HABER

Neden el ele tutuşup köprüden atladılar?

İşte Taksim'de başlayıp polis telsizi anonslarında biten aşkın intihar öyküsünün perde arkası...

Neden el ele tutuşup köprüden atladılar?

Saat 03.00 sularıydı. Köprünün üstünde polis otomobilinin ışıklarına ve etrafta biriken kalabalığa bakakaldım. Kalabalığın başında durduğu otomobilin dört kapısı da açıktı. Kimse ağlamıyordu. Belli ki olay henüz tazeydi ve bir kaza değildi. “Lütfen biri atlamış olmasın” dedim içimden ve aklımda sorularla yoluma devam ettim. Ertesi gün, gazetede dört ay önce tanışan ve birbirlerine âşık olan Sariye Küp (Sara) ile Cemalettin Sakarya’nın (Cemal) köprüden atladığını, cesetlerinin Boğaz’ın iki farklı kıyısına vurduğunu okudum.

Atlama anına ait kamera kayıtları da bir iki gün sonra ortaya çıktı. Birbirini dört aydır tanıyan iki insanın neden ölmeyi istediklerini aklım almadı. Oysa hikâye bu noktadayken herkes için özellikle de biz gazeteciler için üzerine yaldızlı başlıklar atabileceğimiz, bol bol fikir üretebileceğimiz bir haldeydi. İşin içinde bir de Cemal’in 20 yılını geçirdiği kadın Sibel (Eraslan) vardı ki, olay gözlerimizi yaşartan bir film senaryosuna dönüşmüştü artık. Bu işin peşine düşmeye karar verdim. Çünkü Cemal ile Sibel 20 yıldır birlikteydi ancak resmen evli değillerdi. Çünkü Sara bir evlilik yapmış ancak uzun zaman önce sonlandırmış, hem eski eşi hem de bu evlilikten olan 14 yaşındaki kızı ile ilişkileri gayet iyiydi. Aileler beraberliklerine sıcak bakıyordu. Kısacası söz konusu “ölümüne” bir aşksa, o noktada kimse kimseyi zorla bir yerde tutmuyordu.

Peki ama biri 33, diğeri 47 yaşında bu iki insanı, Boğaz Köprüsü’ne çıkaran ve kendilerini boşluğa bıraktıran neydi? İpuçlarına ulaşmak kolay olmadı. Ama Sara ve Cemal’in aşkının tanıkları belki de onların hikâyeleri unutulmasın diye uzun telefon konuşmalarının sonrasında kapıları açmaya karar verdi. Sara, karar verirken bir yandan da annesine, kızına, en yakın arkadaşlarına ve ölüme birlikte atladığı Cemal’e mektuplar yazmıştı. İşte gazetelerde çıkan haberlerin aksine Sara ve Cemal’in iki yıl önce Taksim’de başlayan, 18 Aralık, sabah 04.00 sularında telsiz anonslarında son bulan aşkları, Sara’nın annesi Gülperi Bek ile ev arkadaşı Ceren Başkurt’un anlattıkları. (Cemalettin Sakarya’nın 20 yıllık hayat arkadaşı Sibel Eraslan’la da konuşmak istedim ancak belki de acısının çok taze olmasından belki de hakkındaki iddialarla uğraşmak istemediği için sorularımı yanıtsız bıraktı.)

GÜLPERİ BEK Sara’nın annesi / Benim kızım canına kıyacak biri değildi

- Kızınız Cemal Bey’le üç ay önce mi tanışmıştı gerçekten?
Hayır onlar iki yıl önce tanıştılar. Bir yıl önce de Cemal Bey’i bizimle tanıştırdı. Evlenmek çocuk yapmak istiyorlardı. Cemal Bey, yılbaşından sonra Kayseri’ye gidip Sara’yı babasından isteyecekti. Anlattıklarına göre, kendi ablasıyla da tanıştırmış o da Sara’yı çok sevmiş, mutlu olmuş.

- Peki sizi tedirgin eden bir şeyler var mıydı?

Sara’ya “Eğer Cemal Bey evliyse, bu iş kesinlikle olmaz” dedim. Çünkü yuva yıkanın yuvası olmaz. Beni en çok rahatsız eden şey, Cemal Bey’in içki içmesiydi.

