HABER

Bize Ulaşın BİZE ULAŞIN

Nisâ suresi 3. ayet tefsiri ve meali nedir? Nisâ suresi 3. ayeti okunuşu ve anlamı

Kur'an’da yer alan surelerin okunuşların ve ayetlerin anlamını bilmek çok önemlidir. İç huzura kavuşmak ve İslam dinini daha iyi kavramak açısından bu surelerin tefsirlerini de bilmek gerekir. Nisâ suresi, Kur'an-ı Kerim’de yer alan ve İslam dini için çok önemli olan bir suredir. Aynı zamanda faziletleriyle de öne çıkar. Toplam 176 ayetten oluşan bu surenin 3. ayetinin okunuşu ve anlamı merak edilmektedir. Peki, Nisâ suresi 3. ayet nasıl okunur?

Nisâ suresi 3. ayet tefsiri ve meali nedir? Nisâ suresi 3. ayeti okunuşu ve anlamı

İçindekiler

  • Nisâ suresi 3. ayet nasıl okunur?
  • Nisâ suresi 3. ayet ne anlama gelir?
  • Nisâ suresi 3. ayet tefsiri nedir?
  • Nisâ suresi 3. ayet fazileti nedir?
  • Nisâ suresi 3. ayeti niçin okunur?

Kur'an-ı Kerim’de 4. Sırada yer alan Nisâ suresi, kadınları ve toplum içindeki konumlarını ele alan bir suredir. Şeriat hukukundan bazı hükümlerin yer aldığı bu surenin ismi Nisâ kelimesinden gelir. Bu sözcüğün anlamı ise kadınlar demektir. Medine döneminde inen Nisâ suresinde erkeklerin kadınları koruyup kollamasının gerekli olduğundan da bahsedilir. Nisâ suresi 3. ayette nikah kurallarına ve bir erkeğin gücünün yetmesi ve eşlerine eşit davranması durumunda birden fazla kadınla evlenebileceği anlatılır.

Nisâ suresi 3. ayet nasıl okunur?

Nisâ suresi 3. ayet okunuşu, her Müslümanın bilmesi gereken bir şeydir. Önemli faziletlere sahip bu sure, kadın erkek ilişkilerine dair konulara değinir. Nisâ suresi 3. ayet Arapça olarak şu şekilde yazılır:

nisa

Arapça okunuşunu anlayamayanlar Türkçe okunuşu sayesinde de ayeti ezberleyebilir. Nisâ suresi 3. ayet Türkçe okunuşu direkt aşağıdaki gibidir:

  • Ve in hıftüm illa tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe leküm minen nisai mesna ve sülase ve ruba' fe in hıftüm ella ta'dilu fe vahıdeten ev ma leleket eymanüküm zalike edna ella teulu

Nisâ suresi 3. ayet ne anlama gelir?

Nisâ suresi 3. ayet anlamı ile ilgili çok fazla araştırma yapılır. Çünkü bu sure bütün olarak İslam dini için çok önemlidir. Bu yüzden de her bir ayet parça parça araştırılır. Nisâ suresi 3. ayet meal olarak şu şekildedir:

  • Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

Nisâ suresi 3. ayet tefsiri nedir?

Nisâ suresi 3 ayet Türkçesi sayesinde bu surenin ne anlattığı anlaşılabilir. Ancak detaylı bir açıklama için tefsirine bakmak gerekir. Bu tefsirde bu ayetin ayrıntılı yorumlaması yapılır. Bu sayede İslam dini ile ilgili gereklilikler daha net kavranabilir. Nisâ suresi 3. ayet tefsiri aşağıda verilmiştir:

Yetimler çoğu defa velileri tarafından evlendirilmekte, damat adayı ve evlilikle ilgili olarak ileri sürülen şartlar konusunda da velilerin isteği belirleyici olmaktadır. Yetim bir başkasıyla evlendirilirken onun menfaatinin koruyucusu velidir. Eğer aralarında dinen evlenme engeli bulunmayan yetim bir kız ile velinin kendisi evlenmek isterse bu takdirde onun koruyucusu yoktur, zira şartları belirlemek de –aynı zamanda evlenme akdinin diğer tarafı olan– veliye kalmaktadır. Bu durumda hakkın kötüye kullanılması, yetimlerin hukukunun zayi olması ihtimali artacağından velilere, adaletten sapma riski karşısında, himayeleri altında bulunan yetim kızlarla evlenmek yerine, başka kadınlarla evlenmeleri tavsiye edilmekte; “ikişer, üçer, dörder” demek suretiyle de dünyada evlenilecek kadınların tükenmediğine, velâyeti altındaki yetim kızlar dışında birçok kadının bulunabileceğine işaret buyurulmaktadır. Hz. Âişe’nin “yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız...” meâlindeki âyetin geliş sebebi olarak zikrettiği yaygın âdet ve sorular, yukarıdaki açıklamanın tarihî bir vâkıa olduğunu göstermektedir. Buna göre veliler ya mallarına göz koydukları için –istemedikleri, sevmedikleri halde– himayeleri altındaki yetimlerle evleniyorlardı yahut da isteyerek evleniyor, fakat mehirlerini ve çeyizlerini emsaline göre eksik belirliyorlardı (Buhârî, “Tefsîr”, 4/1).

Âyetin dolaylı olarak temas ettiği birden fazla kadınla evlenme (teaddüd-i zevcât, polijeni) imkânı ve âdeti, İslâm’ın geldiği çağdan çok öncelere uzanmaktadır. O çağlarda Mısır, Hindistan, Çin ve İran’da, eski Yunan ve Roma toplumlarında, yahudilerde ve Araplar’da ya nikâhlamak ya da evde veya evin dışında bir yerde dost tutmak suretiyle erkekler, birden fazla kadınla evlilik yapıyor veya evliliğe benzer ilişkiler yaşıyorlardı. Bu devirlerde birden fazla kadınla evlenmenin çeşitli sebepleri vardı. İslâm’ın geldiği bölgede özellikle köylerde ve dağ başlarında yaşayan bedevîlerin çok kadınla evlenmelerinin baş sebebi, hem düşmana karşı korunmanın, hem de çevresi üzerinde hâkimiyet sağlamanın güçlü ve muharip nüfusa ihtiyaç göstermesidir. Diğer sebepler arasında kırsal hayatın güçlüğü ve birçok emekçiyi gerekli kılması, kabileler arasında sürüp giden savaşların, yağma, baskın ve talan hareketlerinin çok sayıda erkek ölümüne sebep olması, bunun sonucu olarak da kadın-erkek arasındaki sayı dengesinin erkek aleyhine bozulması gösterilebilir.

Şu halde erkeğin birden fazla kadınla evlenme imkân ve uygulamasını İslâm getirmemiş, mevcut uygulamayı belli şartlara ve hukuk kurallarına bağlamak suretiyle iyileştirerek devam ettirmiştir. Devam ettirirken de iki durumu birbirinden ayırmış olduğu söylenebilir: a) Henüz evlenmemiş olanlara –bu âyette– bir kadınla yetinmeleri tavsiye edilmiş, birden fazla kadınla evli olanlar için adalete riayet edememe tehlikesinin bulunduğu, bundan uzak kalmanın en uygun yolunun ise bir kadınla evlenmek olduğu dile getirilmiştir. b) 129. âyette ise birden fazla kadınla fiilen evli olanlara hitap edilmiş, birden fazla kadın arasında adalete tam riayetin mümkün olmadığı bir kere daha hatırlatıldıktan sonra hiç olmazsa adaletsizlikte, farklı ilgi ve muamelede ölçünün kaçırılmaması istenmiştir.

Beşerî sistemler köklü değişikliklere uğratılarak amaca uygun hale getirilirler. İslâm’da bir bütün halinde köklü değişim söz konusu değildir, onda değişmez kurallar vardır. Ancak bir kural, bir hüküm uygulandığında tabiî olmayan olumsuz bir sonuç doğuyorsa uygulamayı durdurma imkânı da mevcuttur. Bu cümleden olarak, tarihî ve sosyal şartlara bağlı bir cevazdan (izin, serbest bırakma) ibaret olan çok kadınla evlilik, genellikle kötüye kullanıldığı ve olumsuz sonuçlar doğurduğu takdirde, müslümanların veya yetkili temsilcilerinin kararıyla engellenebilir. Bu tasarruf, Allah’ın hükmünü değiştirme anlamına gelmez. Bu, tıpkı şartlarını yerine getirememekten korkan ferdin tek kadınla evli kalmayı yeğlemesi gibidir; şartları oluşursa ruhsat da geri döner (bu konuda yapılan tartışmaların iyi bir özeti için bk. İbn Âşûr, IV, 226-229; Tabâtabâî, I, 195-209).

“Mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin” tavsiyesi de yetimlerin ve kadınların haklarına riayet gerekçesine dayanmaktadır; ancak bunda câriyelerin de menfaati vardır. Allah Teâlâ önce aile bağı içinde hür kadınlara ve yetimlere yapılan haksızlıkları ortadan kaldırmayı murat etmiş, bunu sağlayacak hukukî düzenlemelere ışık tutmuştur. Aynı zamanda ve bir çırpıda kölelik ve câriyeliği kaldırmak hikmete uygun bulunmadığından bunu da zaman içinde kaldırmanın çok yönlü tedbirlerini vahyetmiştir. Kefâretler, ibadet sayılarak teşvik edilen ihtiyarî âzat etmeler, kölelere tanınan çeşitli haklar, onların özgürlüklerini kazanmaları konusunda kendilerine maddî yardım yapılması yönündeki teşvikler, köleliğin kaynaklarını kurutmaya yönelik yasaklar bu tedbirler arasındadır. Yetimlerin ve hür kadınların haklarına riayet edememekten korktuğu için sahip olduğu câriye ile evli gibi yaşayacak olan müminin avantajı, câriyenin hür kadınlara nisbetle daha az hakka sahip bulunmasıdır. Bu tavsiyenin, câriye lehine olan yanı ise bir aile kadını olmak ve çocuk doğurması halinde, alınır-satılır bir câriye olmaktan kurtulmaktır. Çünkü İslâm’ın getirdiği bir ıslahat olarak sahibinden çocuğu olan câriye “çocuk annesi” (ümmü’l-veled) adını almakta, artık evden ve elden çıkarılması câiz olmamakta, kocası ölünce de tamamen hürriyete kavuşmaktadır. (Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 15-17)

Nisâ suresi 3. ayet fazileti nedir?

Nisâ suresi 3 ayet fazileti ve sırları, özellikle bu faziletli ayetten faydalanmak isteyen Müslümanlar için merak konusudur. Nisa suresi okumanın faziletleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Nisâ suresi 64 ve 110. Ayetlerini okuyan kişilerin bütün günahlarının affedileceği söylenir.
  • Nisâ suresi okumanın köle azat etmekle eşit sevaba sahip olduğu buyrulmuştur.
  • Nisâ suresi okuyanların şirkten uzak duracağı ve Allah’ın affına sığınacağı söylenir.
  • Aile içine dirlik, düzen ve muhabbet getirmek için Nisâ suresi okunabilir.
  • Akrabalar arasındaki anlaşmazlıkları yok etme konusunda Nisâ suresinin etkisi vardır.

Nisâ suresi 3. ayeti niçin okunur?

Nisâ suresi, Kur'an-ı Kerim’de yer alan çok önemli surelerden biridir. Özellikle kadınların hakları ve konumlarına değindiği için İslam dini ile ilgili önemli bilgiler verir. Bu sure faziletli olduğu için de pek çok durumda okunur. Nisâ suresinin okunması gereken durumlar arasında günahların affedilmesi, Allah’ın affına sığınmak, sevap elde etmek, şirk koşmaktan kaçınmak ve aile, akraba yaşamında huzura erişmek gibi nedenler yer alır.

Mynet Youtube


En Çok Aranan Haberler