HABER

Balyoz'da çarpıcı ifadeler!

'Haklarında beraat istenen 67 kişiden 45 tanesinin ortak bir paydası var. Hepsi Kara Harp Akademisi’nde Necdet Özel’in öğrencileridir.'

Balyoz'da çarpıcı ifadeler!

361 sanıklı Balyoz Planı Davası’nın temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde devam ediliyor. 19 sanığın Avukatı Pekşen, Anayasa Mahkemesi'nin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski Başkanı Hasan Erdoğan ile ilgili kararında yasa dışı delilleri yok sayarak beraat kararı verdiğini anımsatarak, “Bu Turuva atını bu topraklardan söküp atacak sizlersiniz. Bu atı söküp atacak olan bilgi ve merci sizlersiniz. Bu heyet hepinize bayram olsun diyecek bir karar verecektir buna inanıyorum” dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz Davası'nda Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'ya 20 yıl hapis kararı çıkmıştı. 361 sanıklı Balyoz davasının temyiz duruşmasına Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde devam ediliyor. Sanık Abdullah Cüneyt Küsmez Avukatı Tamer Öner müvekkilinin suçlandığı dijital verileri slayt ile heyete göstererek, Küsmez’in adının veya imzasının söz konusu verilerde yer almadığını anlattı. Dijital verilerin hukuk uygun delil olmadan hükme esas alındığını ifade eden Öner, müvekkilinin suçlandığı CD’nin TÜBİTAK tarafından bile incelenmediğini kaydetti. Resmi belgelerde ispat edilen çelişkilerin güncellenme kurgusu ile kapatılmaya çalışıldığını savunan Öner, iddia edilen suçu işleyip işlemediklerini en iyi bilen kişinin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel olduğunu anlatarak, Özel’in tanık olarak dinlenmemesinin kararın bozma nedenlerinden birisi olduğunu savundu.

Müvekkili Küsmez’in Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’nda görev yaptığını belirten Öner, Küsmez tutuklandıktan sonra Şırnak’ın terörden büyük zarar gördüğünü savundu. Küsmez, Uludere’de 35 kişinin öldüğü olayın da müvekkili tutuklandıktan sonra meydana geldiğini anlattı. Öner, “Yargılama ve tutuklama sadece müvekkili değil, eşi, çocuğu annesi ve babasını etkilemiştir. Annesi Nermin Hanım 70 yaşına rağmen son 2 yılını duruşmaları izleyerek geçirmiştir. Mahkumiyet kararının bozulmasını talep ediyoruz” dedi. Bu sırada savunmayı dinleyen Nermin Öner’in ve babası Mehmet Ali Öner’in gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.

SUÇ TARİHİNDE DOĞUM İZNİNDE

Sanık Tülay Delibaş’ın Avukat Levent Özçelik, müvekkilinin Deniz Hakim Albay olduğunu ifade ederek, müvekkilinin 2002 yılında ikinci çocuğuna hakime kaldığını, riskli bir hamilelik süreci geçirdiğini, sezaryen ile doğum yaptığını ve suç tarihi olan 30 Eylül 2002-13 Haziran 2003 yılına kadar görevinden uzak kaldığını anlattı.
“Görev yerinden uzakta, yeni doğmuş ve 6 yaşında kızı ile olan bir annenin aynı tarihlerde mevzuat çalışmalara katılarak bu suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılması hukuka aykırıdır” diyen Özçelik, söz konusu tarihlerdeki raporlarını ve ücretsiz izin belgesini mahkemeye sunduklarını anlattı. Mahkemenin, Genelkurmay Başkanlığı’ndan raporların ve izin belgelerinin teyidini istediğini ve söz konusu raporların, izin belgelerinin gönderdiğini ve kendisine taşınabilir bir bilgisayar verilmediğine ilişkin yazı bulunduğunu ifade etti. Özçelik, müvekkilinin Mecliste kanunlaştırılmış bir yasa taslağı çalışmalarına katılmakla suçlandığını ifade ederek, söz konusu yasanın mevzuat çalışmalarının 3-5 Nisan 2003 tarihinde yapıldığını belirtti. Dosyada yer alan iddialarla her gün birinin suçlu duruma düşürülebileceğini belirten Özçelik, “Müvekkilim Deniz Hakim Albay Tülay. 1990 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nin 2. olarak Deniz Kuvvetleri’nin sınavını 1. olarak kazandı. 5 yıl raportörlük yapmış, adalet için çırpınan bir hakimdir. Bugün yüksek mahkemenizin adaletine sığınmaktadır. Suçlandığı düzenleme Meclis’te yasalaşmıştır. Dünyaya getirdiği canıyla meşgul olan bir insanın görevi kötüye kullanmakla suçlanması kabul edilemez” dedi. Özçelik’in savunmasının tamamlanmasının ardından Daire Başkanı Ekrem Ertuğrul, “Kendinizi o kadar savunmaya kaptırdınız, o kadar doğal yaptınız ki bana bile ara sıra komutanım diye hitap ettiniz” dedi. Askeri hakimlik yaptığını belirten Özçelik, “Size de komutanım diye hitap ettim dil alışkanlığı ama sizler yüksek yargıçlar olarak bu mertebeyi çoktan hak ediyorsunuz” dedi.

HAMİLİ KART DURUMU VAR MI

Süleyman Namık Kurşuncu, Necdet Tunç Sözen, Kubilay Baloğlu, Mustafa İlhan, Yalçın Ergül, Rasim Arslan, Namık Sevinç, Namık Sevinç, Şenol Büyükçakır, Ayhan Gümüş, Yusuf Volkan Yücel, Atilla Özler, Çetin Can, Osman Başıbüyük, Hüseyin Dilaver, Beyazıt Karataş, Nurettin Işık, Gürkan Yıldız ve Tevfik Özkılıç’ın Avukatı Haluk Pekşen, müvekkillerine sürekli Türkiye’de adaletin topal olabileceğini ancak kör olmadığını söylediğini aktararak, Başsavcılığın tebliğnamesinin ardından bu inancını yeniden sorguladığını belirtti. Pekşen, “Tebliğnamenin yarısı isimlerden oluşuyor. Tebliğnamede tek cümle Hava Kuvvetleri’ni göremedik, haksızlık etmeyelim Deniz Kuvvetleri de yok. Başsavcılığının tebliğnamede Hava Kuvvetleri’ne yer vermemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Haklarında beraat istenen 67 kişiden 45 tanesinin ortak bir paydası var. Hepsi Kara Harp Akademisi’nde Necdet Özel’in öğrencileridir. Bizde ‘hamili kart yakinimdir’ diye bir deyim vardır. Acaba bu tebliğnamede hamili kart yakinimdir durumu var mı bilmiyoruz” dedi. Bu sözler üzerine Daire Başkan Ertuğrul, tebliğnamenin bağlayıcılığının olmadığını, bir görüşü yansıttığını belirterek, “Tebliğname bağlayıcılığı olmayan bir görüş. Biz burada yerel mahkemenin kurduğu hükme yönelik değerlendirme yapacağız. Sizlerin ithamlarına yönelik Başsavcılığın cevap verme durumu yok. Hükme yönelik görüşü ortaya koyun çok da icaplı olmayan veya başsavcılığı töhmet altına sokan, bu kadar detaylandırmanın yakışık olmadığını düşünüyorum” dedi. Ertuğrul’un sözleri üzerine Pekşen, sözlerinin kamuoyunun algısı olduğunu savundu. Ertuğrul ise savunmaların notlarını aldıklarını ve bunları değerlendireceklerini anlattı.

BU TRUVA ATINI BU TOPRAKLARDAN SÖKÜP ATACAK SİZLERSİNİZ

Pekşen, Anayasa Mahkemesi'nin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi eski Başkanı Hasan Erdoğan ile ilgili kararında yasa dışı delilleri yok sayarak beraat kararı verdiğini anımsatarak, “Bu Turuva atını bu topraklardan söküp atacak sizlersiniz. Bu atı söküp atacak olan bilgi ve merci sizlersiniz. Bu heyet hepinize bayram olsun diyecek bir karar verecektir buna inanıyorum” dedi. Balyoz Planı’nda Büyük Ortadoğu Projesinden söz edildiğini anlatan Pekşen, "Projeyi araştırdım ilk kez 2004 yılında ABD Başkanı tarafından gündeme getirilmiş. Müvekkillerimiz bunu önceden bilebilmişler" dedi. Pekşen, 24 Temmuz 2007 yılına kadar Parlamento'da CHP dışında muhalefet partisi olmadığını belirterek, planda sürekli muhalefet partilerinden söz edilmesinin de çelişkili olduğunu belirtti. Planda yaklaşık 3 bin kişinin isminin geçtiğini ifade eden Pekşen, "Sözde gizli belgeleri Türkiye'de neredeyse duymayan kalmamış. Hepimizin bildiği bir şey var, iki kişinin bildiği sır değildir ama 3 bin kişinin bildiği şeyden sır diye bahsediliyor" diye konuştu.

GÖREVİMİZ DIŞINDA DELİL TOPLUYORUZ

Pekşen, planın darbe planı olamayacak kadar dar kapsamlı olduğunu savunarak, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu nasıl darbe planı ki içinde İDO, AVM'ler, Tüpraş ve Atatürk Havalimanı’nın bir kısmı var, başka bir şey yok. Planda hükümet yok. Darbelerin en önemli lokomotif ayağı TRT yok. TBMM yok, Cumhurbaşkanlığı yok, Bakanlar Kurulu’nun akıbeti yok, Hazine yok, bankalar yok, Basın-Yayın Enformasyon yok. İDO'ya el koyacak... Buna darbe ciddiyeti verip de yargılamamız bile bende hukukçu şaşkınlığı oluşturdu. İkinci Ordu nerede, Ege Ordusu nerede? Dünyanın ilk varoşta yapılan darbe planı, İstanbul'da yaptık Ankara'ya geliyoruz. Hukukçu kimliğimizle, hukukçu saygınlığımızla tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor."
Planda yazdığının aksine Ege Denizi’nde hazırlık hareketleri ve icra hareketi niteliği taşıyacak bir uygulama olmadığını belirten Avukat Pekşen, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün girişimleriyle Ege'de güven artırıcı çalışmalar yapıldığını ve uçuşların fiili olarak azaltıldığını söyledi. Mahkeme kararının gerekçesinde ‘Bütün bu gerçekler değerlendirildiğinde’ ifadesi kullanılarak genel bir değerlendirme kullanıldığını kaydeden Pekşen, “Bu senaryoları tek tek değerlendirdiğinizde çöktüğü için genel bir gerekçeye yaslanılıyor. Çok üzücü olarak bunu aynen tebliğnamede de gördük. Somut gerçeklere indiğimizde çelişiyor, çatışıyor, izahta güçlük çekiliyor ve bunların hiçbirisine ilişkin deliller toplanmıyor. Biz savunma olarak başka bir şey yapamayız, yardım ederiz ancak. Görevimiz dışında delil toplayıp getiriyoruz. Mahkeme toplamadı çünkü. Toplasaydı belki de son derece rahat bir yargılama geçirecektik” değerlendirmesinde bulundu.

NASIL OLUR DA BAŞKA BİR BİRİMİN SUBAYLARINA EMİR VEREBİLİR

Pekşen, Ege hava sahasının tüm dünya tarafından izlendiğini belirterek, 1996 ve 2006 yılında 2 Türk jetinin Yunanlılar tarafından düşürüldüğünü, Yunanlıların iki olayda da Türk pilotunu suçladığını ancak her türlü teknik görüntüyle Yunanlıların bunu kasıtlı yaptığının ortaya çıktığını anımsattı. Belgeleri hazırlayan kişinin havacılıkla alakası olmadığının görüldüğünü ifade eden Pekşen, AVM'lerle ilgili bölümün de çok özensiz olduğunu söyledi. Yalçın Ergün'ün bütün meslektaşlarından 5 sene önce general olduğunu, 95 tane üstün hizmet madalyası aldığını emsallerinde olmayacak şekilde uluslararası toplantılara davet edilen bir asker olduğunu ifade eden Avukat Pekşen, “Bu kişi yazıyor, 'gidin Bursa, Çanakkale, Yalova'daki büyük alışveriş merkezlerinin mevkisi, kapasitesi, ürün miktarını bildirin' diyor. 2008 tarihinden önce bu bahsedilen illerde alışveriş merkezi yok. Bu titrdeki bir general nasıl böyle bir emir verir" diye konuştu. Emir listesinde ismi geçenlerden sadece üçünün sanık olduğunu belirten Pekşen, emir verilen kişilerin başka bir komutanlığın subayların başka bir birimde yer almasının listedeki en büyük çelişkilerden olduğunu söyledi. Pekşen, “Hava Harp ifadesini görünce şaşırmışlar, Hava Harp Okulu Yeşilköy'de, emri veren Yalçın Ergün orada, Hava Harp Akademisi Levent'te, emir yazılan kişiler Leven'te. Nasıl olur da başka bir birimin subaylarına emir verebilir" diye konuştu. Pekşen’in savunmasına öğleden sonra devam edilecek.

KARANLIĞA KONUŞMAKTAN YORULDUK

Sanık Ayhan Gümüş’ün ise dijital verilere göre kendi kendine emir ve talimat verdiğini ifade eden Avukat Pekşen, “Gümüş bu emri Lojistik Daire Başkanı olarak, plan subayı olan kendisine veriyor. Bunu nasıl değerlendirelim efendim kendi kendine emir ve talimat veriyor. Bunu nasıl belge olarak kabul edelim” diye sordu.
Sanık Tevfik Özkılıç’ın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Okullar Daire Başkanı olduğunu söyleyen Pekşen, “Hakkında hiçbir dijital veri yok. Seminere gözlemci olarak katılıyor. Seminere katılan 15 gözlemciden tek mahkûmiyet alan bir komutandır. Kendisi, yerel mahkeme başkanının hakkında beraat etmesini istediği tek kişidir ancak oy çokluğu ile mahkûm olmuştur değerlendirmesinde bulundu.

Davanın Türk hukuk tarihine geçeceğini çok önemli bir dava olduğunu belirten Pekşen, 9. Ceza Dairesi’nin vereceği kararla bir içtihat oluşturulacağını söyledi. Pekşen, “Bu dava için sizin oluşturacağını içtihat dünyanın birçok yerinde feyz alınacaktır. Çok daha yektin bir karar alacağınızı düşünüyorum. Karanlığa konuşmaktan artık yorulduk, bu konuda elimizde bir içtihat olsun istiyoruz. Suçun maddi unsurunda hazırlık hareketlerinin ne zaman bittiği icra hareketlerinin ne zaman başladığı önemli bir sorudur. Ortada plandan başka bir şey yok” değerlendirmesinde bulundu. Pekşen, “Balyoz Darbe Planın görüşülmesi suça teşebbüsün icra hareketlerini asla oluşturmaz. Suçun icra hareketlerinin gerçekleşmediği sabittir planın seminerde tartışılması hükümetin düşürülmesine yönelik yakın hareketi oluşturmamaktadır” dedi. (ANKA)

güncel haberler

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 16 yorum
Bırakmayın sakın.. Çürüsünler bu ABD ve İsraili karşıtı SUBAYLAR. Sakın beraat ederlerse Pansilvanya valisi fetoş ve zaman gazetesi çalışanları kalp krizi geçirir. Sakın Sakın...
balyoz davasıyla yargılanan başta çetin doğan olmak üzere paşalarımızın hepsinin beraat etmesi gerekir.çünkü onlar analarının ak sütü gibi ak ve apaktır.onları tertemiz alınlarından ve suçsuz günahsız ellerinden öpüyorum .bu paşalarımız en azından erdoğan gibi alenen şiir okuyarak türkiye cumhuriyetine karşı şiir okuyacak kadar alçaklık yapmamışlardır.savcı ve hakimlerin bu paşalarımızı derhal serbest bırakarak üstüne hatırı sayılır bir tazminat vererek gönüllerinin alınması yerinde olur.devlet büyüklüğünü göstersin artık.
Kimisi doğum izninde kimisi yıllık izinde imiş, e bende o aralar tarla suluyodum? kim yaptı ki?
Geri Dön