HABER

"Anadolu Dünya Dolu" programı

- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan: (1) - "(Sığınmacılara yönelik yardımlar) Hadi Avrupalıların riyakarlıklarını anladık da bizim ana muhalefet partisi niye bu işin peşine düştü onu bilemiyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat 'Nerede bu 30 milyar dolar?' diye sorup duruyor. Ömründe bir tek garibe üç kuruşluk faydası olmayıp, bir yaşındaki çocuğu bile sigortalı yapacak kadar helal-haram nedir bilmeyenin böyle bir şeyi sorma hakkı olabilir mi" - "Kucağındaki çocuğuyla beraber umuda k

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, sığınmacılara yönelik yardımlara ilişkin, "Hadi Avrupalıların riyakarlıklarını anladık da bizim ana muhalefet partisi niye bu işin peşine düştü onu bilemiyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat 'Nerede bu 30 milyar dolar?' diye sorup duruyor. Ömründe bir tek garibe üç kuruşluk faydası olmayıp, bir yaşındaki çocuğu bile sigortalı yapacak kadar helal-haram nedir bilmeyenin böyle bir şeyi sorma hakkı olabilir mi?" dedi.

Erdoğan, ATO Congresium'da Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla AK Parti Genel Merkez Sosyal Politikalar Başkanlığı tarafından düzenlenen "Anadolu Dünya Dolu" programında konuştu.

Sınırlarına giren göçmenlerin paralarına, ziynet eşyalarına hatta çocuklarına el koyan, onları din değiştirmeye zorlayan bir medeniyetin, insanlığa söyleyecek sözünün kalmadığını ifade eden Erdoğan, Avrupalı kimi bakanların kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda, sığınmacıları kastederek "Hepsini denize dökmek lazım, boğulsalar da umurumuzda değil." demesiyle orada insanlığın öldüğünü söyledi.

Erdoğan, Akdeniz'de, Ege'de Avrupa'ya doğru giden kırık dökük teknelerdeki, botlardaki insanları kurtarmak için gemi göndermek yerine, savaş helikopteri göndermeyi teklif eden yazarların Avrupa'da revaçta olmasının durumu vahim hale getirdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kucağındaki çocuğuyla beraber umuda koşan bir babanın ayağına çelme takacak kadar insanlıktan çıkmış bir Avrupa'nın artık kendini sorgulama zamanı çoktan gelmiştir. Bugün Avrupa genelinde 10 binin üzerinde kayıp göçmen çocuğu var. Eğer böyle bir durum bizim ülkemizde olsaydı, inanın bana dünyayı başımıza yıkarlardı. Biz, ülkemizde doğan çeyrek milyon sığınmacı bebeğine, eğitim öğretim çağındaki 600 binin üzerinde göçmen çocuğuna tüm imkanlarımızla sahip çıktığımız halde, yardım programları tıkanıyor. Batı ülkelerinin göçmenler konusundaki insanlık dışı politikasının farklı coğrafyalarda çok daha acı sonuçları da ortaya çıkıyor."

Libya'nın, Afrika ve Kuzey Afrika üzerinden Avrupa'ya geçmek isteyenler için adeta bir transit durak görevi gördüğünü dile getiren Erdoğan, ülkedeki karışıklıklar sebebiyle bu durumun kontrol altına alınamadığına dikkati çekti. Erdoğan, "Bugün 700 bin göçmenin, başka bir yere gidemediği için Libya'da mahsur kaldığı ifade ediliyor. Bu durum, bizim paramızla bin lira gibi bir meblağa istenildiği kadar ve istenilen şartlarda çalıştırılabilen modern kölelerin alınıp, satıldığı pazarların kurulmasına yol açmıştır." dedi.

- "Modern köleliktir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Köle demek, illa boynuna zincir vurulan insan demek değildir. Böylesine cüzi ücretler karşısında insanlar süresiz ve sınırsız şekilde çalışmak zorunda bırakılıyorsa, bunun adı modern köleliktir." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Petrol paralarının, yüksek teknoloji gelirlerinin, lüks harcamaların sadece bir aylık bedeliyle, tamamının hayatı kurtarılabilecek bu kişilerin bin liraya süresiz, şartsız, köle gibi çalıştırılmasının utancı tüm insanlığı bedbaht etmeye yeter. Türkiye olarak biz, Suriye ve Irak'taki çatışmalardan kaçarak ülkemize gelen 3,5 milyona yakın kardeşimize herhangi bir hesapla değil, sadece Allah için kucak açtık. Avrupa'nın tamamındaki Suriyeli sığınmacı sayısı ise yaklaşık yarısı Almanya'da olmak üzere toplam 987 bindir. Almanya kendi sınırları içerisindeki sığınmacılar için '2016 yılında 16 milyar avro harcadığını' beyan ediyor. Biz de ülkemizdeki sığınmacılar için kamu kuruluşlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, belediyelerimizle, vatandaşlarımızın kendi inisiyatifleriyle 7 yılda toplam 30 milyar dolarlık bir harcama yaptık."

Bu rakamları, yapılan yardımları ifşa etmek için söylemediğini vurgulayan Erdoğan, sığınmacılar için Türkiye'ye söz verilip de yapılmayan yardımlarla, Türkiye'nin yaptığı yardımların mukayesesi için bunları ifade etttiğini söyledi.

- "Veren el, alan elden hayırlıdır"

"Birileri, bizim bu paraları sanki sığınmacılara harcamayıp, kendi bütçemize aktardığımız intibasını vermeye çalışıyor." diyen Erdoğan, AB'nin geçen yıl, Türkiye'ye verdiği sözün 3 milyar avro artı 3 milyar avro şeklinde olduğunu hatırlattı.

AB'nin, uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla Kızılay'a gönderdiği rakamın 900 milyon avro olduğunu belirten Erdoğan, BM Mülteciler Komiserliği'nin ise 600 milyon dolar gönderdiğini kaydetti.

Erdoğan, sadece Türkiye'nin 30 milyar dolar harcadığını tekrar vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bunları kendilerine sorduğumuzda aldığımız cevap ne biliyor musunuz? 'Biz, onu bütçeye koyduk.' Koydunuz da bizim bu kuruluşlarımıza gelen bir şey yok. Devamlı hemen bakıyorsunuz, ipe un seriyorlar. Verseler de vermeseler de biz veren el, alan elden hayırlıdır anlayışıyla bu desteğimizi vermeye devam edeceğiz. Çünkü bu millet ensar olmanın ne demek olduğunu gayet iyi bilir. Hamdolsun Türkiye bu yardımları hiçbir sıkıntıya düşmeden yapabilecek imkanlara sahip bir ülkedir."

- "Eğer o günler olsaydı..."

"Ya bir de tam tersi olsaydı. Biz bu yardımlara muhtaç olsaydık ne olurdu?" diye soran Erdoğan, Türkiye'nin 3-5 milyon dolarlık krediler için uluslararası kuruluşların kapılarında el açtığı devirlerin olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin IMF'nın kapısında olduğu günleri anımsatan Erdoğan, göreve geldiklerinde IMF'ye olan borcun 23,5 milyar dolar olduğunu, bunu 2013'te sıfırladıklarını söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Eğer o günler olsaydı, durum felaketti. İşte o zamanlar Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı ama şimdi bu rakam 120 milyar dolara çıktı. Bugün Türkiye'nin ölçekleri öylesine büyüdü ki Rabbime binlerce kez şükürler olsun, artık bu tür rakamlar bizim için devede kulak bile değildir. AB ile yapmış olduğumuz bu anlaşma... Buna göre biz sığınmacı geçişini engelleyecektik. AB de hem bize mali yardım yapacak hem de serbest dolaşım hakkımızı verecekti. Buna göre AB'den güya geçtiğimiz yıl sonuna kadar o verilen sözler yerine gelmedi ve biz anlaşmadaki yükümlülüğümüzü yerine getirdik. Kara ve deniz sınırlarımızı tamamen kontrol altına alarak, Avrupa'ya göçmen akınını neredeyse sıfırladık ama onlar verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar. Serbest dolaşım hakkımızın üzerine bir kez daha yattılar."

- "Ana muhalefet niye peşine düştü bilemiyoruz"

AB'nin yardım konusunda söz verdiği ilk dilimin, 1 milyar avrosunun dahi gelmediğine dikkati çeken Erdoğan, bütün bunlara karşılık Türkiye'nin görevini yerine getirdiğini söyledi.

"Hadi Avrupalıların riyakarlıklarını anladık da bizim ana muhalefet partisi niye bu işin peşine düştü, onu bilemiyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ana muhalefetin başındaki zat 'Nerede bu 30 milyar dolar?' diye sorup duruyor. Ömründe bir tek garibe üç kuruşluk faydası olmayıp, bir yaşındaki çocuğu bile sigortalı yapacak kadar helal haram nedir bilmeyenden, böyle bir şeyi sorma hakkı olabilir mi? Bir yaşındaki torununa SSK'dan kalkıp imkan hazırlıyor. 15 yaşındaki çocuğunu SSK'lı yapıyor. Bu zatın hesap uzmanlığını, ekonomi bilgisini, insanlık anlayışını biz SKK döneminden iyi biliriz. Halbuki azıcık hesap kitap bilse, yemesiyle, içmesiyle, barınmasıyla, eğitimiyle, sağlığıyla, belediye hizmetleriyle her şeyiyle bu insanlar için kişi başına yapılan aylık harcamanın birkaç yüz dolar civarda olduğunu kendisi de görecek."

Bu paranın sığınmacıların eline verilmediğini belirten Erdoğan, "Onlara yapılan tüm hizmetlerin maliyetidir. Biz bu konuyu para üzerinden konuşmaktan gerçekten hicap duyuyoruz ama birilerinin milletimizin kafasını karıştırmak için ortaya attığı iftiraları, yaptığı bühtanları da karşılıksız bırakamayız." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

(AA)

Geri Dön