HABER

DHA YURT BÜLTENİ-6

1)DERE YATAKLARINDAKİ TEHLİKELİ SERİNLİĞE, POLİSTEN UYARI!

1)DERE YATAKLARINDAKİ TEHLİKELİ SERİNLİĞE, POLİSTEN UYARI!

OSMANİYE'de, dere yataklarına ve sulama kanallarına serinlemek için girenler, polis tarafından uyarıldı. Hava sıcaklığının yaklaşık 40 dereceyi bulduğu kentte vatandaşlar, serinleyebilmek için boğulma tehlikesine aldırmadan Karaçay Deresine akın etti. Üzücü olayların önüne geçilmesine yönelik, İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü görevlileri de, tehlikelere aldırmayıp Karaçay Dereye yatağına giren genç ve çocukları uyardı. Ekipler, "Boğulmalara karşı alınacak tedbirler" başlıklı broşürlerden dağıtıp, sözlü olarak ta ikazlarda da bulundular. Sudan çıkmaları sağlanan vatandaşlar, emniyette olunması için tedbirli olunması, nehir yatağına ve çevresine yaklaşmanın tehlikeli olduğu, baraj gölü, nehir yatağı ve çevresinde suya girmenin ve yüzmenin yasak ve tehlikeli olduğu vurgulandı. Boğulma olaylarında daha çok genç nüfusun etkilendiğinin belirtildiği bilgilendirmede, "Ülkemizin geleceğinin teminatı olan çocuk ve gençlerimizin bu şekilde kaybı hepimizi derinden üzmektedir. İnsanlarımızın ve özellikle gençlerimizin hayatını korumak her şeyden önce insani bir ödev ve sorumluluktur. Boğulma hadisesi yaşayan insanların çoğunluğu yüzme biliyor olmasına karşın boğulmaktadır. Pek çoğu yüzme bilen insanlar, dibini görmediği suya girerek hem kendi hayatını kaybediyor hem de geride kalanlara unutulmaz acı ve kederler yaşatıyor. Sulama kanallarında, barajlarda veya göletlerde yüzülmemelidir" şeklinde uyardı.

Görüntü Dökümü
--------------------------
-Dere yatağında yüzen çocuklar ve gençler
-Dere yatağına atlayan bir çocuk
-Polislerin dere yatağına doğru yürümeleri
-Suya girmek yasaktır tabelası
-Polislerin çocukları sudan çıkartmaları
-Polislerin, boğulmalara karşı bilgilendirme yapmaları
-Dere yatağında yüzen, oynayan çocuklardan detay

BOYUT: 110 MB SÜRE: 03'28"
Haber-Kamera: İbrahim EMÜL/OSMANİYE,(DHA)

==========================================================

2)KASAPLAR FEDERASYONU BAŞKANI: MARKETLERE KARŞI VERDİĞİM SAVAŞI KAZANDIM

TÜRKİYE Kasaplar Federasyonu Başkan Vekili Osman Yardımcı, "Müşterilerin hepsi 'Biz etimizi kasaptan alırız, marketten almayız' diyor. Türkiye çapında marketlere karşı verdiğim savaşı kazandım" dedi. Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkan Vekili ve Antalya Kasaplar Odası Başkanı Osman Yardımcı, kasaplarda satılan ürünlerin, marketlerdeki paketlenmiş ürünlere göre daha sağlıklı olduğunu söyledi. Osman Yardımcı, "Vatandaş olarak kasabımdan 100 gram etimi alırım. Ama süpermarketlerden 1 kilo almam. Çünkü insan sağlığı bu kadar ucuz değil. O kıymada yüzde 20 yağ olduğu üstünde yazıyor. 50 gram köpüğe biniyor. 1 kilo kıyma paketinde toplam 750 gram kıyma oluyor. Neden vatandaşı kandıralım. Bizden daha pahalıya gelir o zaman. Vatandaş artık alışverişi kasaptan yapıyor. Hepsi de 'Biz etimizi kasaptan alırız, marketten almayız' diyor. Biz bunu başardık. Türkiye çapında marketlere karşı verdiğim savaşı kazandım. Biz hipermarketlerden daha çok et satıyoruz, daha iyi et sunuyoruz. Vatandaşın gönlüne göre hizmet veriyoruz" diye konuştu.
'KANAT VE KELEBEK TERCİH EDİLİYOR'
Eskiden tavukçulara fırsatçı dendiğini, şu anda durumun değiştiğini anlatan Yardımcı, tavukçudaki girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu söyledi. Yardımcı, "Elektriğe yüzde 30 oranında zam geldi. Yem fiyatları 40 lirayken şimdi 80 lira oldu. Bu yüzden vatandaşa, 5 liralık tavuk 10 liraya geliyor. Mangal sezonu açıldı. 2 kilo kanat alacak onu pişirecekler. Kanatın kilosu ocak ayında 15 lirayken şimdi 25 lira. 6 ayda 10 liralık zam var. Vatandaş yaz sezonunda en çok kanat, kelebeği tercih ediyor. Bu da mangal sezonundan sonra yine düşecektir" dedi.
'AÇIK TAVUK, PAKETLENMİŞ TAVUKTAN SAĞLIKLI'
Osman Yardımcı, bütün pilicin 16, göğsün 26, kanatın 25, pirzolanın 22 ve kelebeğin 20 liradan satıldığını söyledi. Yardımcı, kasaplarda eskiden açık tavuk satıldığını, bir kararla açıktan tavuk satışının yasaklandığını söyledi. Açıktan tavuk satışı yapılsaydı tavuk fiyatlarının daha düşük olacağını belirten Başkan Yardımcı, "Biz kelebeği kendimiz yaptığımızda 3 liraya veriyorduk. Kelebek pakete girdi, açık kelebek yasaklandı. Şu anda açık satışını yapsaydık 8-9 lira olacaktı ama şimdiki paketli fiyatı 20 lira. Bence açık tavuk paketlenmiş tavuktan daha sağlıklı. Çünkü paketlemedeki ısı işlemini soğuk zincirde sırasıyla sağlayamadıysa o tavuk 2 günde bozulur. Tavuk bozulduğu zaman en tehlikeli gıda maddesi olur. O yüzden bizlere açık tavuk satışını serbest bırakmalılar" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------------------------
- Kasap dükkanında müşteriyle Osman Yardımcı'nın görüntüsü
- Osman Yardımcı'dan detay görüntü
- Et kesiminden detay görüntüler
- Kuşbaşı detay görüntüsü
- Et paketleme görüntüsü
- Kemik kırma görüntüsü
- Kıyma çekilme görüntüsü
- Etlerden detay
- RÖP: Osman Yardımcı

474 MB /// 04.14"
Haber- Kamera: Aslı DURAN/ANTALYA, (DHA)

====================================================

3)DOWN SENDROMLU KIZININ GÜLÜŞÜNÜ OYUNCAK BEBEKLERE TAŞIDI

TEKİRDAĞ'da yaşayan öğretmen Süreyya Ülkü Güler (32), down sendromlu kızı 3,5 yaşındaki İnci Su'nun gülüşünü, tasarladığı bebeklere taşıdı. Güler, 2018 Aralık ayından bu yana down sendromlu 200 oyuncak bebek yaptı. Güler, kızının gülüşünün her yere yayılması hayali gerçekleşene kadar İnci Su bebekleri yapmaya devam edeceğini belirtti.
Tekirdağ'da matematik öğretmeni Süreyya Ülkü Güler, 2015 yılında dünyaya gelen İnci Su'nun down sendromlu olacağını doğuma kadar bilmediklerini belirtti. Doğumdan sonra bebeğin down sendromlu olduğunu öğrendiklerinde eşi Uğur Güler (32) ile şok yaşadıklarını söyleyen Ülker, lohusalık dönemimi ağlayarak geçirdiğini, böyle bir bebeğe nasıl bakabileceğini bilmediklerini anlattı. İnci Su'yu doğumdan sonra yoğun bakıma aldıklarını ifade eden Güler, "O zaman onu öpmeye bile korktum. Sağlıkla hastaneden çıktığımızda doya doya öpüp kokladım. Down sendromlu çocuğun annesi olmak bize çok şey kazandırdı. İnci bende negatif olan her duyguyu götürdü. Hayatımın alt üst olduğunu düşündüğüm o günden sonra, altının üstünden daha güzel olduğunu öğretti" diye konuştu.
İnci Su ile birlikte bambaşka bir amaç ve misyon yüklendiğini vurgulayan Güler, "Şimdi amacım kendine yetecek bir çocuk yetiştirmek ve onun kromozom kardeşleri için elimden gelen her şeyi yapabilmek. En büyük hayalim kızımın kimseye muhtaç olmadan yaşayabilen bir birey olması" dedi.
HER ŞEY 'NE KADAR GARİP GÖZLERİ VAR' CÜMLESİYLE BAŞLADI
Bebek yapmaya karar vermesinin hikayesini "Her şey küçük bir çocuğun İnci Su'ya bakıp 'Gözleri ne kadar garip' demesiyle başladı" sözleriyle aktaran Süreyya Ülkü Güler, "Bu sözler üzerine o gün kırılsam da düşündükçe hak verdim o küçük çocuğa. Çünkü alışık olmadığı bir durumdu bu. O küçük kızın evinde mükemmel vücudu, gülüşü, saçları ve gözleri olan oyuncak bebekleri vardı. O zaman bir bebek tasarlamaya ve yüzüne İnci Su'nun gülüşünü yansıtmaya karar verdim" diye konuştu.
BÜTÜN BEBEKLERDE İNCİ SU GÜLÜŞÜ VE GÖZLERİ VAR
İnci Su güldüğünde kısılarak kaybolan gözlerinin kendisine çok güzel göründüğünü belirten Güler, "Ellerimle İnci bebekleri yapıyor, en güzel kısık gözlerle en kocaman gülümsemesini o bebeklerin yüzlerine yerleştiriyorum" dedi. Yaptığı bebekleri çevresine hediye eden Güler, '21 İnci bebek, 21 gönüllü dil terapisti demek' projesini başlattığını anlatarak, "21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü'nde 21 dil terapistine ulaştım ve onlara birer tane İnci bebek göndererek karşılığında ücretsiz ve süresiz olarak 21 down sendromlu çocuğun dil terapisini sağladım. Yalnızca farkında olmaktan öte bir şey yaptığım için vicdanım rahat. Akşamları yastığa başımı koyduğumda mutlu uyuyor olmak, bana en büyük ödül" dedi.
'İNCİ SU GÜLÜŞÜNÜN TÜM DÜNYAYA YAYILMASINI HAYAL EDİYORUM'
Anne Güler, her evin bir köşesinden İnci bebek gülümsemesi yayılıncaya, 'Ne kadar garip' denilen down sendromlu çocukların gözleri normal kabul edilene kadar İnci bebekler yapmaya devam edeceğini söyledi. Yaklaşık 20 santimlik bebeklerin gövdesinin strafor köpük, bacaklarının çöp şiş, saçlarının ve dış kaplamasının süngerden oluştuğunu belirten Güler, İnci bebeklerin elbiselerini ise tül ve kurdeleden yaptığını söyledi. Her birinin yüzüne kızı İnci Su'nun gülüşü ve kısık gözlerini kalemle çizen Ülker, çevresindeki herkese yaptığı bebekleri hediye ettiğini vurguladı. Tasarladığı down sendromlu bebeklerin patentini aldıklarını da sözlerine ekleyen anne Güler, "İlerleyen zamanlarda küçük bir atölye kurup bu bebeklerin üretimini artırmayı düşünüyoruz" dedi.
Oyuncak sektöründe tüm bebeklerin kusursuz olduğunu belirten Süreyya Ülkü Güler, bu bebeklerle oynayan çocuklarda bu algının kırılması için down sendromlu bebeklerin yanı sıra tekerlekli sandalyedeki bebekler tasarlayacağını da söyledi.

Görüntü Dökümü
-------------
- Anne Süreyya Ülkü Güler ve kızının görüntüsü
- Bebek yaparken görüntüsü
- Küçük kız İnci'nin görüntüsü
- RÖP: Süreyya Ülkü Güler (Anne)
- Anne kız birlikte görüntüsü
- Küçük İnci'nin görüntüsü (Cep telefonu görüntüsü)
- Detaylar
551 MB /// 04.59"

Haber- Kamera: Selma KUNAR- Mehmet YİRUN/ANTALYA, TEKİRDAĞ, (DHA)

====================================================

4)OTOMOBİL ÇARPAN KURT TEDAVİYE ALINDI

VAN'ın Muradiye ilçesinde otomobilin çarpması sonucu yaralanan kurt, belediye ekiplerince alınarak tedavisi için İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Muradiye ilçesinin Şeytan Köprüsü mevkiinde dün saat 21.30 sıralarında yoldan geçen 3 kurttan birine otomobil çarptı. Vatandaşların haber vermesiyle olay yerine gelen belediye ve polis ekipleri, yaralı kurdu uyutarak İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerine teslim etti. Burada veteriner hekimler tarafından yapılan kontrollerde ayağı kırıldığı tespit edilen kurdun Van Hayvan Hastanesi'ne götürüleceği belirtildi.

Görüntü Dökümü
-------------
-Yaralı kurt
-Belediye görevlisinin konuşmaları
-Veteriner ve belediye görevlileri tarafından araçtan indirilen ve depoya alınan yaralı kurt

Seracettin SEÇKİN/MURADİYE (Van), (DHA)-

=======================================================

5)35 YILDIR YAPTIĞI SERAMİK ÇİÇEKLERLE YAŞAMA BAĞLANDI

ANTALYA'da yaşayan Gülşen İnandık (66), eklem romatizması hastalığına rağmen 35 yıldır yaptığı binlerce seramik çiçekle hayata tutunuyor. 2 dirseği ve dizlerinde protez taşıyan sanatçı, vücudunun tüm eklemlerini etkileyen hastalığını çiçeklerin dünyasına girerek ötelediğini belirtti. Yaklaşık 35 yıl önce başlayan eklem romatizması nedeniyle her geçen gün hareket kabiliyeti etkilenen, iki diz ve iki dirseğinde protez bulunan, ev işlerini yapamayan, üzerindeki yorganı iterken bile büyük ağrı çeken Gülşen İnandık, yaptığı soğuk seramik çiçeklerle hastalığına meydan okuyor. Eklem romatizması nedeniyle ellerinde şekil bozukluğu olan, bir kavanozu bile açamayan sanatçı, yaptığı yüzlerce çiçekle hayata tutunuyor. Bugüne kadar 'Ellerimde Güller Açtı' sloganıyla 19 sergi açan, Expo 2016 Antalya'nın simgesi olan şakayık çiçeğini de soğuk seramik olarak tasarlayan sanatçı, hiçbir hastalığın başarıya engel olamayacağını belirtti.
'ÖNCE TASARIMI ÖĞRENDİM'
Soğuk seramik çiçekler yapmaya başladığında önce tasarımı öğrendiğini, hastalığını ötelemek için beynini bu konuya yönlendirdiğini anlatan Gülşen İnandık, "Hastalığım geçecek bir hastalık değildi ve iyileşme olmayacaktı. Ama hastalığı ilerletmemek adına bu işe yoğunlaştım. Yaptıkça da daha çok sevdim. Çiçekler yapmaya başladım çünkü çiçekler insanın ruhuna iyi geliyor. Rengarenkler" dedi.
'ÇİÇEK HAMURU YOĞURURKEN ZORLANIYORUM'
Çiçeklerin ana malzemesi olan hamuru yaparken zorlandığını, ancak daha kolayca yapabilmenin yolunu bulduğunu belirten İnandık, "Küçük parçalar olarak hazırlıyorum. Büyük hamur yoğuramıyorum" dedi. Bugüne kadar 19 sergi açtığını, çiçeklerin dünyasında olmanın kendisine çok iyi geldiğini anlatan İnandık, "Antalya Expo 2016'nın şakayık çiçeklerini, tablolarını, plaketlerini yaptım. Expo benim ruhuma çok iyi geldi" diye konuştu.
'İNSANLAR ŞAŞIRIYOR'
Hastalığı nedeniyle ev işi yapamadığını, üzerinden yorganı iterken bile zorlandığını anlatan sanatçı, "İnsanlar bunun için çok şaşırıyor. Ev işlerini yapamazken, ellerimle bu çiçekleri nasıl yapabildiğimi anlayamıyor. Tabi oturarak çalışıyorum. Yüreğinizi koyacaksınız yaptığınız işe" dedi. Kendisi gibi aynı hastalığa sahip olanlara "Ağrım var diye yatmasınlar. Yatarlarsa daha kötü olurlar" diyen İnandık, şunları söyledi:
"Bu hastalıkla hareket zorluğu çok fazla. Yemek yerken bile çeneniz tutulabilir. Benim hastalığım çok hızlı ilerledi. Aynı hastalığa sahip olanlar oturmasın, yatmasın, hastayım diye durmasın. Hiçbir hastalık, başarıyı engellemiyor. Bir şeyi başarmak istiyorsanız onun yolunu bir şekilde buluyorsunuz."
'TEYZEM BENCE ANTALYA'NIN FRİDA'SI'
Gülşen İnandık'ın yeğeni sanat tarihçi Esra Nurel ise teyzesini Antalya'nın Fridası olarak tanımladığını belirterek, "Teyzeme bunu söylediğimde Frida'yı tanımıyordu. Kendisine anlattım, gösterdim. Çok şaşırdı. Frida da çiçekleri seven ve kafasına takan bir sanatçıydı" dedi. Her zaman teyzesinin yanında olduğunu ve olacağını kaydeden Nurel, "Hastalığı hiç engel olamadı onun sanatla ilgilenmesine ve başardı" diye konuştu. Teyzesinin ilk sergisinde kullandığı 'Ellerimde Güller Açtı' sloganını birlikte bulduklarını belirten Nurel, "Ve bu sloganı her sergisinde kullandı" dedi.

Görüntü Dökümü
-------------
- Çiçek, kolye, yüzük, tablolardan detay görüntüler
- Soğuk seramik yapım aşamaları detay görüntüleri
- Gülşen İnandık'ın hamur yoğurma görüntüleri
- Elden detay görüntüler
- Kalemle hamura şekil verme görüntüleri
- Fırçalardan detay
- Çiçeklerden detay
- Çalışma masasında boyalardan ve tablolardan görüntü
- Hamurdan çiçek şekli görüntüsü
- Çiçeği boyama detay görüntüleri
- Çiçeklerden detay görüntüler
- Röp1: Gülşen İnandık
- Gülşen İnandık ile yeğeni Esra Nurel'in sohbet etme görüntüler
- Röp2: Esra Nurel
488 MB /// 4.25"

HABER: Selma KUNAR- KAMERA: Aslı DURAN/ANTALYA, (DHA)

========================================================

6)ANTİK KENTTE TARİHE DOYUP, KRAL KOYU'NDA YORGUNLUK ATIYORLAR

ANTALYA'nın Gazipaşa ilçesine tatile gelen yerli ve yabancı turistler, Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti'ni gezip tarihe doyarken, eşsiz manzaraya sahip Kral Koyu'nda denize girip yorgunluk atıyor.
Gazipaşa'ya yaklaşık 21 kilometre mesafedeki Güney Mahallesi Nohut Yeri mevkisinde bulunan Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti ve Kral Koyu, yerli ve yabancı turistlerin en yoğun ziyaret ettiği noktaların başında yer alıyor. İlçeye gelen yerli ve yabancı turistler antik kentte tarihi yaşayıp, rehberlerden bölgenin tarihçesini öğreniyor. Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim görmüş olan antik kentteki orta çağ kalesi, agora, sütunlu cadde, kilise, hamam, anıtsal kapı, tapınak ve nekropol alanındaki anıt mezarlar ve triconhos ile antik kent gezisi son buluyor.
Turistler zahmetli bir yolculuktan sonra yorgunluklarını atmak için Akdeniz'in gizli cennetlerinden biri olan Kral Koyu'na götürülüyor. Devasa delik bir kayanın içinde bulunan koyda denize giren turistler, koyun eşsiz manzarası ve turkuaz rengi denizinin tadını çıkarıyor. Yerli ve yabancı ziyaretçiler eşsiz deniz ve doğaya hayran kalıp, muhteşem manzarada fotoğraflar çekip anlarını ölümsüzleştiriyor.
'HEDEFİMİZ 6 BİN LİTVANYALI TURİST'
İlçeye yabancı turist getiren seyahat acentesi sahibi Mustafa Erkut, "Buraya haftada 2 kez olmak üzere yaklaşık 5 yıldır tur düzenliyoruz. Her sene artan turist sayımızla Gazipaşa şu an itibarıyla uğrak yeri haline geldi. Gazipaşa'da programımız dahilinde Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti'ne gidiyoruz ve devamında Kral Koyu'nda yüzme molası veriyoruz. Bugünkü turumuzda yaklaşık 70 Litvanyalı turistimiz var. İlk senemizde yaklaşık 1000 kişi getirmiştik. Her sene bu sayı artarak devam etti. Bu seneki hedefimiz yaklaşık 6 bin Litvanyalı turisti Gazipaşa'ya getirmek" dedi.
'ELİMDE OLSA DA HEP BURADA KALSAM'
Litvanyalı Domante Rekasıene, "Unutulmaz bir gün yaşadım. Dağları çok seviyoruz. Bulunduğumuz bölge dağlarla kaplı olması ve suyun berraklığı, temizliği beni çok sevindirdi. Bu son gelişim olmayacak. Bir dahaki sefere arkadaşlarımla geleceğim. Daha önce fotoğraflarını görüştüm fakat fotoğraflardan daha güzel deniz. Rengi çok parlak ve temiz. Şu an hiç gitmek istemiyorum ama gitmek zorundayım. Elimde olsa da hep burada kalsam" diye konuştu.
Litvanya'dan tatile gelen Kostas Yilciauskas da meyvelerin, manzaranın ve denizin mükemmel olduğunu, çok güzel bir gün geçirdiğini ve yine gelmek istediğini söyledi.

Görüntü Dökümü
-------------
- Antik kentten görüntü
- Antik kentten detay görüntüler
- Antik kenti gezen turistlerden görüntü
- Antik kentten detay
- Turistlerden görüntü
- Denizden detay
- Antik kent ve turistler detay
- Kral Koyu genel görünüm
- Turistlerin koya yürümesi
- Turistlerden detay
- Kral Koyu'ndan görüntü
- Koyda yüzen turistler
- RÖP 1: Mustafa Erkut (Acente sahibi)
- Turist detayı
- RÖP 2: Domante Rekasıene
- Turistlerden detay
- RÖP 3: Kostas Yilciauskas
- Koydan detay
HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA (Antalya), (DHA)

Geri Dön