İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri! Kadınlar için neden hayati öneme sahiptir?

Türkiye'yi sarsan kadın cinayetlerinin artması ardından İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması için kadınlar Beşiktaş'da toplandı. İstanbul Sözleşmesi nedir ve İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri nedir, kadınlar için neden hayati öneme sahipti?

İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri! Kadınlar için neden hayati öneme sahiptir?

İstanbul Sözleşmesi kadın cinayetlerinin durmaksızın devam etmesiyle son günlerde Türkiye'nin gündemine oturdu. Geçtiğimiz günlerde eski sevgilisi Cemal Metin Avcı tarafından vahşice öldürülen Pınar Gültekin'in ardından, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütleri Beşiktaş'ta toplanarak İstanbul Sözleşmesi'nin kabul edilmesi ve Pınar Gültekin, Emine Bulut ve Şule Çet gibi kadınların öldürülmemesi için toplandı. Beşiktaş'ta toplanan kadın grupları İstanbul Sözleşmesi'nin maddelerini sayarak slogan attı ve yetkililerden İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması için talepte bulundu. Peki İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesi'nin maddeleri nedir? İşte kadınlar için hayati öneme sahip olan İstanbul Sözleşmesi'nin detayları...

İstanbul Sözleşmesi nedir?

Artan kadın cinayetlerinin artından sosyal medya mecralarında #İstanbulSözleşmesi hashtagi ile sürekli gündem olan İstanbul Sözleşmesi, vatandaşlar tarafından merak edilmeye başlandı. İstanbul Sözleşmesi nedir, İstanbul Sözleşmesi'nin getirdikleri nelerdir aramaları yapan vatarndaşların, sözleşmenin kadınlar için neden önemli olduğunu merak etmeye başladı. İstanbul Sözleşmesi ilk olarak 11 Mayıs 2011 yılında ortaya çıktı ve 2014 yılından beri yürürlükte. İstanbul Sölzeşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında imzaya açıldı ve ilk imzacı da Türkiye oldu. 2014 yılından bu yana yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi'nin yükümlülükleri maalesef yerine getirilmiyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için önemi nedir?

İstanbul Sözleşmesi'nin kadınlar için hayati öneme sahip olmasının nedeni, kabul edildiği ve yükümlülükleri yerine getirildiği takdirde erkek şiddeti önlenecek, cezalar caydırıcı olmayacak ve yeniden kadınların katledilmesi engellemektir. AK Parti yetkililerinin kabul etmeye yanaşmadığı sözleşme, Türkiye'yi ayağa kaldıran Pınar Gültekin olayının ardından, Beşiktaş'da kadınların yaptığı protesto sonrası tekrar mecliste gündem olması bekleniyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin amacı nedir?

İstanbul Sözleşmesi’nin amacı:

Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle etkin işbirliği tesisi, özel sektör ve medyanın kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla politika hazırlamalarını teşvik etmeyi,

Kadınların güçlendirilmesi yolu dahil, kadın ile erkek arasındaki temel eşitliği teşvik etmek, taraf devletlerin yetkililerine, görevlilerine, kurum ve kuruluşlarına kadına yönelik şiddetle mücadele yükümlülüklerine uygun davranmalarını sağlamaları, cinsiyete duyarlı politikalar geliştirmeleri, şiddeti önlemede ve mücadelede bütüncül politikaların uygulanması,

Şiddet eylemlerinin tekrarlanmasından korumak amacıyla gerekli hukuki ve diğer tedbirleri almayı, şiddete maruz kalanın şiddet gösterenden tazminat talep etmesini sağlamak üzere hukuki tedbirleri almayı şart koşar.

İstanbul Sözleşmesi’nin maddeleri nedir?

Sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri de, bir denetim mekanizması getirmesi. Çünkü denetim mekanizması işin takibi açısından önemli. Taraf ülkelerin temsilcilerinden oluşan denetim komitesi yani “GREVIO” adı verilen birim, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasını izleyecek, raporlar hazırlayacak, taraf devletin rızası ile soruşturma ve gerekirse onun toprağına ziyaret edecekti.

İmzacı taraf devletlerin yükümlülükleri:

Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar, kapsayıcı ve eş güdümlü politikalar uygulamak,

Mali kaynaklar ayırmak,

Resmi bir eş güdüm birimi kurmak,

İstatistiksel veri toplamak, incelemek, yayınlamak,

Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamak.

Sözleşme kadına karşı şiddeti nasıl tanımlıyor?

Sözleşmede, "kadına karşı şiddet" tanımı, "ister kamu ister özel yaşamda" meydana gelsinler, her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddeti, şiddet tehdidini ve ayrımcılığı içeriyor.

"Aile içi şiddet"i ise, "mağdurla aynı ikametgâhı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında" tanımlıyor.

Sözleşmenin 18 yaşından küçük kız çocuklarını kapsayabileceği belirtiliyor.

Twitter'da İstanbul Sözleşmesi tepkileri!

Kadın cinayetlerinin ardından sosyal medyada #İstanbulSölzeşmesi hashtagi ile sözleşme tekrar gündem olmuştu. Sözleşmeye destek veren ve sözleşmenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesini isteyen vatandaşlar, İstanbul Sözleşmesi için kampanya başlattı. Bu kampanyaya bazı ünlüler de katıldı. İşte İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması için destek veren ünlüler ve çeşitli kuruluşlar;

ece temel kuran

gaye usluer istanbul sözleşmesi

istanbul sözleşmesi 1

istanbul sözleşmesi

istanbul sözleşmesii

selin şekerci istanbul sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi için mecliste yapılan görüşmelerde ne olmuştu? AK Parti'nin İstanbul Sözleşmesi'ne bakışı nasıl?

İstanbul Sözleşmesi en son Temmuz ayının başında gündeme gelmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık yaptığı MYK ve il başkanları toplantılarında, Erdoğan tarafından değerlendirilerek;

“Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur” talimatı vermişti.

Erdoğan'ın yaptığı açıklamaların ardından AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve Özlem Zengin İstanbul Sözleşmesi hakkında olumsuz yorum yapmışlardı.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş katıldığı bir TV programında;

"Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır" ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, İstanbul Sözleşmesi için ""Türkiye’de bir grup bütün kötülüklerin anası olarak İstanbul Sözleşmesi’ni görüyor" diyerek şu açıklamayı yapmıştı:

"Bütün kötülükleri anası olarak İstanbul Sözleşmesi’ni görüyor. Nafaka, eşcinsel evlilik diyor da yazmıyor bunlar bu sözleşmede. Hiç okumadan bununla alakalı bir sürü iddia ortaya koyuyor. Bir şeyin başında “toptancı bir hayır” şeklinde yaklaşmıyorum. Türkiye bu sözleşmeyi imzalarken hangi saiklerle imzaladı. Buna yüklenen anlamlar değişti mi? Buna bir bakalım. Bu değişenleri değerlendirdikten sonra çıkmak da mümkün olabilir."

İstanbul Sözleşmesi cinsiyet eşitsizliği nedeniyle mi yerine getirilmiyor?

Aile ve Çalışma Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yayımlanan bir tez çalışmasında İstanbul Sözleşmesi'nin yükümlülüklerinin yerine getirilmesiyle birlikte kanunda belirtilen cinsiyet eşitliğinin önüne geçileceğine ve kadınlara daha fazla imtiyaz tanınacağına dair bir tez çalışması bulunuyor. İşte ilgili tez çalışmasından bazı bölümler:

Öte yandan Sözleşme’de yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ve
hükümlerin uygulanmasında toplumsal cinsiyet perspektifinin ve kadın erkek
eşitliğini güçlendiren politikaların teşvik edileceği ve uygulanacağı taahhüdü
Kanun’da tam olarak karşılığını bulamamıştır. Zira Kanun genelinde kadın erkek
eşitliğine vurgu yapan maddeler bulunmakla birlikte toplumsal cinsiyet perspektifine değinilen bir maddeye rastlanmamaktadır.
Bu durum neredeyse şiddetle mücadele anlayışını bu temele oturtan Sözleşme gereği Kanun bakımından ciddi bir eksikliktir.
Kanun’da Sözleşmeyle paralel bir şekilde şiddetin fiziksel, cinsel, psikolojik
ve ekonomik olarak uygulanabileceğine değinilmiştir. Bu açıdan Sözleşme
kapsamında açıkça suç olarak düzenlenen şiddet eylemleri ile karşılaşıldığında
Kanun kapsamında mağdurlara koruma sağlanacağı açıktır. Ancak kadına yönelik
şiddet tanımında özel ya da kamusal alanda meydana gelmesinin fark etmediğine
yasada değinilmeyerek kamusal alanda meydana gelen şiddet sadece İstanbul
Sözleşmesi değil aynı zamanda CEDAW’a da aykırı bir şekilde vurgulanmamıştır.
...
Sözleşme’nin “Amaç” maddesi şiddetle mücadelede özellikle kadınların
korunması, bu amaçla kadına yönelik ayrımcılığın tasfiye edilmesi ve kadın erkek
eşitliğinin sağlanmasına değinen yönü ile aslen Sözleşme’nin özünü de ortaya koyan
bir nitelik arz etmektedir. Zira bu bakış açısı Sözleşme’nin “Giriş” bölümünden de
anlaşıldığı üzere kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihsel olarak
eşitsiz gelişen güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğu kabulü ile örtüşmektedir.
Böylelikle kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği arasındaki yapısal bağ vurgulanmaktadır.

....
Ancak eksik kalan kısımlara değinmek gerekirse, eğitim kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenmesinde, kişisel ilişkilerde saygı ve şiddetsiz iletişimin öğrenilmesinde ve yaygınlaştırılmasında düşen rol göz ardı edilmiştir.

....

Bahsedilen mevzuat bakımından yapılacak değerlendirmeye geçilmeden önce
Sözleşme’de vurgulanan kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği
arasındaki bağ göz önüne alınarak
Anayasa’da yer alan eşitliğe ilişkin hükümlere kısaca değinilmesi faydalı olacaktır.
....

Diğer taraftan kampanyanın devamı sırasında Avrupa Adalet Bakanlarının
27’nci Konferansı 2006 yılında Erivan’da gerçekleştirilmiş olup, partnere karşı
şiddetle ilgili hukuksal bir belgeye olan ihtiyaç vurgulanmış, kadına karşı şiddetin
toplumsal cinsiyet eşitsizliği
başta olmak üzere çeşitli ayrımcı önyargılardan
kaynaklandığı ifade edilmiştir. Avrupa Adalet Bakanlarının 27 nci toplantısında ifade
edilen gereklilik Kampanyanın kapanış toplantısında kadına yönelik şiddetle
mücadele için bağlayıcı bir Avrupa Sözleşmesi yapılmasına ihtiyaç duyulduğunun
ifade edilmesi ve final raporunda bu hususa açıkça yer verilmesi suretiyle
yinelenmiştir (CoE, 2006).