HABER

ÖNDER'den "Ortaöğretim Tasarımı" raporu

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Eğitim Komisyonu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından detayları kamuoyu ile paylaşılan "Ortaöğretim Tasarımı"na ilişkin rapor hazırladı - Rapordan: - "Öğrencilerin ders yükünü hafifletmeyi ve sınavı amaç olmaktan çıkarmayı hedefleyen ortaöğretimin yeni tasarımının aceleye getirilmeden tedrici olarak hayata geçirilmesi kıymetlidir"

İSTANBUL (AA) - ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Eğitim Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığı “Ortaöğretim Tasarımı Çalışması” hakkında raporunu kamuoyuna açıkladı.

Dernekten yapılan açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından detayları kamuoyu ile paylaşılan çalışmanın enine boyuna değerlendirildiği belirtildi.

Raporda, eğitimin bütüncül yapısı ve kademeler arası devamlılığın tutarlılığı açısından, hazırlanan tasarımın, ilkokul ve ortaokul ayaklarının da birlikte uygulanmasının elzem olduğuna işaret edilerek, "Ortaöğretim Tasarımı yapılırken yüksek öğretim de dahil tüm kademeler ile ilgili bir hazırlık sürecinin planlanması hedeflenen iyileştirmelerin gerçekleşmesi açısından önemlidir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, ders sayılarındaki azalma, portfolyo sistemi, okutulacak yeni dersler, yaparak yaşayarak öğrenme ortamları, sertifikalar, rehberlik sisteminin önemle vurgulanması; ortaöğretimde iyileştirme yapılması planlanan başlıklar olarak yeni programda yer aldığı belirtildi.

Özellikle ders sayılarının azaltılması, akademik ders yoğunluğunda boğulan, bundan dolayı da kendi gelişimi için zaman bulamayan lise öğrencileri adına olumlu bir karar olarak değerlendirilen raporda, şu ifadeler yer aldı:

"Teorik olarak güncel ihtiyaçlara cevap verecek bir tasarımın en büyük açmazı pratikte karşılaşacağı zorluklardır. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk, yaptığı açıklamanın birçok yerinde haklı olarak bu konudaki tedirginliğini dile getirmektedir. Çünkü öngörülen sistemi okullarda uygulayacak öğretmenlerin ve idarecilerin sistemi özümsemesi ve sistemi hayata geçirecek donanımda olması gerekmektedir. Yine on yılların alışkanlıklarının değişmesi ve okulların fiziki şartlarının dönüşmesi hem zaman hem de bütçe isteyen süreçlerdir. Bu altyapılar hazırlanmadan düzenlenecek değişiklikler, daha önce de defalarca görüldüğü üzere, faydadan çok zarar getirme riskini içermektedir. Açıklanan tasarımda ders sayıları düşerken ders saatlerinde sadece 5 saatlik bir esneme olması, Bakanlığın halihazırdaki personel ve işleyişiyle ilgili bir durum olarak değerlendirilebilir. Çünkü eğitimin dört duvar arasından çıkarılması ve daha çok yaparak, yaşayarak öğrenmenin hedeflendiği bir sistemde 35 saatlik ders ortamı fazladır. Seçmeli derslerin 9. sınıftan sonra sadece 2 saate düşmesi tekrar değerlendirilmelidir. Öğrencilerin beklentilerini karşılayacak seçmeli derslerin; ders saati arttırılarak ya da ders grupları içine yerleştirilerek güncellemeye gidilmesi mümkündür."

Raporda, meslek ve imam hatip liseleri için “nasıl bir program” tasarlandığının da önemli olduğu, söz konusu okul türlerinin kendilerine özgü ders çeşitliliği bulunduğu aktarılarak, öğrenim gören lise öğrencilerinin neredeyse yarısının bu okul türlerinde okuduğu gerçeği göz önüne alındığında, benzer bir çalışmanın konunun muhatapları ile birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

"Öğrencilerin ders yükünü hafifletmeyi ve sınavı amaç olmaktan çıkarmayı hedefleyen ortaöğretimin yeni tasarımının aceleye getirilmeden tedrici olarak hayata geçirilmesi kıymetlidir." ifadelerine yer verilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Eğitim ile ilgili yeni bir düzenlemenin başladığı bu süreçte, ortaöğretimin zorunlu olmasının tekrar düşünülmesi ve esnek hale getirilmesinin tartışılması gerekmektedir. Ders ve okul ortamlarında yaşanan olumsuzlukların büyük bir kısmının akademik bir eğitim almak istemediği halde zorla okul ortamında tutulan öğrencilerle ilgili olduğu gerçeği gözardı edilmemelidir. Yine ortaöğretimden üniversiteye geçişte hesaplanan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP), okullarımız arasındaki ölçme değerlendirmede ortaya çıkan tutarsızlık ve subjektiflik sebebiyle mağduriyetler meydana getirmektedir. Bu konuyla ilgili de bir düzenlemenin yapılması kaçınılmazdır. Ya ülke genelinde objektif bir ölçme değerlendirme sistemine geçilmelidir ya da OBP ile ilgili mevcut uygulama sona erdirilmelidir. En azından OBP’nın etki oranı çok daha aşağılara çekilmelidir."

Geri Dön