"Yerel cihat bölgesi, dönemine giriyoruz"

ABD Dış Politika Konseyi Başkan Yardımcısı Ilan Berman: - "Yerel cihat bölgesi dönemine giriyoruz. Bu cihatçı gruplar genelde DEAŞ'ın etrafındaydı ama şu anda farklı hedeflerle farklı bölgelerde ortaya çıkıyorlar. Tekrardan ve çok daha zorlu bir tehdit ortamı yaratıyorlar bize"

İSTANBUL (AA) - ABD Dış Politika Konseyi Başkan Yardımcısı Ilan Berman, DEAŞ'ın yenildiğini ancak dünyada farklı bölgelere yayıldığını belirterek, "Yerel cihat bölgesi, dönemine giriyoruz. Bu cihatçı gruplar genelde DEAŞ'ın etrafındaydı ama şu anda farklı hedeflerle farklı bölgelerde ortaya çıkıyorlar. Tekrardan ve çok daha zorlu bir tehdit ortamı yaratıyorlar bize." dedi.

Berman, Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu tarafından düzenlenen 21. Global Liderlik Forumu kapsamında düzenlenen "Amerikan Politikaları Ekseninde Uluslararası İlişkilerin Yeni Parametreleri" başlıklı oturumda konuştu.

Orta Doğu'daki durumun ABD'de zafer olarak görüldüğünü anlatan Berman, şöyle devam etti:

"Orta Doğu'daki durum bana eski bir arkadaşımın söylediği şeyi hatırlatıyor. 'Biz büyük bir ejderhayı kestik fakat şu anda zehirli yılanların yaşadığı bir bölgedeyiz.' Tabii ki ejderhayı kontrol etmek çok daha kolaydı. Bizim Orta Doğu'da gördüğümüz çok önemli bir analog bu. Biz orada DEAŞ halifeliğinin yakıldığını gördük. Şu anda büyük aşırılık eğilimiyle karşı karşıyayız. Önümüzdeki yıllarda da bunlarla mücadele edeceğiz. İlki DEAŞ'ın kendi direnci. Azaldılar ama hala oyunda olduklarını biliyoruz ve halifelik durumu bitse bile bu grup hala küresel bir güç olarak önümüzde. Bunun içinde birkaç sınıf var. Uluslararası topluluk, DEAŞ'a Irak'ta ve Suriye'de fazla baskı uyguladığı için başka bölgelere taşındılar. Kuzey Afrika'ya giderek orada ikinci bir cephe kurdular. Özellikle Libya'da. DEAŞ Güneydoğu Afrika'ya yerleşmiştir ve Asya'da, Endenozya'da, Filipinler'de aktiftirler. Bir de Orta Doğu'da daha sonra etkilerini gördük. En son Amerikan Savunma Bürosundan 'İslam devleti birçok toprakta baskı kurdu. Biz bu baskıyı uygulamaya devam etmezsek o zaman bu bölgede hakimiyet kurmaya devam edecekler.' dediler."

- "İslam devletinin önemli güçleri var"

DEAŞ'ın çöküşüyle cihatçıların problem oluşturabileceğini ifade eden Ilan Berman, şunları söyledi:

"İkinci sebep de İslam devletinin önemli güçleri var. İslam devleti 5 yılda 85 farklı ülkeden yaklaşık 40 bin yabancı savaşçı getirdi. Yani tarih kendini tekrar etmez fakat benzer şeyler yapabilir. 1990'lı yıllarda küresel turizmde bir artış gördülerse ve bu yabancı cihatçılar kendi ülkelerine döndülerse de DEAŞ'ın çöküşüyle Suriye ve Irak'a tekrar geri dönenler problem oluşturabilir. Yani Irak'ta bunlara yönelik politikalar oluşturuyoruz. Bizim endişe duymamız gereken şey ise bu yerel cihadın tekrar ortaya çıkması. Yani 'yerel cihat bölgesi' dönemine giriyoruz. DEAŞ'ın yükselen küresel imajı birçok İslami aşırıcılığı oluşturuyor. 3 yıl içinde 40 binden fazla oldular. 2016'da 48 radikal grup, DEAŞ'a biat etmiştir. Fakat şimdilerde bu grupların hepsi, DEAŞ halifeliğinin çökmesinden etkilenmiştir. Bu grupların hepsi istisnasız DEAŞ'ın varlığından önce vardı, bağımsız yapılara sahipti ve finansmanları vardı. Şu anda gördüğünüz ise Orta Doğu'da İslam devletleri şeklinde bu grupların kendi bölgelerinde bir çıkışları görülmekte. Orta Afrika'da desteklenen yerel aşırı grupları görüyoruz. Bu cihatçı gruplar genelde DEAŞ'ın etrafındaydı ama şu anda farklı hedeflerle farklı bölgelerde ortaya çıkıyorlar. Tekrardan ve çok daha zorlu bir tehdit ortamı yaratıyorlar bize."

- "İran rejiminin kötü niyetli yaklaşımları devam ediyor"

ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu Politika ve Ekonomi Bölümü Şefi Vaida Vidugiris ise önceliklerinin barış ve istikrar olduğunu belirterek, Kuzey Kore ile yapılan nükleer silah geliştirmesini engelleme anlaşması ve Afrika'daki korsanlığı engelleme gibi ABD'nin son dönemde yaptığı çalışmaları örnek verdi.

Vidugiris, Türkiye ile ABD arasında son dönemde tartışma konusu olan Suriye meselesine de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'den bahsetmek gerekirse, Suriye'de koalisyon güçleriyle ve Türkiye ile olan ortak güçlerimizi devam ettiriyoruz. Buradaki istikrarı geliştirip DEAŞ'ın dönüşünü engellemek istiyoruz. İran ve çevresindeki güçlere de dikkat ediyoruz. Bütün Suriyelilerin iyiliğine ve gelişmesine sebep olacak bir düzen oluşmasını istiyoruz. İran rejiminin kötü niyetli yaklaşımları da devam ediyor ve terör organizasyonlarına da destek veriyorlar. Buradaki balistik füze teknolojileriyle ortaklarımızı tehdit ediyorlar. Aynı zamanda insan hakları konusunda da kötü bir durumları var buna cevap olarak ABD İran'a ekonomik yaptırımlar uyguladı. Yemen'de de çatışmaların bitmesi için baskılarımızı sürdürüyoruz. Orta Doğu'ya genel olarak baktığımızda, Orta Doğu stratejik müttefiklerini geliştirmek istiyoruz. Böylece körfezdeki Ürdün ve Mısır gibi ülkelerle ortaklık sağlamak istiyoruz. Bizim müttefiklerimiz ve ortaklarımız bizim için çok önemli. Amerika barışı sağlamalı ve NATO ile birlikte ilerlememiz gerekiyor."

ABD ve Türk askerlerinin katıldığı NATO organizasyonları düzenlediklerini belirten Vidugiris, NATO'nun hala dünyanın en büyük konvansiyonel savaş gücü olduğuna dikkati çekti.

Rusya Federasyonu'nun NATO karşısındaki konumuna da değinen Vidugiris, şunları kaydetti:

"Gittikçe daha çok agresif ve müdahaleci Rusya görüyoruz. 21. yüzyılın dijital araçlarını kullanarak bazı kampanyalar başlattılar. Planlı düzenledikleri saldırılarla ülkemizi ve dünyayı etkilediler. Onun buradaki istikrarı bozacağını düşünüyoruz. Rusya'nın geçen seneki silah anlaşmalarına karşı gelerek yaptığı aktiviteler vardı. NATO birçok ülkenin ortak çıkarlarına hizmet veriyor. NATO’nun 5. maddesine atıfta bulunmak gerekirse; bir ülkeye yapılan saldırı bütün ülkelere yapılmış demektir. Bu da hepimizin çıkarlarını koruyacaktır. 2. maddeye baktığımızda istikrar ve barışı korumak ve ekonomik bozukluklarımızla mücadele etmek konusuna odaklanıyor. NATO bütün üye ülkeler açısından önemlidir. 70 yıllık bir geçmişi var. İstanbul'da da bir karargahı var."