HABER

'Temizlenen' bir Libya kentinin korkunç sırları

Libya'nın kuzeyinde 30 bin nüfuslu bir kentin sakinleri, Misrata kenti çevresinde 3 ay süren ablukada rol oynadıkları için evlerinden sürüldü. Peki Taverga'da gerçekte neler oldu? Kent sakinlerinin zulüm yaptığı suçlaması haklı mı? Tarık Kafala araşt

Tarık Kafala

BBC, Libya

Libya'nın üçüncü büyük kenti Misrata'da genç bir kadın, Necla Vaks, "Hayır, asla dönemezler buraya. Bize çok, çok zarar verdiler, korkunç şeyler yaptılar..." diyor, 50 km. güneydeki Taverga kenti halkı hakkında.

Mart başlarıyla Mayıs ortası arasında Muammer Kaddafi güçleri Misrata'yı kuşatmış, Kaddafi güçleri kısmen Taverga'da üslenmişti.

Taverga halkı kentteki ayaklanmanın bastırılmasında Kaddafi güçlerine yardaklık yapmakla, cinayet, tecavüz ve cinsel işkence olaylarına karışmakla suçlandı.

Misrata savaşçıları sonunda Kaddafi güçlerini yenilgiye uğratmışlar ve kuşatmayı kırmışlardı.

Misratalı birlikler, Ağustos ayında Trablus'u ele geçiren güçler arasındaydı. Ekim ayında Kaddafi'yi yakalayıp öldüren ve bir oğlunu ele geçiren, cesetleri halka teşhir eden güçler de Misrata militanlarıydı.

Ağustos ayı ortalarında, kuşatmanın sona erdirilmesiyle Kaddafi'nin öldürülmesi arasında kalan dönemde, Misrata güçleri 30 bin nüfuslu Taverga'da yaşayan herkesi kentten sürdü.

İnsan hakları grupları bunu bir intikam eylemi olarak niteledi ve "insanlığa karşı işlenmiş suç sayılabilecek toplu cezalandırma olduğunu" bildirdi.

Taverga halkının kökenleri çoğunlukla siyah köleler. Genellikle yoksul, Kaddafi yönetiminin himayesi altında yaşamış, Kaddafi'yi desteklemiş insanlar. Bazıları, ayakta kalma mücadelesi içindeki Kaddafi yönetimini savunan silahlı gruplara katılmıştı.

Misrata ve Taverga'da yaşananlar Libya'nın bazı kesimlerinde ulusal uzlaşmanın ne denli güçlükle sağlanacağını ortaya koydu.

Ayrıca Kaddafi yönetimini devirerek zafer kazanan kesimlerin, eski rejimin safında yer almış olanları nasıl yargılamaksızın zalimce cezalandırabildiklerini de gösterdi.

Hayalet şehir

Taverga'ya ana yoldan girdiğinizde kentin adının girişteki levhadan silinmiş olduğunu görüyorsunuz. Ürkütücü bir sessizlik hakim kente. Sadece, bu koşullarda yersiz görünen güzel kuş sesleri duyuluyor; bir iki kediyle bir deri bir kemik haldeki bir köpek dolanıyor.

Bütün yapılar yakılmış, yağmalanmış. Burada yaşayan insanların çaresizce kaçıştığını gösterir şekilde, malları her yana saçılmış. Eski yönetimin yeşil bayrakları görülüyor kimi evlerde.

Binaların bazılarının ağır bombardımana hedef olduğu bariz. Bazılarında top mermilerinin izleri görülüyor, bazılarıysa öylece terkedilmiş. Kentte kimse yaşamıyor, Taverga sakinlerinin dönmesini engellemek üzere sokaklarda dolaşan az sayıda Misratalı milis var sadece.

Taverga'dan kaçanlar ülkenin çeşitli yerlerine dağılmış halde. 15 bin kadar kişi Libya'nın merkezindeki Hun'da. Bazıları Sanha ve Bingazi kentlerinde; Trablus'taki mülteci kampındaysa 1000'i aşkın Tavergalı barınıyor.

LibAid insancıl yardım örgütünce yönetilen, kadın ve çocuklarla dolu bir kampta Ümmü Bubekr çıkıyor karşımıza. Oğullarından birini bulamıyormuş.

"Bizi bombaladılar, üzerimize ateş açtılar. Ben çocuklarımla kaçmak zorunda kaldım. Bir oğlumu kaybettim. Hayatta mı, değil mi bilmiyorum. Şimdi buradayız, geleceğimiz diye birşey kalmadı. Korku içindeyiz. Derdimize bir çare bulunsun istiyoruz. Evimize dönmek istiyoruz." diyor.

Ümmü Bubekr, Misratalı milislerin her gece kampları bastığını, genç erkekleri alıp götürdüğünü anlatıyor. Bir daha da ses çıkmıyormuş bu erkeklerden.

Ümmü Seber de, milislere bakılırsa, yeğeninin Misratalı bir kadına tecavüzünü itiraf ettiğini söylüyor. Ama yeğeninin tecavüz kelimesinin anlamını bile bilmediğine yemin ediyor. "Tecavüzlerin meydana geldiğine dair tek bir kanıt bile yok. Topraklarımızı, evlerimizi ele geçirmek istedikleri için bizi buradan sürdüler." diyor.

Kamptan ayrılırken, çocuklar yeni ve özgür Libya'daki tutsaklıkları hakkında bir protesto şarkısı söylüyorlar toplanarak.

'Affedilmez suç'

Misrata halkı da, Taverga'da neler olduğunu, kentin nüfusunun niçin temizlendiğini, tecavüz ve cinsel işkence olaylarına dayanarak açıklıyor.

Halkta uzlaşmacı veya bağışlayıcı bir havadan eser yok. Bu tutucu toplumda, tecavüz, affedilmez bir suç. Mağdurlar şikayetçi olmuyor, dolayısıyla da işlenen suçların boyutlarını kestirmek mümkün değil.

Ama Misrata yetkilileri Tavergalıların tecavüz olaylarını itiraf ettiklerini, kanıt olarak ellerinde cep telefonlarıyla çekilmiş görüntüler bulunduğunu anlatıyorlar.

Bu görüntüleri bize göstermediler ama Kaddafi yanlısı Tavergalı militanlarca alıkonan ve isyancılara bağlı olduğu için dişleri süngü darbeleriyle sökülen 40 yaşındaki bir adamla görüşmemize izin veriyorlar.

Bir dizi cinsel saldırıya tanık olduğunu anlatıyor adam. 20'den fazla erkeğin cinsel organlarına işkence edildiğini, Kaddafi birliklerinde çalışan Tavergalı kadınların, yere yatırılan mahkumların üzerine idrarlarını yaptıklarını söylüyor.

Çeşitli tecavüz olaylarına ve diğer suçlara ilişkin kanıtlar yavaş yavaş ortaya çıkarken, bazılarının işlediği suçlar yüzünden Tavergalıların toptan itham edildiği anlaşılıyor.

Taverga halkı büyük ölçüde Kaddafi yönetimini desteklediği için, Misrata'nın muzaffer milisleri Kaddafi yönetiminin son aylarında işlediği çok daha büyük suçları da Tavergalılara yüklüyor gibiler.

Korkunç kuşatma

Misrata halkının kuşatma sırasında çok büyük acı çektiğine kuşku yok. Bombardımanın izleri her yerde görülüyor.

Kentin ana caddelerinden birinde "Şehitler Müzesi"ni kuran Muhammed Beşir el-Şenba, çatışmalarda 1200'den fazla Misratalının öldüğünü, yüzlerce kişinin hala kayıp olduğunu anlatıyor. Müzesi bir galeri gibi. Duvarlarda ölenlerin fotoğrafları var. Kaddafi yönetimince 1980'lere dek uzanan temizlik operasyonlarında öldürülen insanların resimleri görülüyor.

Müzenin önünde top mermileri, mermiler, ağır silahlar, el bombaları yığılmış. Bir zamanlar Trablus'ta Kaddafi'nin karargahında bulunan altın kaplama yumruk da şimdi buraya taşınmış; aileler gelip yanında hatıralık fotoğraf çektiriyor.

Bugün Libya'da Kaddafi yönetimini devrilmesi sırasında ölmüş olan herkes şehadet statüsünde. Şehitlik söylemi neredeyse boğucu boyutlara ulaşmış halde. Her konuşma şehitlere dua edilerek başlıyor. Televizyon kanalları şehitlere şükran şarkılarıyla dolup taşıyor. Trablus'un merkezindeki alanın adı Şehitler Meydanı olarak değiştirildi. Misrata halkı da bu söylemi can-ı gönülden benimsemiş görünüyor.

Trablus'taki yetkililer Misrata savaşçılarının herhangi bir şekilde yasaları çiğneyip çiğnemediğinin soruşturulacağını söylüyorlar. Ama Taverga'da olup bitenlerin hesabını kimse verecekmiş gibi görünmüyor.

Kaddafi sonrası Libya'nın öne çıkan özelliklerinden biri Misrata, Bingazi ve Zintan gibi taşradaki merkezlerin, başkent Trablus'a siyasetlerini dikte ettirmeleri.

Libya savaşı sırasında birçok kent ve topluluk çok büyük acılar çekti. Taverga ve ağır topçu ateşiyle mahvolan Kaddafi'nin memleketi Sirte, sadece iki örnek buna.

Ama bu kentler ve sakinleri, kaybeden tarafta oldukları için, yeni Libya'da seslerini duyuramıyorlar.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön