Üniversitede, Rektör-Tüzmen gerilimi

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necla Pur, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın dün gazetelere yansıyan "Türkiye'de Anayasa'yı ihlal eden iki bakan ve bir başbakan idam edildi. Rektörler Anayasa'yı rektörler Anayasa'yı ihlal suçu işliyorlar, biz idamdan bahsetmiyoruz ama işlenen suç cezasız kalmamalı" sözlerini kınadığını söyledi.

-"TÜRBAN SORUNU ÜNİVERSİTELERİN ÜZERİNE KABUS GİBİ ÇÖKTÜ"-

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Marmara Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçecek olan "Teknopark"ın imza protokolü hükümet-üniversite gerginliğine sahne oldu. Toplantıda konuşan Pur, Türkiye'nin son günlerde bir takım siyasal, sosyal ve eğitimsel sorunlarla karşı karşıya kaldığını dile getirerek, "Bu sorunların Türkiye gündemine oturmuş olması Türk halkını olduğu gibi üniversiteler ve üniversite yöneticilerini de çok yakından sıkıntıya sokmaktadır ve düşünmeye itmektedir. Türkiye'nin kapılarını zorlamaya başlayan bir dünya ekonomik krizi, bir taraftan bugün açıklanan yüzde 10'a varan genel işsizlik oranları, genç işsizlerin sayısı, artan ihracata rağmen dış ticaret açığının artması, dış borçların öneminin artması, sınır ötesi operasyonlarda kaybedilen şehitler gibi sorunlarla yoğrulurken bu ortamda birden yaratılan, olmayan bir türban sorununun üniversiteler üzerine bir kabus gibi çökmesi Türkiye açısından, özellikle aydın kesimin başını önüne koyarak uzun uzun düşünmesini gerektiren konular içerisindedir" diye konuştu.

-"ÖCALAN'IN BİLE İDAM EDİLMEDİĞİ BİR TOPLUMDA BU HATIRLATMAYI KINIYORUM"-
Pur, bu sıkıntılar içinde Teknopark gibi aydınlık projelerin işbirliklerinin, gerek Türkiye ekonomisi ve üniversiteler açısından önemli bir olay olduğunu kaydetti. Üniversitelerin toplumsal sorunlarla yakından ilişkili olması gerektiğine değinen Pur, Marmara Üniversitesi olarak Türkiye'nin tüm toplumsal sorunlarını araştırarak, bilimsel çözümler üretmekle yükümlü olduklarını ifade etti. Pur, Marmara Üniversitesi Senatosu'nun oy birliğiyle hukukun üstünlüğü doğrultusunda karar alarak, bu yönde hareket edeceğini bildiren bir deklarasyon yayınladığını anımsatarak sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün burada sayın Bakanım varken ifade etmek istiyorum. Dün gazetede üzülerek okudum ve bugün de YÖK Başkanımla paylaştım. İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı'nın ‘Rektörlerin, Anayasa'yı ihlal etmelerinin aynı 1960 yılındaki Adnan Menderes hükümetinin nasıl Anayasa'yı ihlal ettiler ve sonunda idam edildiler' gibi bir tümcesine rastladım. Bugün Türkiye'yi bölmek isteyen sözde bölücü örgütün lideri Abdullah Öcalan'ın bile idam edilmediği bir toplumda böyle bir hatırlatmanın, hatırlatma dahi olsa idam sözcüğüyle rektör sözcüğünün yan yana gelmesini büyük ölçüde kınıyorum."

-"FIRAT'IN SÖZLERİNİ AYNEN İADE EDİYORUM"-
Bilim camiası ve seçilmiş rektörleri Anayasa'yı ihlal ettikleri taktirde idam edilen bir başbakan gibi idam edilecekleri imasının son derece üzücü ve küçültücü olduğunu vurgulayan Pur, bu tutumun, durulması istenen olayları tırmandırıcı olacağına işaret etti. Pur, Fırat'ın sözlerini aynen iade ettiğini bildirerek, sözlerinin açılımının kamuoyuna yapılmasını istedi. Üniversitelerin hukuka saygılı olduğunu söyleyen Pur "Kendini bilmez insanların yaptığı idam gibi bir takım abuk subuk benzetmelere de pabuç bırakmayız" dedi.

Pur daha sonra TİM işbirliğiyle faaliyete geçecek olan Teknopark'ın Türkiye ekonomisine, istihdama ve üniversite-sanayi işbirliğinin somut bir örneği olması açısından çok yararlı olacağını belirtti.

-"SIKINTIYA GİRECEĞİMİZ TARTIŞMALARDA BOĞULUP GİTMEMELİYİZ"-

İmza protokolüne katılan Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen ise, rektör ve hocaların dolu olduğunu belirterek, hangi platform olursa olsun içlerindekileri dökerek gündeme getirmeye çalıştıklarını ifade etti. "Bunun yolu burası değil aslında. Böylesine güzide bir bilim ortamında, enerjimizi, zamanımızı ve sağlığımızı da sıkıntıya sokacak tartışmalara boğulup gitmeden gelin hep beraber Türkiye'nin ihracatının nasıl arttırılacağını tartışalım" diye konuşan Tüzmen, siyasetçilerle, akademisyenler ve bürokrasinin kendi platformlarında birlikteliğinin sağlandığı "üç ayak" gibi bir işbirliğinin oluşturulması gerektiğine değindi. Tüzmen, bu ayakların birbirleriyle siyasi platformlarda tartışma yapabileceğine işaret ederek, bunun yolunun siyasete girmek olduğunu dile getirdi. Bilim ortamında, iş dünyası, siyasetçi ve bilim adamı arasındaki işbirliğinin düşünülmesi gerektiğini söyleyen Tüzmen, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından AR-GE'nin bir güç haline geldiğini kaydetti. Tüzmen, AR-GE'de üç ayağın çalışması için bir "tohum sermaye"nin ortaya konulması gerektiğini belirterek, "Bizim yapmaya çalıştığımız, böylesine bir dönüşümü Türkiye'ye getirebilmek. Teknopark projesindeki aşamaların ilerlemesi için ciddi bir finansman modeli olmadığı zaman çalışması zor" diye konuştu.

-"BIRAKIN SİYASETİ BİZ YAPALIM"-

Türkiye'nin tek çıkış yolunun ihracatın arttırılması olduğuna dikkat çeken Tüzmen, tartışmaların bir kenara bırakılarak, bilim dünyası ve ihracatın birikimiyle Türkiye'nin ihracatını arttırmak gerektiğini ifade etti. Tüzmen, boşa vakit geçirilmemesini belirterek, "Boş konuşmalarla bizim işimiz yok. Biz işimize bakalım herkes kendi işini iyi yapsın. Siyaseti bırakın biz yapalım. Siz bilim dünyasında kendi işinizi yapın, daha fazla makale yazın. Dünya üniversiteler liginde en üst sıralarda yer alan Türk üniversitelerini yaratalım. Hedefler böyle olmalı. Ben 22. sırada yer aldığımız dünya ihracatında bunu ilk 20'ye getirebilir miyim hedefiyle kendi kulvarımda buna çalışmalıyım" diye konuştu.

Tüzmen, Teknopark'taki firmaların, tohum sermayesi yaratılmadığında ciddi bir açılış sağlayamayacağına işaret ederek, oradaki firmalara yeterli desteğin baştan sağlanamamasıyla o firmaların "ölüm vadisi" denilen şeyin içine kayacaklarını dile getirdi.
Konuşmaların ardından Teknopark protokolü imazalandı.

ANKA