HABER

Recep Tayyip Erdoğan: Seçimin ertelenmesi ahlaki değil

TGRT Televizyonu Ankara Haber Müdürü Batuhan Yaşar tarafından hazırlanıp sunulan "Neler Oluyor" isimli program, dün geceki programında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ağırladı.

Recep Tayyip Erdoğan: Seçimin ertelenmesi ahlaki değil

Programda siyasi yaşamını ve görüşlerini A'dan Z'ye aktaran Erdoğan, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

3 Kasım genel seçimlerinin ertelenmek istenmesini ahlaki bulmadığını ve bu süreç içerisinde kendilerinin tamamıyla seçim taktiğinin gereği olanı yerine getirmenin gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Basın müşaviri arkadaşlarımdan tavsiye alıyoruz. Çünkü biz bu oyun içinde değiliz. Ve 449 milletvekili, bir partinin dışında, diğer partiler 3 Kasımda seçim yapma kararını almışlar ve bu kararı aldıktan sonra bundan geri dönmenin ne kadar çirkin olduğunu artık anlamamak mümkün değil. Halkımızın bunu ibretle izlediğini ben görüyorum. Ve bunu da 3 Kasım'da kesinlikle cezalandıracak. Kaçmaları halinde yine önlerine o sandığı getirecekler. Getirdiği günde halkımız bunun hesabını soracak. Bu bakımdan buna bizim sıcak yaklaşmamız mümkün değil. Onun için bunu tartışmayı da biz lüzumsuz arz ediyoruz. Bu konuda biz kesin olarak AK Parti olarak biz daha önce verdiğimiz kararın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkan kararın arkasındayız. Ve bu kararın 3 Kasım'da yerine getirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa bunu da her zaman için yaparız" diye konuştu.

"TÜRKİYE'DEKİ OYUN SENARYOLARINA KATILMIYORUM"

Program sunucusu Batuhan Yaşar'ın, "Siz de biraz önce sözlerinizde oyundan bahsettiniz. Sayın Başbakan Bülent Ecevit de oyundan bahsetmişti. Sayın Devlet Bahçeli de sayın Başbakan'ın açıklamalarını 'Evet oyun vardı. Ben zaten 3 Kasım tarihini bu yüzden ortaya attım' dedi. Biraz daha açık konuşur musunuz? Bu seçim ya yapılacak ya da ertelenecek. Bu oyunu kim sahneye koyuyor ve bu oyunun sonunda ne olacak" sorusu üzerine Tayyip Erdoğan, Türkiye'de bir adet olduğunu ve ülkede başımıza bir şey geldiğinde dış kuvvetler, dış güçler gibi, yabancılar gibi şu devlet gibi, bazı konulara isimler bulunduğunu belirterek, 'bu sebepten dolayı kalkınamıyoruz birliğimiz beraberliğimiz bozuluyor' şeklinde iddialar öne sürüldüğünü söyledi. Bu iddiaların doğru olabileceğini ancak kendisinin katılmadığını belirten AK Parti Lideri, "Niye katılamıyorum? Eğer bizim bünyemiz güçlü ise sağlamsa bünyede olan virüs hiçbir zaman için o bünyenize zarar veremez. Niye, çünkü o bünye güçlüdür. Dolayısıyla o virüs sizdeki faydalı virüslerle vermiş olduğu mücadeleyi her zaman kaybeder. Biz, hiç bir zaman bu tür virüslere yenilmeyeceğiz. Türkiye'de bir siyaset kurumu eğer sağlıklı işliyorsa, sağlıklı bir siyaset kurumu hiçbir zaman bu tür oyunların içinde yer almayacaktır. Ama ne yazık ki burada sağlıksız bir yapı oluşturmaya gayret edenler var. Bunlar şu anda dikkat ederseniz, hiçbirisi bu tür bir açıklamayı yapmıyor. Yapamıyor. Onun için ikinci ağızlarla üçüncü ağızlarla bunları konuşturuyorlar. İşte görüşmelerdir, şunlardır, bunlardır. Ve şimdi işi nereye getiriyorlar? Diyorlar ki, küskünler hareketi olabilir. Ha, bunlar hep ahlaki sorun. Eğer böyle bir ahlaki sorunla Türkiye tekrar karşı karşıya bırakılacak olursa doğacak olan ekonomik ve siyasi kaosun sorumlusu da onlar olacaktır. Ama burada az önce de söyledim, biz AK Parti olarak üzerimize düşen neyse bunu sonuna kadar yaparız. Çünkü milletimizin huzurunu daha fazla kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur. Şu anda Anadolu'nun en ücra köşeleri 3 Kasım'da çıkacak olan neticeyi bekliyor. Çünkü toplumsal dehşettir. Güçlü bir siyasi iradeye Türkiye'nin şiddetle ihtiyacı vardır. Bu ise 3 Kasım'da verilecek olan karardır. Bu demokratik karara da Türkiye'nin şiddetle ihtiyacı vardır" dedi.

"3 KASIM'DA SEÇİM VAR, BUNU KİMSE ERTELEYEMEZ"

MHP liderinden Başbakan Yardımıcısı Mesut Yılmaz'a yönelik sert eleştiriler geldiğinin hatırlatılması üzerine Tayyip Erdoğan şöyle konuştu:

"Ben bütün oyunları değil, tezgahlayanları değil, kişisel polemiklere girmek suretiyle değerlendirmek istemiyorum. Çünkü bundan da siyaset kurumu geçmişte çok yara aldı. Biz sadece olayı tespit edip ve tespit ettikten sonra çözümü üzerinde duralım. Kişisel polemiklere girmek suretiyle o konu tamamiyle böyle bir tuvamburfa haline gelir. Buna gerek yok. Ama ortada böyle bir vaka var. Nedir bu seçimin ertelenmesi vakası. Böyle bir gayretin içerisinde olanlar var. Bunları vatandaşlar görüyor. Ve gün geçtikçe bu daha net olarak ortaya çıkacaktır. Bu konuda da bizler siyaset kurumunun içinde yer alan partiler olarak sabırlı olmaya mecburuz. Ama AK Parti olarak biz şu anda şunu yapıyoruz. Diyoruz ki bir seçim taktiğindeki süreç neyse bunun gereklerini yerine getirmeliyiz. Şu anda biz bunun gereklerini yerine getiriyoruz. 3 Kasım'da seçim var bunu kimse erteleyemez diyoruz. Bu anlayışla da kampanyamızı seçim beyanımızı açıklıyoruz. Yetkili kurumlarımız çalışıyor hazırlıklarını yoğun bir şekilde sürdürüyor ve vakti saati gelince de bizde aralıksız çalışmalarımızı sürdürmek suretiyle 3 Kasım akşamına inşallah milletimizle yeni bir başlangıcı başlatmak için hazırlanıyoruz".

"KİMSENİN SİYASİ İRADESİNE İPOTEK KOYMAM"

AK Parti'nin içinde de küskünler olup olmadığı yönündeki bir soruya Tayyip Erdoğan, "Şu anda ben olmaz dersem çok iddialı bir ifade olur. Çünkü bir başkasının siyasi iradesi, ona ipotek koymak olmaz. Benim şu anda dediğim, milletvekillerinin gidiş gelişlerine yol açan müsaade eden yasaya karşı. Çünkü halk milletvekilinin kendisine mi oy veriyor partisine mi, belli değil. Dolayısıyla oraya giden bir milletvekili istediği anda partisini bırakıp bir başka partiye gidememeli. İnşallah biz geliyoruz bunu sağlıyacağız. Bu konuda eğer bir milletvekili partisinden istifa ederse milletvekilliğinden düşmeli. Milletvekillerinin yedeği olmalı, boşanlamalar ve ölümler halinde yedeği kullanılmalıdır. Bu bize bir şey daha kazandıracak, Türkiye artık ara seçim dedikodulardan da kurtulacaktır. Çünkü bunların hepsi birer masraftır. Hepsi Türkiye'nin başına birer sıkıntıdır. Ve üstelikte yola bir kadro ile giren parti sonuna kadar bunu rahatlıkla götürebilecektir. Millet tarafından Meclis'e geterilen ve milletten müsade almadan bir başka partiye geçilmesini kendi iradesini kullandığı için ben bunu doğru bulmuyorum" dedi.

AK Parti'den adayların belirlenmesi sırasında ortaya ana kıstaslar koyulup koyulmadığı yönündeki bir soruya Erdoğan, "Partimizi kurduk, her şeyden önce burada partimizin ilkelerini benimseyen tüm vatandaslarımıza kapımızı açtık ve kendilerine 'Bu ilkeleri benimsiyorsan bizimle bu yolculuğa çıkarsın. Fakat şunu bilmeniz lazım. Oyunuz çok yüksek ama 550 kişi aday olacak. Bu 550 içerisinde de kaç kişinin seçilebileceğini bizim kestirmemiz mümkün değil. Takım sahaya 550 kişi ile çıkıyor ama bunun içinde yedeği var aslı var, elenecek olanlar olacak, 550'nin içerisinde elemeler 3 Kasım'da olacak ama aday adaylarının içerisinde elemeler bu arada olacak ve böyle bir gayretle yola çıkıyoruz' diyoruz. Tabii siz ne kadar hassas davranırsanız davranın listelerin başında yer alanlar kendilerini mutlu hissediyorlar. Tamam diyor, kendini uygun bir yerde görmenin mutluluğuyla bugün neşe içerisinde ama listenin arka taraflarında olanlar ise onlar tabii farklı bir tavrın içerisine giriyor. Belki bir yerde de haklılar ama bunu çok ta normal karşılayanlar olabiliyor. Onlar diyorlar ki 'Ben bu partinin ilkelerine inanmış bir insanım. Dolayısıyla benim orada ya da burada olmam söz konusu değil. Ben bu seçimdeki adaylığımı bile şu anda kendim için şeref telaki ediyorum. Niye, partim beni 550'nin içerisine koymuş, hatta hatta aday adaylarının içerisinde bile ben AK Parti'den aday olabildim' diyerek gelenler de var. Ben de kendilerine tabii aday adayı olmaları sebebiyle gösterdikleri bu incelikten dolayı da ayrıca teşekkürlerimi yazdım. Bu yolculukta kırılanların olmasını asla istemem. Ama siyasi mücadele veriyoruz burada. Bu 550'ye mecburuz bu 550'nin içerisinde herkesi 1. sıraya koyamayız 2. sıraya koyamayız 3. sıraya koyamayız. Burada bir bakış bir değerlendirme var ama ben şunu söylüyorum arkadaşlarımla beraber hakikaten enine boyuna demokratik yapısına varıncaya kadar teknik yapıya varana kadar düşüncelerini gayet titizlikle incelemek suretiyle arkadaşlarımızı değerlendirdik" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'NİN EKONOMİSİ İFLAS ETMİŞTİR"

Tayyip Erdoğan, ekibinin Türkiye'yi yönetebileceğine inanıyor musunuz şeklindeki soruya da şöyle cevap verdi:

"Bu soru bana çok ağır geldi. Ağır bir soru. Bir defa AK Parti şu andaki yönetici kadrolarıyla ülkenin yönetiminde geçmişte yer almış bir kadroya sahip. ' Ekonomi alanında yöneticileri yok' şeklindeki eleştiriler karalamaya yönelik olan ifade tarzlarıdır. AK Parti programı içerisinde ekonomi ile ilgili bütün düşüncelerini ortaya koymuştur. Ayrıca Türkiye'nin ekonomik sorunlarına çözüm yolları ile ilgili öneri kitapçığını yayınlamış ve ülkede bu konudaki ilgili olan her yere bunu göndermiştir. Bütün bunların yanında ayrıca Türkiye'de bugüne kadar gelen siyasi partiler ve onların lideri hepsi ortada. Biz de ortadayız. Onlar hangi şartlarda bu işi yürütüyorlarsa biz de aynı şartlyarda yürüteceğiz. Ekonomi ile ilgili bu iş nasıl çözülür. Ben 4.5 sene İstanbul Büyük Şehir Belediyesi'ni yönettim. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi'ni yönetirken ayrı bir mantıkla mı yönettim? Ben müthiş bir belediye aldım ve aldığım belediye o zamanlar 2 milyar dolar borcu olan, işçisinin memurunun maaşını ödeyemeyen ve yatırımları tamamiyle durmuş bir büyükşehir belediyesini, Türkiye'nin bir numaralı belediyesi yaptık. Türkiye'de hazineden sonra en büyük imkana sahip olan belediye burası ve bu belediyeyi yönetirken biz öyle bir ekonomik bir performans sergiledik ki, daha altı ay dolmadan borçların ödenmesinden tutun, işçi memurların maaşlarına varıncaya kadar ve müteahhitlerin alacaklarına varıncaya kadar, yatırımların başlatılmasına varıncaya kadar çok ciddi bir atağa geçmiştir. Neyle oldu bu? Ekonomideki bu anlayışı yakalamayla olur. Çok açık söylüyorum bütün mesele ataların bir sözü var "At binenin kılıç kuşananın". Bir kişinin her şeyi bilmesi şart değil, bileni bulmak, asıl olan budur. Ondan sonra da onları yönetmek. Eskilerin sevk-i idare dediği şimdilerin koordinasyon dediği bunu gerçekleştirebiliyorsanız başarılı olursunuz. Ama sırtına iki tane koli yüklemiş olanlar, kalkıp şunu yaptık bunu yaptık diyorlar. Herhangi ortada bir başarı yok".

Kendilerinde tek adamın isminin ön plana çıkmayacağını ifade eden Erdoğan, "Türkiye'de bana göre doğrular, atmosferinin ne kadar yanlış olduğudur. Bi de Kemal Derviş'iniz kim olacak diye soruluyor. Yanlışın kendisi budur. 18 aylık süre içerisinde başarılı bir ekonomi bir yönetimi mi var? Biz 18 ay içerisinde devamlı geriye gitmedik mi? Bakın ben konuyla ilgili başarısızlığın sorumlusu olarak, ortada olan ismin üzerinde konuşmak istemiyorum. Aslında bu tür benzetmelerden dolayı üzülüyorum, bu bir yanlıştır. Bizim ekonomi adamımızın kim olduğunu iktidara geldiğimizde bütün Türkiye görecek. Ama biz dedik ki, bir memur zihniyetiyle ekonomiyi yönetmeyiz. İradesini kullanan insanlarla ekonomiyi yönetiriz. Yani bu 657'ye tabi olan memur kardeşlerimizden tenzih ediyorum. Biz ülkemizi onlarla yöneteceğiz. Tabi burada Kemal derviş'i kastetmilyorum. Sayın Kemal Derviş 657'ye tabi değil. O başka yerlerin memuru olarak çalışıyor. Memur mana itibariyle 657'ye tabi olan memurlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin memurlarıdır. Bunun dışında özel sektöründe memurları vardır. Bizim burda anlatmak istediğimiz şudur. 18-19 aylık süreç içerisinde Türkiye milli gelirinden, türk parasının yabancı para karşısındaki değerine varıncaya kadar gayri safi milli hasıla, yıllık kişi başına milli gelir, bunlara baktığımız zaman ileri mi gitmişiz, geri mi gitmişiz. Baktığımız zaman geriye gidiyoruz. O zaman nasıl olabilir başarılı bir dönem. İşsizlik almış başını gidiyor. 420 bin esnaf kepenk indirmiş. 2 milyon 300 bin kişi işsiz, işsizler ordusuna girmiş. Bütün bu gerçekler ortada iken hala işsizleri çıkarmak suretiyle ekonomiyi kurtarma anlayışına bizim bi defa katılmamız mümkün değil" diye konuştu.

Türkiye'de 28 Şubat sürecinin sonucunda çok farklı görüşler ortaya çıktığını ifade eden Tayyip Erdoğan, kendisinin laiklik anlayışını şu sözlerle açıkladı:

"Şu andaki laiklik anlayışımız 1982 Anayasası'nın getirmiş olduğu laiklik anlayışının ta kendisidir. Türkiye'de hangi inanç grubu olursa olsun tüm bu inanç gruplarının hepsinin laikliğin güvencesi altında olduğuna ve laik bir yönetimin hepsine eşit bir mesafede olduğuna inanan bir anlayışla geliyoruz. Ve burada herhangi bir ayrım söz konusu değildir. Temelinde dini esaslara dayalı bir devlet anlayışı yoktur. Böyle bir şey söz konusu değildir. Kişi inancını yaşar, inancını yaşamada da devlet onu güvence altına alır. İnancını inandığı gibi yaşayabilmesi için. Halbuki biliyorsunuz ki, Avrupa Birliği sürecinde de din ve vicdan özgürlüğünü en geniş manada ortaya koyuluyor. Ve 1982 anayasanının gerekçesini şöyle bir okursanız laikliğin tanımı oldukça güzeldir. Orada din, mezhep ayrılığı tamamiyle ortadan kaldırılmış ve güvence altına alınmıştır. Bizim anlayışımız budur".

"3 KASIM'DA ADAYIM"

3 Kasım'da aday olup olamayacağı yönündeki spekülasyonların yersiz olduğuna değinen AK Parti Lideri, "Şu anda şahsımla ilgili çok spekülasyonlar yapıldı. Hala da yapılıyor. Bakın ben çok net ve açık bir ifadeyle Türkiye'de 312 değişikliği yapıldı biliyorsunuz. Ve 312'nin değişiminden dolayı fikir ve düşünceden dolayı bu yargılanmaların ortadan kalkacağı onların haklarını daha rahat kullanabileceği başladığı hep konuşuldu. Ne yazık ki kişiye bağlı olarak bu uygulama bugüne kadar hep geciktirildi aksatıldı. Hatta ve hatta 312'den mahkum olan bir insan cezasını çekti çıktı ama ondan sonra ferdi ceza denilen o kısmı halen yaşamaya devam eden insanları da, maalesef bu ülkede hep siyasetten yasaklamanın gayreti içerisinde olanlar oldu. Daha sonra biliyorsunuz ülkemizde bununla ilgili de 4744 sayılı kanunla ilgili değişiklikler yapıldı. Ve bu değişkliklerden sonra bunlar tamamen ortadan kalktı. Ve avukatlarım sağolsun enine boyuna ilgili olan akademisyen hocalarla görüşmek suretiyle hatta hatta Adalet Bakanı'yla da bu konuları görüşmek suretiyle nasıl adım atılacaksa ortaya koydu. Bu iş artık ortadan kalkacak, bir netliğe kavuşacak ve bu netlikte en son Diyarbakır DGM'ye gidilmek suretiyle ortadan kalktı. Ve daha sonra bir üst mahkemeye itiraz edilmiş ve bu itirazın neticesinde de bu defa lehimize olarak karar çıkmıştır. Ve bu kararın neticesinde de sizin de okuduğunuz gibi sicil kaydı kesin hükme bağlanarak silinmiştir. Ve bununla ilgili teskere yazılmıştır. Şimdi bunun üzerinde birileri hala spekülasyon yapmak suretiyle ve hukuki olmayan yollara kapılmak suretiyle acaba Tayyip Erdoğan'ı bu seçime sokmayız gibi meşru yollar aramaktadır. Bakın bu ülkede ölüm cezasının kaldırılması, biliyorsunuz yıllardır tartışılmış ve sonunda ölüm cezası kaldırılmıştır. Ama bu ülkede fikrinden düşüncesinden dolayı yargılananlar için hala bazı kafalarda ne yazık ki bu yasaklar kaldırılmak istenmiyor. Bakın özgürlük sadece bir kişi veya birkaç kişi için değil bütün insanlık için gereklidir. Onu eğer bir kişiye ya da topluma mal ederseniz yarın o özgürlük bir başkasına da gerekli olabilir. Onun için bu hassasiyetler bence ülkeyi rahatlatacak hassasiyetlerdir. Onun için burda dikkatle ele alınması gereklidir. Yani bu ülkede kimsenin siyasi gerilim yaratmaya hakkı yoktur. Ne şahsımız ne de bir başkası" şeklinde konuştu.

"MİLLİ GÖRÜŞ BİR MARKAYSA VARSIN KULLANSINLAR"

Milli görüşle şu andaki görüşü arasındaki farkın sorulması üzerine Erdoğan şöyle konuştu:

"Bizim geçmişimizdeki dünyamızı, bütün dünyamızı düşünce dünyamızı reddetmemiz mümkün değil. Kimse geçmişini bu noktada inkar edemez. Fikir ve düşünce dünyası olarak söylüyorum. Şimdi milli görüş bir markaysa varsın markayı kullansınlar. Bizim bu noktada bir sıkıntımız yok. Bizim böyle bir markaya şu anda ihtiyacımız yok. Bunu çok açık ve net söylüyorum. Ama AK Parti'nin kendi ilkeleri var. Siyasette tüm temel hak ve hürriyetlerden tutun, ekonomik anlayışlarına varıncaya kadar, dış politikayla ilgili anlayışlarına varıncaya kadar, sosyal politika anlayışlarına varıncaya kadar bizim kendimize ait bir görüşümüz ve programımız var. Ve biz bu programımızın gereği neyse bunu yerine getireceğiz. Ve bizim dostlarımızla dostluğumuz yine devam eder. Biz bu toplumun içinde düşman yetiştirecek değiliz ki. Biz üretci olarak taktik olarak, bu ülkeye hizmet yolunda o uygulamaları zaten kapanmış olan bir parti var ortada. Türkiye'de 40.000 vatandışımıza kamuoyu araştırmalarında 40.000 denek üzerinden bir araştırma yapıyorum. "Türkiye'nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı var mı? Nasıl bir siyasi bir partiye ihtiyacı var? Ve her ilden bu eğer parti kurulacaksa kimleri bu partinin yönetiminde görmek istersiniz? Bu partinin adı ne olmalı? Bu partiden neler bekliyorsunuz?" başlıkları altında. 81 ilde böyle bir araştırmayı yaptık ve bu araştırmayı yaptırdıktan sonra bu partiyi kurmaya karar verdik. Ve mevcut bir partiden kopmuş bir parti değiliz. Ve bu partide doğru yoldan olan var, MHP'den olan var, Saadet'ten olan var, Anavatan'dan olan var, DSP içerisinden olan var, CHP içerisinden olanlar var. Biz yeni bir parti olarak bu yola sıfır kilometre olarak yola çıktık. Ve şu anda da hızla partimiz geleceğe yürüyor. Amacımız birilerini karalamak değil böyle bir şeyi de katiyen düşünmüyoruz. Ve bunu da programımıza da özellikle yazdık. Ve biz hiçbir siyasi gerginliğin tarafı olmayacağız. Katiyen kişisel polemiklerin içine girmeyeceğiz. Bize istedikleri kadar bu noktada hakaret etsinler. Karşılık bulamayacaklar. İllaki hakarete cevap vererek tatmin olmak gerekmiyor. Susarsınız, o da bir cevaptır. Mesele inceliği yakalamakta. Ve halkımız bu konuları çok iyi değerlendiriyor. Halkımız cevabı kendisi veriyor. Nerde veriyor, sandıkta veriyor".

AK Parti lideri Tayyip Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"AK Parti, merkez sağı yeniden inşaa ediyor. AK Parti'nin şu anda ki görevi budur. Ve bu merkez sağı inşaa ederek, şu anda Türkiye'de sağda bulunan merkeze yakın olan tüm anlayışları da çatısının altında topluyor. O anlayış sahipleri, bu çatının altında toplanmaya başladığı için güçleniyor. Fakat biz buradan merkezi inşaa edeceğiz ki merkez solda olan muhafazakar yapı da bizimle bütünleşsin. Çünkü biz yelpazede buraya otururken, kimlikte de bir muhafazakar demokrat kimliği tespit ediyoruz. Bu muhafazakar demokrat kimlik de, bi defa özellikle bizim muhafazakar yapımız içinde Türk milletinin derinliğinden gelen değerleri var. Bu değerlere sahip olmak var. Ve bu değerlere sahip olarak geleceğe yürümek var. O medeniyet tarihinde nasıl bir yere sahipsek yarın da biz böyle güçlü bir yere sahip olmak istiyoruz. Ama bu bir gelişim içerisinde olması lazım. Bakın ben yıllarca Sayın Erbakan'a 'Hocam' dedim. Gençlik Kolları'ndan itibaren başlayan siyasi sürecin ki, 18 yaşında bu işe başladım. Gençlik Kolları Başkanı, İlçe Başkanı, dİl Başkanlıkları, Merkez Karar Yönetim Kurulu'nda görev aldım ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptım. 30 yıllık bir dönemimiz var. Anlaşamadığımız noktalar oldu ki ayrıldık. Ayrıldıktan sonra bu tür saygısızlıkta bulunmam. Ama biz şu anda bir siyasi yarışın içindeyiz ve bu yarışta da partinin yeri bellidir. Bizim kaybedecek vaktimiz yok. Kavga ederek, aşağılayarak zaman kaybetmeye tahammülümüz yok. Biz mütevazi isek ne mutlu bize. Ve bunları kaale almıyoruz, Erbakan'a başarılar diliyoruz."

Kaynak: İHA

Geri Dön

En Çok Aranan Haberler