- Sara’nın Cemal Bey’le parası için birlikte olduğu iddia ediliyor. Sara’ya hediyeler alır mıydı?

Hiç görmedim. Ama Cemal Bey, çalışmasına izin vermedi. Sara’nın kuaför salonu vardı. Sonra basın danışmanlığı yaptı. Çalışmadığı için destek oldu.

- Kızınız içki içiyor muydu?

Cemal Bey’den önce de içerdi ama bu kadar değil. Cemal Bey’in ciddi bir alkol sorunu vardı. Hatta buna bağlı olarak da bazı rahatsızlıkları olmuş. Sara’nın söylediğine göre, içkiyi bırakmazsa Cemal Bey en fazla iki sene daha yaşayabilirmiş.

- Olay günü Sara ile görüştünüz mü, nasıldı?

O gece Sara’da kaldım. Cemal Bey için lacivert bir kazağa başlamıştım. Onu Sara’ya gösterdim, çok sevindi. Salonda uyuya kalmışım. Cemal Bey gelince “Annem sen neden burada uyuyorsun” dedi bana. Onun geldiğini duyunca “Sara rahat rahat uyur” diye düşündüm. O gece çıkmışlar dışarı, olanlar olmuş.

- Haberi nasıl aldınız?

Sabah uyandığımda Sara’nın odasına baktım, kapı açıktı, içeride yoktular. Çok aradım, cep telefonu kapalıydı. Sonra polis “Kızınızı bulduk” diye aradı.

- Çocuğunuza “İyi geceler” dediniz ve sonraki karşılaşmanız morgda oldu öyle mi?

Bir torbanın içine koymuşlardı. Açtılar, yavrum hiç ölmemiş gibiydi, inanır mısın? Gördüm ama yine de inanamadım.

- Sara’nın kızı durumu biliyor mu?

Biliyor. Şokta... Annesine onu bırakıp gittiği için kızabilir çünkü araları çok iyiydi.

- Cemal Bey hayatına girmeseydi, Sara intihar etmez miydi?

Suçlu kim bilmiyorum. Ama eğer Cemal Bey hayatına girmeseydi, belki de Sara’nın da başına bunlar gelmeyecekti.

- Bu acıya nasıl katlanıyorsunuz?

Tek tesellim yalnız gitmemiş olması. Sevdiği insanla birlikte gitmesi, böyle bir anda elini o adamın tutması. Bir nebze olsun bana iyi gelen tek şey bu. Buna da teselli denirse artık.

CEREN BAŞKURT Sara’nın ev arkadaş

Mesajında “Her ezan sesinde sana beddua ediyorum” yazmıştı

- Sara ile Cemal Bey nasıl tanıştı?

Sanırım Taksim’de, bir gece eğlencede, iki yıl önce. Cemal Bey en başından beri Sara’ya Sibel Hanım’ın varlığından bahsetmiş. Bir yıl önce de Sibel Hanım’ın Sara’dan haberi olmuş. Hatta Sibel Hanımönce Cemal Ağabey’in mutluluğu için ayrılmayı da düşünmüş ama hayata geçirmemiş. Cemal Ağabey iki yıl boyunca vicdanı ile kalbi arasında kaldı.

- Cemal Bey ne iş yapıyordu?

Medikal tanıtımlar yapan bir reklam ajansı vardı. Bir de galiba bir tercüme ofisi çalıştırıyordu, emin değilim.

- Sara rock şarkıcısımıydı?

Şarkı söylemeyi severdi, tanıdık bir mekândaysa mikrofonu kapıp iki şarkı patlatırdı. Kılığı kıyafeti de rock müzik dinleyenlere benziyordu ama Sara rock şarkıcısı değildi.

- Diğer ilişki konuşulur muydu?

Aynı evde yaşadıklarını ancak ayrı olduklarını söylüyordu. Bir gün Sara ile mesajlarını yakalamış ve “Bu nasıl bir aşktır” demiş. Cemal Ağabey’in anlattığına göre Sibel Hanım’ın bir rahatsızlığı varmış. Hatta Sara bu duruma çok üzülmüş ve ayrılmayı denemişti. Cemal Ağabey de Sara da vicdanlı insanlardı. Ortada vefa edilmesi gereken 20 yıllık birmazi var. Ama diğer tarafta da aşk vardı.

- Peki imkânsız olan neydi?

Cemal Abi, Sibel Hanım’ın yoklukta, hastalıkta hep yanında olduğunu söylerdi. “Ama âşık oldum” diyordu. Dört ay önce Sibel Hanım birden bire Sara’yı aramaya başladı.

- Konuştularmı hiç?

Sibel Hanım, dört ay boyunca Cemal Ağabey’in eve gitmediği her gece aradı. Hatta bir sabah Cemal Ağabey’in bir telefonunda 75, diğerinde 76 ve Sara’nınkinde 45 cevapsız arama vardı. Sara açmıyordu telefonunu. Sibel Hanım mesajlarda hep intihar ile tehdit ediyordu Cemal Ağabey’i.

-Mesaj gönderiyormuydu?

Elbette, hemde sayısız. Hatta Sibel Hanım son mesajında: “Her ezan sesinde sana beddua ediyorum. Kadınların yüz karasısın. İnşallah geberirsin” yazıyordu. Bazen de “Sara’cığım çay demledim, gel” diye de mesajlar gönderiyordu. Sara kendini odaya kapatıp ağlıyordu, “Ceren, dayanamıyorum. Yuva yıkan kadın olmak istemiyorum” diyordu.

47 YAŞIMDA ÂŞIK OLDUM

- Zor bir durummuş...

Sara onları ayırmak değil aksine mutlu olmalarını istedi. Ayrılma kararlarında daha dirençli durmalıydı belki. Ama Cemal Ağabey, “Ben hayatımda ilk defa 47 yaşında âşık oldum, vazgeçemem” diyordu.

- Onları en son ne zaman gördünüz?

O gece 01.30 civarında eve döndüğümde, kapıda karşılaştık, Boğaz’a gideceklerini söylediler. Her zaman yaptıkları bir şeydi, tuhaf gmedi. “Ben de geleyim” dedim, "Olmaz sen yarın işe gideceksin, uyu” dediler. Sara’nın üstünde kot şortunu görünce bunlar erken gelir diye düşündüm. Yüzlerinde Ceren’i bir daha görmeyeceğiz bakışı yoktu. Ertesi gün zaten bir sıkıntıyla uyandım onları evde göremeyince sıkıntım katlandı. Sara’nın çantasına baktım, kimliği içindeydi. Sonra da haberleri geldi. Ama bulunan kadın cesedinin kimliğinden emin değillerdi. Umutlandımama kimliğinin evde olduğunu biliyordum.

- Veda mektuplarını ne zaman buldunuz, kime yazılmışlardı?

Geçen Cumartesi buldum, vefat etmelerinden bir gün sonra yani. Bana, eski eşine, kızına, babasına ve bir de bütün arkadaşlarına mektup yazmıştı. Eşyalarının üstünde duruyordu. Belki bulmamı istemiş, saklamamıştı.

- Ortada Cemal Bey’e de yazılmış uzunca birmektup var. Sara tek başına ölmeyimi düşündü sizce?

İntihar etmeden birkaç gün önce Cemal Ağabey’den ayrılmak istedi ve bir mektup yazdı. Artık direnecek gücünün kalmadığını söylüyordu. Ama yapamadılar. Onlar çok seviyorlardı birbirlerini, tek sorun buydu.

- Sara’nın neden iki tane Facebook adresi var?

Biri şahsi adresiydi ve sadece tanıdıklarını eklemişti. Sara parti organizasyonları gibi evden yürütebileceği işler yapmak istiyordu. İkinci hesabı da bu anlamda potansiyel oluşturabilecek insanlar için açmıştı. Ama daha çok yeniydi zaten az arkadaşı var o ikinci hesabında.

- Peki neden böyle bir yola başvurdular sizce?

İçkiyle birlikte bir anlık bir umutsuzluk olabilir ama telefon kayıtlarının da incelenmesi lazım. Bir de mektuplara bakınca Sara’nın bu fikirden çok da uzak olmadığı anlaşılıyor. Kızını bile düşünemediği bir ana gelmiş. Bence ayrılmamak için atladılar.

Habertürk

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön