörü Andreas Schleicher: - "Algoritmaları yapmamıza gerek yok bunlar zaten yapılıyor, biyoloji ya da kimyada birçok bilgiler, formüller bilmemize gerek yok. Aslında bizim bilimsel olarak düşünme yaklaşımını veya deney yapabilmeyi bilmemiz lazım" - "En zorlu sınıf şartlarında öğretmenler, öğrencilere mükemmel bir eğitim verebilir. İşte gücümüz burada. Fakirlikle eğitimin doğrudan bağlantılı olduğu doğru değil"

İSTANBUL (AA) - Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Direktörü Andreas Schleicher, "Algoritmaları yapmamıza gerek yok bunlar zaten yapılıyor, biyoloji ya da kimyada birçok bilgiler, formüller bilmemize gerek yok. Aslında bizim bilimsel olarak düşünme yaklaşımını veya deney yapabilmeyi bilmemiz lazım." dedi.

PISA Direktörü Andreas Schleicher, Bahçeşehir Üniversitesi'nde (BAU) "Dünya Okulu: 21.Yüzyılın Okul Sistemi Nasıl Kurgulanmalı" adlı kitabı ile ilgili bilgi vererek bugün ve gelecek yüzyılda eğitime dair anekdotlar paylaştı.

Eğitim sisteminde genç insanlara yeteri kadar sorgulama konusunda yardımcı olunmadığını söyleyen Schleicher, "Onları yeniliklere açık olmasını öğretemiyoruz. Aslında nasıl öğreteceğimizi biliyoruz ama zaman geçtiğinde bizim de yeniden öğrenmeyi bilmemiz gerekiyor. İnsanlar kendi hayatları boyunca okula koyuyoruz sonra mezun oluyorlar ve kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyorlar. Ama artık işler bu şekilde yürümüyor. O yüzden yaşam boyunca bir öğrenci olmamız lazım. Başarı artı sadece öğrenmeyle ve öğretmeyle ilgili değildir. Başarı aynı zaman kendimize yaraşır bir pusula bulmakta ve kendimizi yönetecek bir navigasyon sistemi bulmaktır." ifadelerini kullandı.

PISA testlerinde yüzde 10'a giren öğrenciler hakkında bilgi veren Schleicher, "Yüzde 10'una baktığımızda, Çin Şangay'da olan dezavantajlı çocukların, yani çok zor koşullarda yetişen çocuklar olduğunu görüyoruz. Onlar PISA testlerinde yüzde 10 olarak, en zengin Amerikalı çocuklardan daha büyük başarı sağladılar. Demek ki buradaki fakirlik insanın kaderi değil. Buradaki en zorlu sınıf şartlarında öğretmenler öğrencilere mükemmel bir eğitim verebilir. İşte gücümüz burada. Fakirlikle eğitimin doğrudan bağlantılı olduğu doğru değil." diye konuştu.

Türkiye'deki öğrencilerin zorlandığı noktalar hakkında açıklamalarda bulunan Schleicher, şunları söyledi:

"Türk öğrenciler farklı çalışma alanlarından bilgileri bir araya getirip bağlantı kurarken zorluk yaşıyorlar. Bildiklerinden çıkarımlar yaparken, yargılara ulaşırken zorlanıyorlar. Türkiye'de bilgi iyi bir şekilde üretildiğinde sistem işe yarıyor ancak sadece gittiği yönü değiştirmesi lazım. 2023'te de Türkiye buraya doğru gitmek istiyor. Öğrencilerin üzerine artık bilgi tekrarı vurgulamak yerine bütünsel bir yaklaşıma gitmek istiyor. Vurguladığım nokta, biraz daha yarının dünyasında önemli olan konulara değinilmiyor. Algoritmaları yapmamıza gerek yok bunlar zaten yapılıyor, biyoloji ya da kimyada birçok bilgiler, formüller bilmemize gerek yok. Aslında bizim bilimsel olarak düşünme yaklaşımını veya deney yapabilmeyi bilmemiz lazım. Bu tip sistemler bizim için önemli."

- "Sizin bakanınız da benim yapacağım şeyleri yaptı"

Schleicher'ı dinlemeye gelen katılımcılardan birinin "Türkiye'de Milli Eğitim Bakanı olsaydınız ne yapardınız?" sorusuna yanıt veren Schleicher, "Bence sizin bakanınız da benim yapacağım şeyleri yaptı. Eğitimin nereye gittiği konusunda çok net kanıları var. 2023 vizyonuna baktığınızda yapması gereken birçok şeyi yapıyor. Bütünsel yaklaşımı ele alıyor. Önceki yılları da göz önünde bulunduruyor. Aynı zamanda şunu da yapmak lazım; o vizyonu gerçekleştirmek için zorlamamız lazım." şeklinde konuştu.

Türkiye'deki öğretmenlerin aldığı eğitimlerle ilgili de konuşan Schleicher, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'nin kendi kapasitesini eğitim konusunda geliştirmesinden gerçekten etkileniyorum. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye öğretmen sayısını artırdı. Bu, sistemin başarı göstergelerinden biri olabilir. Öğretmenler sadece üniversitelerde vakit geçirmiyorlar aynı zamanda akıl hocalarıyla vakit geçiriyorlar. Üniversitede bir profesörden de öğrenebilirsiniz ama en iyi öğretmenlerden de bir şeyler öğrenebilirsiniz. Kaliteye baktığımızda bizim yaptığımız anketlere göre, Türkiye'de öğretmenler iş arkadaşlarıyla az vakit geçiriyorlar. Kendi akıl hocalarıyla, koçlarıyla daha az vakit geçiriyorlar. Bence gerçekten muhteşem öğrenciler var ama bunlar sınıfın 4 duvarı arasında kalıyor. Fikirleri sınıfa getiriyoruz ve iyi fikirleri sınıfın dışına çıkaramıyoruz. Muhteşem öğretmenler var ve diğer öğretmenleri de geliştirmesi gerekiyor, bu benim önerim olabilir."

BAU Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz, Andreas Schleicher'ın kitabının Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları üzerinden çıkardıklarını duyurdu. Türkiye'nin eğitim konusundaki hedeflerine ilerlediğini vurgulayan Karadeniz, "Ülkemizin eğitim 2023 vizyonunda gitmek istediği çok önemli bir yol haritası var. 2030, 2050 hedeflerimiz var. Tüm bu hedeflere ulaşmak için yolumuzun kaliteli eğitim olduğunun çok farkındayız. Aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin tasarımında sadece o ülkenin değil, dünyada global anlamda elde edilen bilginin, deneyimin de paylaşılması gerektiğini, var olanın transfer değil, kendimize özgün çözümler bulmamız gerektiğinin de farkındayız." dedi.

Geri Dön