İstanbul Güvenlik Konferansı 2019

Alman Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt: - "Ne Rusya ne de ABD'nin, tek başına kalıcı bir Suriye projesini getirebileceğini düşünüyorum. Diğer aktörlerin de işin içine dahil olması gerekir. Suriye'nin gelecekteki istikrarı için Türkiye'nin tutumu da son derece önemli" - "Elle tutulabilir bir çözüm bulmamız gerekiyor Doğu Akdeniz sorununa. Bu sorun, sadece bölgede bulunabilecek bir çözüm değil. Bu çözüm Ankara, Brüksel ve diğer diğer aktörlerle de mutabakat halinde çözülmesi gereken bir sorun. Çünkü bütün aktörler, diğerlerinin desteğine muhtaç ve diğerlerinin de onayladığı bir çözümün bulunması bu sorunu çözmeye muktedir"

İSTANBUL (AA) - Alman Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt, "Ne Rusya ne de ABD'nin, tek başına kalıcı bir Suriye projesini getirebileceğini düşünüyorum. Diğer aktörlerin de işin içine dahil olması gerekir. Suriye'nin gelecekteki istikrarı için Türkiye'nin tutumu da son derece önemli." dedi.

Hardt, Başkent Üniversitesi ve Konrad Adenauer Stiftung iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Güvenlik Konferansı 2019'un açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Almanya için büyük önem taşıdığını, uzun zamandır güvenlik ve ekonomi konuları açısından önemli ve güçlü bir partner olduğunu belirtti.

Almanya'da, Türkiye'de yaşanan olumsuzluklara sevinen sorumlu siyasetçilerin olmadığını ifade eden Hardt, Türkiye'deki ekonomik gelişmelerin de kendileri için son derece önemli olduğunu, ayrıca Angela Merkel'in Türkiye'de olup bitenlerle çok yakından ilgilendiğini aktardı.

Almanya'da, Avrupa ve NATO'da sadece problemlerle karşı karşıya olmadıklarını dile getiren Hardt, "Tabii ki Türkiye bulunduğu bölge açısından sorunsallara Avrupa'dan çok daha yakın. Almanya'da da Suriyeli mültecileri kabul ettik ancak yüzlerce kilometrelik bir sınırımız yok Suriye ile. Bütün bu sorunsallarla ilgileniyoruz ve Türkiye'nin Suriye sorunu ile ilgili bakış açılarını takip ediyoruz. Bu sorunları birlikte ele almamız gerekir. Rusya bu konularda bir teşebbüste bulunuyor. Sadece AB'yi değil, NATO'yu da zayıflatmak istiyor. Rusya, buna yanıt teşkil edecek toplumsal bir çözüm de getiremiyor. Başka toplumsal modellere bakarsak, biz tabii ki batının çağdaş, demokratik, özgürlükçü bir sistemi söz konusu. Bizim vatandaşlarımız bunu daha çekici bulmaktadır." diye konuştu.

Savunma sistemleri söz konusu olduğunda Rusya ile işbirliği konusunda biraz hassas davrandıklarını ifade eden Hardt, herkesin istediği yerden silahlarını satın alabileceğini ancak bütün bunların NATO konseptine uygun olması gerektiğini anlattı.

- Yerel seçim değerlendirmesi

Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti'nden geldiğini anlatan Hardt, "2005 yılında uzun yıllardır hükümette olan SPD Hükümeti yerine CDU Hükümeti geldi. 5 yıl geçtikten sonra yeniden değişti. Biz buradan bir mesaj aldık, daha iyi olmak zorundayız, seçimleri yeniden kaybetmemek için. Şu ana kadar gelmiş en iyi hükümete sahibiz. Dolayısıyla biz bunu her seferinde bir nokta olarak da alıyoruz, motivasyon kazanıyoruz. Adil şartlar altında yeniden ihtiyaç duyduğumuz seçmenleri de kazanmaya çalışıyoruz. Şahsen şunu söylemek isterim, Türkiye'deki en son yerel seçimlerle ilgili sonuçları da bu şekilde değerlendirmeyi düşünürüm." diye konuştu.

Almanya olarak belirli bir ekonomik ve siyasi güce sahip olduklarını, dolayısıyla partnerlerinin de kendilerinden bir takım beklentileri bulunduğunu belirten Hardt, şunları kaydetti:

"Bazen çok olumsuz şekilde bu sorumluluğumuzu geri plana attık ancak uzun süreli bunu bu şekilde ele alamayacağımızı düşündük. Hem sivil felaketler konusunda biraz daha ileri gittik, etkinliğimizi 25 katına çıkardık. Bununla ilgili giderlerimizi düzenledik. 50 milyar dolarlık bir hacim söz konusu. Almanya'da on yıl önce bu rakam 30 milyar civarındaydı.

Almanya daha fazla sorumluluk üstlenme durumuna geldi. NATO'da da en büyük ikinci ülke olarak yurt dışında görev yapıyoruz. Bütçeye katkıda da ikinci sıradayız. Avrupalı partnerlerle de iş birliği yapıyoruz. Ortak savunma konularına da katkı yapıyoruz."

- "Savunma sanayi ihracatı konusunda çok sert kurallarımız var"

Rusya'dan belli bir saldırganlığın arttığını, bunun dışında Brexit olgusuyla karşı karşıya gelindiğini belirten Hardt, ayrıca ABD'den belli bir güvensizlik ortamının yaratıldığını, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa ile ABD arasındaki ilişkiler konusunda kestirilemeyen yaklaşımlar sergilediğini söyledi.

Avrupa Birliği olarak sivil ve askeri alanda da bazı yetenekleri kazanmak istediklerini, örneğin BM kararları çerçevesinde barış etkinliklerine daha fazla katkı sağlamayı hedeflediklerini anlatan Hardt, şunları kaydetti:

"Başkalarıyla iş birliği yapma konusunda biraz zorluk çekebiliriz. Çünkü özellikle savunma sanayi ile ilgili ihracat konusunda çok sert kurallarımız var. Genelde koalisyon hükümetleri, ortakları tarafından belirlenen kurallardır. Dolayısıyla silahların ihracatı konusunda bazı kurallarımız çok sıkıdır.

Son zamanlarda bazı kurallar getirdik. NATO içinde ve PESCO projesi içinde iş birliğine pek uymayan bazı kurallar getirdik Almanya olarak. Tabii ki tarafların her şeyden önce güvenilir olması gerekiyor. Birlikte bir silah geliştiriyorsak, savunma sanayide bir şeyler yapıyorsak, parçaların bazıları Almanya'da üretiliyorsa belirli bir sorumluluk üstlenmemiz gerekir. Modernleşme konusunda iş birliği yapmamız gerekir. Bu malzemenin ihraç edilememesi pek uygun olmayacaktır. Dolayısıyla Avrupa'da ortak bir çözüm bulmamız gerekir. Müşterek savunma sanayi projelerinde Almanya olarak bu konuda çalışmamız gerekir."

- "Hep berabersek fikrimizi ortaya koymamız gerekir"

Hardt, silah ihracatı söz konusu olduğu zaman NATO partnerlerini de dikkate aldıklarını aktararak, Türk askeri bir etkinlikte bulunduğu zaman Almanya'nın da Norveç'in de özgürlüğünü savunduğunu, bunu dikkate aldıklarını, bu açıdan bakıldığında sağlıklı bir gerçekçiliğin ortaya konması gerektiğini vurguladı.

Silah ihracatı konusunda daha sorumlu hareket edilmesi gerektiğine dikkati çeken Hardt, "Başkalarının ne yaptığına dair bir etki gücümüz de yok. Rusya, Fransa, Çin onlar serbest kalabilmektedir. Biz, hep berabersek fikrimizi ortaya koymamız gerekir. Üçüncü bir ülkeye silah verilmeyecekse ortak hareket etmemiz gerekir. Almanya'daki dış ve güvenlik politikaları bu çerçevede görebiliriz. Bu konuda Almanya'da tabii ki daha fazla sorumluluk üstlenilmesi gerektiğine bir uzlaşma sağladık." dedi.

Suriye'deki savaşa değinen Hardt, "BM'nin de onayını elde edecek şekilde nasıl bir barış projesi ortaya konulabilir, bunun üzerinde konuşmamız gerekir. Ne Rusya ne de ABD'nin, tek başına kalıcı bir Suriye projesini getirebileceğini düşünmüyorum. Diğer aktörlerin de işin içine dahil olması gerekir. Suriye'nin gelecekteki istikrarı için Türkiye'nin tutumu da son derece önemli." değerlendirmesinde bulundu.

Brüksel ve Ankara arasındaki ilişkilere de değinen Jürgen Hardt, "Türkiye'nin Avrupa'daki tam üyeliğinin, belki de önümüzdeki dönem pek gerçekçi olmadığını düşünürseniz o zaman iş birliğimizi hangi alanlarda daha fazla güçlendirmek zorunda kaldığımızı düşünmemiz gerekiyor. Örneğin Gümrük Birliği'nde tadilat gerekli olabilir diye düşünüyorum. Bunların dışında var olan bir anlaşmayı dikkate almamız gerekir." dedi.

- "Elle tutulabilir bir çözüm bulmamız gerekiyor"

Katılımcıların sorularını yanıtlayan Jürgen Hardt, "Doğu Akdeniz'de bir kriz bekleniyor. Almanya'nın Kıbrıs Rum Kesimi'nin tek taraflı olarak yaptığı girişimlere, Türk Kıbrıslıları dışlayacak şekilde bir takım aksiyonlar aldığını görüyoruz. AB'nin ve Almanya'nın bu konuyla ilgili düşüncesi nedir?" sorusu üzerine şu yanıtı verdi:

"Elle tutulabilir bir çözüm bulmamız gerekiyor Doğu Akdeniz sorununa. Bu sorun, sadece bölgede bulunabilecek bir çözüm değil. Bu çözüm Ankara, Brüksel ve diğer diğer aktörlerle de mutabakat halinde çözülmesi gereken bir sorun. Çünkü bütün aktörler, diğerlerinin desteğine muhtaç ve diğerlerinin de onayladığı bir çözümün bulunması bu sorunu çözmeye muktedir. Burada garantör ülkeler var bunu yapabilmek için. Umut ediyorum ki AB, bu sorunun çözümüne katkıda bulunabilir ve bu sorunu daha da büyütmez."