KADIN

Göktürkler'den Demirci Kawa'ya Tüm Yönleriyle Nevruz ve Ritüelleri

Göktürkler'den Demirci Kawa'ya Tüm Yönleriyle Nevruz ve Ritüelleri

Dünyanın en kadim geleneklerinden biri olan ve Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz’un tarihini ve geleneklerini sizler için derledik.

Nevruz nedir?

Nevruz, Farsçada yeni gün anlamına gelen bir kelimedir. İran ve Bahailik gibi birçok kültürde takvimin ilk günü olan 21 Mart gününde, güneş Koç burcuna girdiğinde, gece ve gündüz eşit olduğunda yani baharın gelişiyle kutlanır. Antik kültürlerde özellikle de tarım toplumlarında insanlar için mevsimler günümüzde olduğundan çok daha önemliydi, uzun ve yorucu geçen bir kışın arkasından bereketiyle birlikte gelen güneşli bahar da kutlamalar yapmak ve doğaya saygı sunmak için en iyi vakitti.

İlk olarak kadim Pers uygarlığında bir gelenek halini alan Nevruz’un, efsanelere konu olmuş Pers kralı Cemşid tarafından ilk kez kutlanılmaya başlandığı düşünülüyor. Milli bir Pers dini olan ve ortaya çıktığı ilk dönemde Mezopotamya coğrafyasını kısa sürede etkisi altına alan Zerdüştlük dininin kurucusu ve peygamberi Zerdüşt sayesinde de Kürtler, Zazalar ve günümüz İranlıları gibi Farsi milletler arasında resmi bir dine dönüşüyor.

İran'da Nevruz

İslam dinine has bir bayram olmamasına rağmen günümüz İran’ında da hala önemini kaybetmeyen Nevruz, İran güneş takviminin ilk ayı olan Farvardin’in ilk gününe denk geliyor ve ülkede Nevruz zamanı 5 günlük tatil ilan ediliyor.

Nevruz gelmeden önce geniş çaplı bir ev temizliği yapmak kadim bir gelenektir, yani bahar temizliğinin de kökeni Nevruz’a dayanıyor. Bunun haricinde kutlama için Heft Sin sofraları kurulur, ismi s harfiyle başlayan yiyeceklerle kurulan bu sofralar İran Nevruz geleneğinin vazgeçilmezidir. Heft Sin geleneği doğrudan Zerdüştlükle ilgili bir gelenektir, 7 tepsi yemek hazırlanır, bu tepsilerin yanına ayna, şamdan, su dolu kap ve gül suyu bırakılır.

Ayrıca İran kültüründe Nevruz zamanı hediye almak ve vermek de önemli bir yere sahip. Öyle ki Hıristiyanların Noel Baba mitine benzeyen Hacı Firuz isimli bir hayali karakterin Nevruz boyunca çocuklara hediye dağıttığı düşünülmektedir.

Kürtlerde Nevruz

Asya’dan Anadolu’ya ve Balkanlar’a kadar uzanan bu kadim gelenek Mezopotomya halkı Kürtler için de oldukça önemli bir bayramdır. Tarihinin Demirci Kawa efsanesine dayandığı düşünülen Nevruz, Kürtler tarafından 21-22-23 Mart tarihlerinde kutlanır. Genelde şehirlerin dışında açık alanda bir araya gelirler, kadınlar rengarenk kıyafetlerini giyer, büyük bir şenlik ateşi yakılır ve çevresinde türküler söylenir, halaylar çekilir.

Bu bayramın, Demirci Kawa efsanesine dayandığı Kürtler arasında yaygın bir görüş. Fars mitolojisinde de yeri olan Demirci Kawa efsanesinin Kürt versiyonuna göre, Zuhak isimli iki omzunda iki dev yılanı olan zalim bir kral yaşıyordu. Bu kral, yılanlarını beslemek için her gün iki çocuğu öldürterek beyinlerini yılanlarına yem olarak kullanıyordu ve bu acımasız kral baharın gelmesini de engelliyordu. Hikâyenin devamında ise saraya aşçı olarak giren Armayel ve Garmayel adındaki iki kardeş, her gün çocuklardan birini kurtarıp Demirci Kawa’ya göndermeye başlar. Kawa bu çocuklardan bir ordu kurar, 20 Mart günü Kawa ve ordusu Zuhak’ın sarayına yürüyüşe geçer ve kralı Kawa’nın çekiçleriyle öldürürler. Böylece baharın gelmesini engelleyen kral ölünce, Kawa etraftaki tüm tepelerde ateş yakar ve ertesi gün ülkeye bahar gelir.

Türklerde Nevruz

Türklerde ise Nevruz Orta Asya’dan Anadolu’ya ve Balkanlar’a kadar bütün Türk toplumlarında kutlanan bir bayramdır. Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışını, baharın gelişini ve eski Türk takvimine göre yeni yılın ilk gününü temsil eder. Türkler, Nevruz’u Göktürklerin ortaya çıkışını anlatan halk destanı Ergenekon’a dayandırmaktadır. Moğol ülkesine hükmeden Türk hükümdar İl Han’ın ve İl Han boyunduruğunda yaşayan herkesin öldürülmesiyle başlayan destanda İl Han’ın küçük oğlu, eşi ve yeğeni bu katliamdan sağ kurtulurlar. Katliamdan kurtulanlar dağların arasında bir yere saklanırlar, oldukça bereketli olan bu bölgede yıllar içinde çoğalarılar ve bir süre sonra buraya sığamaz olurlar. Geldikleri geçidi de unutmuşlardır, bu nedenle bir demirci ustası onları sıkıştıkları bu yerden dağın demir geçidini eriterek kurtarır.

Anadolu’da Nevruz geleneği yörelere göre kimi farklılıklar gösteriyor. Mersin Silifke yöresinde ağaçlara bez bağlanıp yaylalara çıkılıyor, o yıl 20 oğlağı olan bir sürü sahibi ise kurban kesip ziyafet veriyor. Gaziantep yöresinde Nevruz’a “Sultan Navruz” adı veriliyor. Halk arasındaki inanca göre, Sultan Navruz, güzel bir kızdır ve 21 Mart’ı 22 Mart’a bağlayan gece batıdan doğuya doğru göç eder, bir başka inanca göre ise kuş kılığında uçan bir derviştir. Nevruz gecesi Sultan Navruz’un geçtiği saatte uyanık olanların bütün dileklerinin gerçekleştiğine inanılır.

Kars civarında bir evde toplanan genç kız ve erkekler, küçük bir çocuğu su almaya gönderirler. Çocuk hiç konuşmadan ve arkasına bakmadan bir kova su getirir. Kovanın içerisine orada bulunanlarca renkli iplikler ve iğneler atılır. Birbiriyle birleşen iplik ve iğnelerin sahiplerinin birbiriyle evleneceğine inanılır.

Tunceli çevresinde Nevruz günü erkekler alınlarına kara sürerek su kaynaklarına giderler. Bu karaları kaynak suyuyla yıkayanların dileklerinin kabul olacağına inanılır. Ayrıca birçok farklı yörede yumurta boyama, çocukların yumurta tokuşturması gibi gelenekler de hala devam ettiriliyor. Anadolu dışındaki Türk dünyasında da çok özel bir yere sahip olan Nevruz’da ateş yakıp üzerinden atlama, soğan kabuğu yakma, çeşitli dilek ritüelleri gibi gelenekler devam ettiriliyor.

Nevruzda neden ateşin üzerinden atlanır?

Kutlandığı bölgeye göre çeşitli etkinliklerle kutlanan bahar bayramının en yaygın kutlama şekli, yakılan şenlik ateşinin etrafında toplanmak ve ateş üzerinden atlamaktır. Ateş eski Türkler tarafından kutsal sayılıyordu. Tanrı’nın bir hediyesi olarak kabul edilen ateşe tükürmek, küfretmek, söndürmek ve ateşle oynamak hoş karşılanmazdı. Ateşin kötülükleri yok ettiğini ve hastalıklardan koruduğuna inanılırdı. Bu nedenle yakılan ateşin üzerinden atlamanın da kötülükleri def ettiği ve atlayan kişiyi arındırdığına inanılırdı. Türkler dışındaki Nevruz’u kutlayan bazı topluluklar arasında ise ateşe tapılırdı, ateşe tapılmadan kaynaklı olarak da bazı topluluklarda bu gelenek sürdürülüyor olabilir.

Nevruz’un toplumumuzdaki yeri ve önemi çok açık. Kardeşçe ve huzurlu bir bahar geçirmenizi dileriz. Nevruzunuz kutlu olsun. :)