HABER

Erdoğan açılımın amacını özetledi

Başbakan Erdoğan, Valilere “Milli Birlik ve Beraberlik Projesi” diye tanımladığı demokratik açılım sürecini anlattı ve bu projenin devletin projesi olduğunu söyledi.

Bu projenin bazılarını rahatsız ettiğini anlayamadığını söyleyen Erdoğan, “Bunu milletimizle beraber gerçekleştireceğiz. Bu çalışmaların amacı Türkiye'nin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü her türlü tehlike ve tehditten korumak, temel sorun alanlarını rahatlatarak sosyal restorasyonu başarıyla gerçekleştirmektir. Bunu başarmak zorundayız” dedi.

Erdoğan, darbe iddialarına da değindi ve kirli senaryoları hazırlamanın insanlık dışı olduğunu vurguladı. Erdoğan, Valilerden her konuda vatandaşın yanında olmasını istedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara’da düzenlenen Valiler Toplantısı’nın açılışında konuştu. Konuşmasının büyük bölümünü valilerin illerdeki çalışmalarına ayıran Erdoğan, demokratik açılım süreci ile darbe iddialarına da değindi.

-DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİ-

Başbakan Erdoğan Valilere, demokratik açılım projesini anlatırken, milli birlik ve beraberlik konusunda bu yıl içinde çok somut adımlar atılacağını kaydederek, şöyle konuştu:

"Bu proje, herhangi bir siyasi partiye ait bir proje değildir. Bu süreç, herhangi bir siyasi partinin sorumluluğunda olan bir proje değildir. Bu proje devletin projesidir. Devletin en önemli kurumlarından bir tanesi olan İçişleri Bakanlığı'nın koordinasyonunda bunu götüreceğiz. Bu noktada yapılacakları kısa, orta ve uzun vadeli olarak ayırdık. Kısa vadeli çalışmaların büyük bir kısmını yaptık, yapıyoruz. Orta vadede yasal değişiklik ve mevzuat düzenlemelerini bugünlerde gündeme taşıyoruz. Uzun vadeli olanlara gelince bunlar Anayasa'da gerekli düzenlemeler yapılmasını icap ettiriyor ve demokratik bir Anayasa özlemi inşallah giderilecektir. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi sıcak bir başlık olarak bazılarını neden rahatsız ediyor anlamakta zorlanıyorum. Halbuki, bu projenin muhatabı millettir. Bunu milletimizle beraber gerçekleştireceğiz. Bu çalışmaların amacı Türkiye'nin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü her türlü tehlike ve tehditten korumak, temel sorun alanlarını rahatlatarak sosyal restorasyonu başarıyla gerçekleştirmektir. Bunu başarmak zorundayız.”

-ASKER VE POLİSİN GÖREVLERİ-

Güvenliğin vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini özgürce, serbestçe ve rahatça kullanması için var olduğuna işaret eden Erdoğan, “Burada askerimiz var, burada polisimiz var. Nedir görevleri? İçerden ve dıştan gelecek herhangi bir tehdide karşı güvenliği ülkemizde sağlamak, huzuru, refahı temin etmektir” dedi. Erdoğan, güvenliğin amacının vatandaşı, bir şehri, bir bölgeyi baskı altına almak olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Ama bunu bakıyorsunuz, terör örgütü ne yapıyor? Bu şekilde tanımlamak istiyor. Niçin? Halkının güvenlik kuruluşlarına, güvenlik teşkilatına karşı saygısını, güvenini zafiyete uğratmak için. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Allah aşkına, ne polis, ne asker zevk için operasyon yapabilir mi? Böyle bir şey olur mu? Ama bir yerde halkının refahını, huzurunu, oradaki barışı tehdit eden bir yapı varsa, bu çetesidir, mafyasıdır, terör örgütüdür, ne olursa olsun. Varsa, o zaman güvenlik güçlerinin görevi nedir? Bunlara karşı gerekli olan operasyonu yapmaktır. Hangi aklıselim sahibi kalkıp da güvenlik güçlerine ‘silah bırakın’ diyebilir?”

-“KİRLİ SENARYOLAR HAZIRLAMAK İNSANLIK DIŞIDIR”-

Erdoğan, konuşmasında darbe tartışmalarına da isim vermeden değildi. Dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmadaki görüşlerini yineleyen Erdoğan, bir yerde huzur ve sükunet varsa güvenlik güçlerinin zaten burada herhangi bir operasyonel girişimde de bulunmayacağını ifade etti. Erdoğan, "Vatandaşını bertaraf etmek, vatandaşını saf dışı bırakmak, onu saflara ayırmak, bu doğrultuda kirli senaryolar hazırlamak, demokrasi dışı olduğu kadar çağdışıdır, insanlık dışıdır. Modern bir ülkeye, ileri bir demokrasiye bu anlayış yakışmaz” dedi.

Tehditlerle mücadele edileceği kararlılığının devam edeceğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Kusura bakmasınlar, tüm imkanlarımızı seferber edecek ve bölücü, yıkıcı girişimlere set çekeceğiz. Terörle mücadelede asla ve asla zafiyet kabul etmiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da terörle mücadelemiz aynı azimle devam edecek. Ancak güvenlik ile demokrasi arasında o ince çizgiyi, o hassas dengeyi muhafaza etmek de devletin tüm unsurlarıyla birlikte sizlerin uhdeniz altındadır. Esasen şu görülmüştür ki, güvenlik için demokrasiden, insan hak ve hürriyetlerinden taviz vermek, mücadelede başarıdan çok başarısızlık getiriyor. İşte onun için hem terörle mücadele sürdürülecek ama hem de teröre zemin hazırlayan istismar alanları tek tek ortadan kaldırılacaktır. Bu bakımdan bu mücadelenin psikolojik, sosyolojik, diplomatik boyutu var. Bütün bunları şüphesiz ki siyaset kurumu da özellikle alarak yürütmek durumundadır. İşte şimdi Parlamentoya getirdiğimiz Kamu Güvenliği Müsteşarlığı ile ilgili olarak yaptığımız hazırlık bundandır."

-"VALİLER YEREL YÖNETİMLERLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLMALI"-

Başbakan Erdoğan, her valinin çok farklı tecrübeleri olduğunu ve bu tecrübeleri paylaşmanın da yararlı olacağına işaret etti. Valilerin yerel yönetimlerle iş birliği içinde olarak olumsuz hava şartlarıyla mücadele etmelerini rica eden Başbakan Erdoğan, “Şartların zorlaşmasıyla birlikte yaşanabilecek sorunların en acil şekilde çözümü de hayatiyet arz ediyor. Açıkçası 21. yüzyıl Türkiye'sinde yol kapandığı için hastaneye götürülemeyen, kızaklarla çekilen, yolda uzun saatler mahsur kalan hasta manzaraları görmek istemiyoruz” dedi.

Valilerin görev yaptıkları illerde devletin otoriter, somurtkan yüzünü değil tam tersine devletin gülümseyen, şefkatli ve sıcak yüzü olması gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, valilerin devlet-millet kaynaşmasının tesisinde kilit noktada bulunduğunu söyledi. Erdoğan şöyle devam etti:

“Şunu asla unutmayalım. Millet devlet için değil devlet millet için vardır. Ölçümüz, ilkemiz bu. Bizim devlet geleneğimiz insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesi üzerine bina edilmiştir. Vatandaşından ürken, korkan, vatandaşına güven duymayan anlayış çağ dışıdır.

Devlet millet kaynaşmasının temelini güven oluşturur. Bir ülkede güven, istikrar varsa o ülkenin kalkınmasını kimse engelleyemez. Devletin şefkat ve merhameti vatandaşın sadakatini artırır, devlete bağlılığını geliştirir.”

-“VATANDAŞ DEVLETE EŞİT YAKINLIKTADIR”-

Erdoğan, vatandaşın her birinin birinci sınıf vatandaş olduğuna dikkat çekerek, aralarında herhangi bir ayrıma asla gidilemeyeceğinin altını çizdi. Erdoğan şöyle dedi:

“Devlet nezdinde hiçbirine karşı asla ayrımcılık içinde olamayız. Ankara'ya uzaklığı fiziken ne olursa olsun, valilik binasına uzaklığı fiziken ne olursa olsun Hakkari'nin, Bingöl'ün, Tunceli'nin mezrasındaki vatandaş da Kırıkkale'nin, Çankırı'nın, Konya'nın köyündeki vatandaş da devlete eşit yakınlıktadır. Eşit yakınlıkta olmak durumundadır. Açık söylüyorum, ben ya da İçişleri Bakanım nasıl ki birkaç dakika içinde sizlere telefonla ulaşabiliyorsak, derdi, sıkıntısı, ihtiyacı olan vatandaş da sizlere rahatlıkla ulaşabilmeli, sıkıntısını aktarabilmelidir.”

-“TELEFONUM 24 SAAT AÇIK”-

Kendi telefonunun 24 saat açık olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, “Benim valim, olur ya düşünmüyorum öyle bir şey bakanıma ulaşması gereken konu olur, bakanıma 24 saat ulaşacaktır. Aynı şekilde gerektiğinde bana da ulaşacaktır. ‘Başbakan bu saatte rahatsız edilmez’ Hayır, öyle bir şey yok. Gerektiğinde beni de arayacaksınız, beni de bilgilendireceksiniz çünkü ben de elim, ayağım, gözüm, kulağım olarak sizleri görüyorum” dedi.

Herhangi bir yerde, herhangi bir olay olduğu zaman bu olaya valiler aracılığıyla ulaşmak durumunda olduğuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan, “Nerede olursa olsun her bir vatandaş zora düştüğünde devletin tüm imkanlarıyla yanında olacağını bilmeli ve hissetmelidir” diye konuştu.

Erdoğan, “Emniyetim, kaymakamım, valim duyar ve hemen onların eli bana uzanır. Bu arada asla bürokratik engellerle halkımıza yaklaşmamalıyız. Mali bir sıkıntı var, biz çözeriz. Anında çözeceğiz” dedi.

-“BULAMADIĞIMIZ HER YAVRUNUN VEBALİ ÖNCE SİZİN SONRA BENİM ÜZERİMDEDİR”-

Her sorunu tamamen çözülmese bile çözme gayretinin asla bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Şehrinizdeki her haneden haberiniz olacak. Şu kış şartlarında kimin bacası tütüyor, kimin bacası tütmüyor bunu görmelisiniz. Öyle haneler var ki çatının altında, duvarların arkasında nice trajediler yaşanıyor ama bu trajediler kapının dışına aksettirilmiyor. Benim vatandaşım, sizler de en az benim kadar biliyorsunuz, gururludur. Yokluğunu, yoksulluğunu gizler. O ne kadar gizlese de ondan haberdar olmak bizim boynumuzun borcudur. Sobasına atacak odunu, kömürü olmayan evler bulunabilir. Paltosu, ayakkabısı, çarığı, kalemi, defteri olmayan, bütün bunların üzerine evine geldiğinde o küçücük ellerini ısıtacak bir sobası olmayan yavrularımız bulunabilir. Bunları arayıp bulacağız ve koruyup kollayacağız. Bulamadığımız her yavrunun vebali önce sizin sonra benim üzerimdedir.”

-ERDOĞAN’DAN VALİLERE: EV EV DOLAŞIN-

Başbakan Erdoğan, valilerin eşlerini yanlarına alarak ev ev dolaşmalarını, vatandaşların hatırını sormalarını ve ihtiyaçlarını tespit etmelerini isteyerek, ayrıca bu ihtiyaçların giderilmesinin de takipçisi olmalarının önemine değindi. Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yunus Emre'nin ‘Bir gönülü yaptın ise, Er eteğin tuttun ise, Bir kez hayır ettin ise, Binde bir ise az değil.’ Farklı imkanlara sahip olmakla birlikte sıkıntı yaşayan, acziyet içinde kıvranan insanlar olabilir. Biz adalet ve merhameti, ilgi ve şefkati asla elden bırakmayacağız. Kim ne derse desin, hangi eleştiriyi getirirse getirsin şevkinizi asla kaybetmeyin. Motivasyonunuzu, heyecanınızı asla yitirmeyin.

‘Garip gureba, fakir fukara’ dediğimiz zaman ‘bu ülkeyi böyle gösteremezsiniz’ diyenlere bizim cevabımız zaten hazırdır. Bu tablo bugün yaratılmadı, bu zaten elimizdeydi. Şimdi bunu minimize etmeye gayret ediyoruz. İşte Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin, Demokratik açılım sürecimizin önündeki hedeflerden bir tanesi de sorun alanlarından bir tanesi de budur.

Bugün Valilerimizin halkla kucaklaşmasını, bütünleşmesini, kaynaşmasını, gönül birliği kurmasını eleştirenler valileri kendi il başkanları gibi görme alışkanlığından kurtulamamış olanlardır. Her bir valimiz bu devletin temsilcisidir. Her bir valimizin vazifesi de devleti milletin hizmetkarı olarak konumlandırmaktır. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik gerek siyasetçisi gerek teknokratı, bürokratı. Biz bu milletin hizmetkarı olmaya geldik."

Yerel yönetimler, iş adamları, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri ve üniversitelerle tam bir koordinasyon içinde olunmasını da çok önemsediğini söyleyen Başbakan Erdoğan, herkesin “Şehrimizi nasıl daha ileriye taşıyabiliriz gayreti içinde olması gerektiğini” belirtti.

"Yönetim anlayışımız değiştikçe, olumluya döndükçe inanın ülke değişecektir. İşte onun için heyecanla, coşkuyla insan odaklı hizmet anlayışıyla her birinizin kutlu bir yarışın içinde olmanızı arzu ediyor ve bekliyorum” diyen Erdoğan, masa başında evrak imzalayan klasik vali tipini tasvip etmediğini ifade etti. Erdoğan şunları söyledi:

“Ben masa başında evrak imzalayan vali profilinden çok adeta, avami bir tabir olacak ama çizmelerini giymiş, eline kazmayı küreği almış iş makinesinin başına geçmiş çalışmaları yakından takip eden, koordine eden köylerine su getiren vali profilinin Türkiye'yi değiştireceğine inanıyorum. İş adamlarıyla ölçülü bir ilişki geliştiren, üniversite ile işbirliği yapan, şehrinde uzlaşmayı tesis eden bir valinin şehrini ve ülkesini geliştireceğine inanıyorum.”

ANKA

Geri Dön