AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Yunan Bakan'a yanıt

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos'un 'Savaşa hazırız' ifadesiyle ile ilgili olarak "Bu tip kötü şakalar yapmayın. Zaten ciddiye alınacak bir tarafı yok. Bu şakalar alnınıza yapışır" açıklamasını yaptı.

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), AK Parti Genel Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Sözcü Ömer Çelik, toplantı sürerken düzenlediği basın toplantısında MKYK gündemine ilişkin bilgi verdi ve soruları yanıtladı.

MKYK'da İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Medya Tanıtım Başkanlığı'nın sunumlar yaptığını belirten Çelik, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sunumunun 'Kovid-19' salgını kapsamında yapılan ve yapılacak çalışmalarla ilgili olduğunu dile getirerek, "Normalleşme sürecinde hangi tedbirlerin alınacağına, yurt dışından gelişler, yurt dışına gidişler konusunda ve turizmle ilgili hareketlilikler konusunda hangi tedbirlerin alınacağını, kazanımlarımızı nasıl koruyacağımıza dair geniş kapsamlı bir sunum oldu. Türkiye'nin dünyadan pozitif olarak ayrıştığını net bir şekilde görmek mümkün ama bu kazanımlarımızı koruyabilmemiz, tamamen bundan sonra uyuyacağımız tedbirlere bağlı. Bütün dünya; ikinci, üçüncü bir dalgadan bahsediyor, bunların olup olmaması, tekrar zorluklarla karşılaşıp karşılaşmamamız maske, temizlik ve mesafe tedbirlerine uyumamıza bağlı." ifadelerini kullandı.

'11 BİN PROVOKATİF BİLGİ PAYLAŞAN HESAP GÖRÜLMÜŞTÜR'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun sunumunda 144 bin civarında 'Vefa Sosyal Destek Grubu' üyesinin pandemi sürecinde yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdiğini aktaran Çelik, bu kapsamda 15,5 milyon ev ziyaretinin gerçekleştirdiğini açıklayarak, "Bu çok büyük bir rekordur, yaşlıları ziyaret etmeleri, başka yardımlar götürmeleri, çeşitli haberleri bilgileri onlara ulaştırmaları, maaşların dağıtımıyla beraber toplamda 15,5 milyon ev ziyareti gerçekleştirilmiştir. Tabii bu süreçte yine İçişleri Bakanlığımız, dünyadaki birçok provokasyonlar gibi Türkiye'de de Kovid ile ilgili olarak birtakım provokasyon ve yalan haberlere güçlü bir şekilde ulaşmıştır. Bakanımızın verdiği bilgiye göre 11 bin provokatif bilgi paylaşan hesap görülmüştür. Bunların çoğunun FETÖ kaynaklı olduğu görülmüştür. Fethullahçı terör örgütünün her zaman olduğu gibi, milletimizin zor zamanında, aynı ihanet duygusuyla ve motivasyonu ile hareket ettiği bir kere daha tespit edilmiştir." diye konuştu.

'KADINA ŞİDDET ASLA KABUL EDİLEMEZ'

Çelik, kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna parti olarak çok hassas yaklaştıklarını vurgulayarak, "Buna müdahale konusunda 1005'e yakın merkez, İçişleri Bakanlığımız tarafından kurulmuştur, bunlara gereken eğitimler verilmiştir. Dolayısıyla binin üstünde mekanizmayla bu şikayetler alınmakta ve müdahaleler yapılmaktadır. Hiçbir insana şiddet kabul edilemez ama kadına şiddet asla kabul edilemez. Bu konudaki çalışmayı daha güçlü bir şekilde sürdürmemiz gerektiği açıktır." diye konuştu.

'110'A YAKIN ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ BERTARAF EDİLDİ'

Ömer Çelik, ulusal ve yerel düzeyde 110'a yakın organize suç örgütünün tamamen kontrol altına alındığını ve bertaraf edildiğini belirtirken, terörle mücadele konusunda, "Pençe 1, Pençe 2, Pençe 3 harekatlarının başarısı Türkiye'nin terörle mücadelesinde kayda değer bir gelişme ortaya koymuştur. Tabii ki bunun devamı da gelecektir. Demokrasimizi korumak için, hukuk devletimizi korumak için, cumhuriyetimizi korumak için, medeni toplum düzenimizi, hukuk düzenimizi, insan hak ve hürriyetleri düzenimizi korumak için, terörle mücadele etmek en başta olmazsa olmazlarımızdan bir tanesidir." mesajını verdi.

'128 ÜLKEDEN 80 BİN VATANDAŞIMIZ TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ'

Çelik, salgın döneminde yurtdışındaki vatandaşlar ile ilgili çalışmaların çok etkili bir şekilde yapıldığını, konsolosluk merkezlerinin bu süreçte 100 binden fazla çağrıya cevap verdiğini söyledi. 1 Haziran itibariyle yurtdışında yaşayan 558 Türk vatandaşının salgın nedeniyle hayatını kaybettiğini, 454 cenazenin Türkiye'ye getirildiğini belirten Çelik, "Yurtdışında yaşayan toplam 559 vatandaşımızın da yakın takibi yapılmaktadır. Salgının başından itibaren 128 ülkeden 80 bin vatandaşımız Türkiye'ye getirildi ve bunların testleri yapıldı ve bütün bunlar 112 vasıtasıyla acil servisler vasıtasıyla halen takip edilmeye devam ediliyor. Bu Türkiye'nin dünyanın hiçbir yerinde vatandaşını yalnız bırakmadığının bir göstergesidir. Başka ülkeler uçak parasını ödeyen vatandaşlarını bile getiremezken, biz tam bir organizasyon içerisinde bu kadar büyük bir başarıya imza attık. Türkiye'ye 135 ülkeden tıbbı malzeme yardım talebi oldu, 102 ülkeye Türkiye bu konuda yardım yapmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası kuruluşlardan gelen taleplerden de üçünün karşılandığını kaydeden Çelik, Türkiye'nin Filistinli kardeşlerini de asla yalnız bırakmadığını ve İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi'nde Filistin'e 5 milyon dolar tutarında hibeyi açıkladığını bildirdi.

'BU TİP KÖTÜ ŞAKA YAPMAYIN, ALNINIZA YAPIŞIR'

Larnaka'daki bir caminin duvarına Bizans bayrağı asılmasına da değinen Ömer Çelik, "Rum yönetiminin sistematik bir şekilde İslam düşmanlığını ve Türk düşmanlığını himaye ettiğini düşünüyoruz. Rum yönetiminin olduğu bölgelerde bunların bulunamaması diye bir şey söz konusu olamaz. Bunlar çok kısa sürede sorumlu bir yönetimin bulabileceği şeylerdir. Rum yönetimi bunları bulmadığı müddetçe bunların arkasındaki siyasi organizasyon olarak olağan şüpheli olarak değerlendirilecektir bizim tarafımızdan. Bu ırkçı faşizan eylemlere başvurulması Rum yönetimi bununla neye ulaşmak istiyorsa, ona ulaşmasını hiçbir şekilde sağlamayacaktır. Tam tersine en güçlü bir şekilde bunu kınamaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Yunanistan Savunma Bakanının "Türkiye ile savaşa hazırız" şeklindeki açıklamasına yanıt veren Sözcü Çelik, "Türkiye hukuk esaslı bir ülkedir, bir kabile devleti değildir. Bu şekilde kabile devleti gibi konuşan bakanlara sahip değildir. Bu sebeple hukuk içerisinde kalmak, haklarını ve menfaatlerini korumak Türkiye'nin önceliğidir. Başka bir durum söz konusu olduğunda Türk ordusunun dünyanın en güçlü ordularından birisi olduğunu ve her şeyi yapabilecek muktedir bir ordu olduğunu. Silahlı Kuvvetlerin Türkiye'nin milli menfaatlerini koruma konusunda kararlılık ve gücünün tartışılmaması gerektiğini herkes bilir. Yunan bakan savaşa hazırız demiş, ona söyleyeceğim sadece şudur, bu tip kötü şakalar yapmayın, bu tip kötü şakalar alnınıza yapışır. Zaten ciddiye alınacak bir tarafı yok, ama sadece kötü şaka yapan, şaka yapmak için gerekli zeka düzeyine sahip olmayan bir yaklaşım içerisinde olduğunuzu göstermiş olursunuz." dedi.

Türkiye'nin Libya'daki meşru hükümetin başarılarını da yakından takip ettiğini vurgulayan Çelik, "Sarrac yönetiminin Darbeci Hafter'e karşı kazandığı başarılar hem Akdeniz'in istikrarı hem Libya'nın geleceği hem Libyalı kardeşlerimizin barış içerisinde yaşaması açısından gurur vericidir. Libya ordusunun, başkent Trablus'un tamamını, ülkenin doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Hafter'in unsurlarından temizlemesi büyük bir başarıdır. Ayrıca Hafter'e bağlı milislerin temizlenmesiyle Trablus Havalimanı tamamen kontrol altına alınmıştır, milislere gönderilen ikmal ve cephaneliğin toplanma yeri olarak stratejik öneme sahipti. Bu konudaki başarının altını çizmek gerekir." ifadelerini kullandı.

'CHP'LİNİN AÇIKLAMASI VAHİM BİR HATA, ÖZÜR DİLEMELİ'

CHP Grup Başkanvekilinin Hafter'i 'seküler ve makul', Sarrac yönetimini ise 'cihatçı' olarak tanımlayan açıklamasını eleştiren Çelik, "Dış politika konusundaki CHP savrulmalarına alışkınız, ama bu derece darbeci birisi seküler ve makul bir yönetim demek ve BM tarafından meşru kabul edilen Sarrac yönetimine ise cihatçı demek doğrusunu söylemek gerekirse bu derece vahim bir hata, dış politika konusunda belki tarihimizde birinci sıraya yerleşecek bir hatadır. Dolayısıyla o grup başkanvekilinin ki grup başkanvekillerinin kendi partileri adına konuşma gibi bir kimliği de var, bu hususu düzeltmesi ve bu husustan dolayı da özür dilemesi gerekir. Türkiye hem kardeş Libya halkının yanında olma kaygısıyla ve arzusuyla hem de orada Akdeniz'in istikrarı açısından Sarrac yönetimine destek vermeye devam edecektir." diye konuştu.

'MECLİS BU İŞLEMİ YAPMAYA MECBURDUR'

Açıklamalarının ardından soruları da yanıtlayan Ömer Çelik, 3 kişinin 'milletvekilliğinin düşürülmesi' konusunda CHP'nin iddialarına ilişkin, "Meclisin yaptığı aslında mahkemenin verdiği kararın usulü bir şekilde yerine getirilmesidir. Anayasa'nın 84'üncü maddesinin 2'nci fıkrası ve Meclis içtüzüğünün 136'ncı maddesi gereği Genel Kurulda okunuyor, bu çerçevede kesin hüküm giyme ve kısıtlama halinde düşmesi, kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle oluyor. Bir kişi bu hükmü giydiği andan itibaren Genel Kurula bunun okunması gerekiyor. CHP tarafından iddia edilen uzman görüşü diye bir şey kesinlikle dosyada söz konusu değil. AYM'ye bireysel başvuru hükmün kesinleşmesini engellemez, bir şey kesinleştikten sonra AYM'ye başvuru yapılabilir. Burada odaklanılması gereken Meclisin yaptığı işlem değil, mahkemelerin verdiği karardır. Meclis bu işlemi yapmaya mecburdur. Teamül bunu yasama dönemi sonuna bırakmaktır deniyor. Bu geçmiş uygulamaların hiçbirinde böyle bir şey yok yani bir şeyin teamül olması için birden çok kere bu uygulamaya imza atılması lazım. Böyle bir uygulama yok, böyle bir uygulama olmadığı için tekerrür de etmemiş, dolayısıyla teamüle de dönüşmemiş denilebilir." değerlendirmesinde bulundu.

'SIFIR VAKA SAYISINA ULAŞMAK İSTİYORUZ'

Koronavirüs günlük vaka sayılarındaki artış ile ilgili bir soruyu yanıtlarken normalleşme sürecine girildiğini ve önceliğin bu süreci koruyup geliştirmek olduğuna dikkat çeken Sözcü Çelik, "Bunun da yolu maske takmaktan, mesafeyi korumaktan ve temizlikten geçiyor. Ama bu yapılmazsa, vaka sayıları yükseltilirse tabii ki durum yeniden değerlendirilecektir. Ama bizim arzu ettiğimiz şey şudur, '0' vaka sayısını görmek, '0' vaka sayısına ulaşmak istiyoruz. Bunun için istirham ediyoruz. Maske meselesi normalleşmenin korunması için önemlidir. Yoksa bugünlerdeki normalleşmenin ters yüz olma ihtimali de vardır. O sebeple maskeyi takacağız, mesafeyi koruyacağız ve temizliğe dikkat edeceğiz. Bu normalleşmeyi güçlendirir. Bunda odaklandığımız zaman neticeyi alırız. Ama odaklanmazsak tabii vaka sayılarında bir yükselme söz konusu olursa tabii ki o zaman yeni bir değerlendirme yapılacaktır." uyarısında bulundu.

Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız'ın askeri casusluk soruşturmasında gözaltına alınması ile ilgili soruyu da yanıtlayan Çelik, "Bahsettiğiniz kişiler ile ilgili yargı süreci devam ediyor. Askeri casusluk suçu çerçevesinde bir soruşturma söz konusu. Onu beklememiz gerekiyor. Benim soruşturma süreciyle ilgili söyleyeceğim bir şey yok." açıklamasını yaptı.

'TERÖR PROPAGANDASINA MÜSAADE ETMEYİZ'

HDP'nin yürüyüş kararıyla ilgili ise Türkiye'nin salgın döneminde olduğunu hatırlatan Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hiçbir şekilde vatandaşlarımızı riske atacak toplanmaların söz konusu olmaması gerekir. Herkesin hassas olması gerekir, bu hassasiyet içerisinde davranılması gerekir, biz maske diyoruz, mesafe diyoruz, toplanmalarda mesafe alanının korunması gerektiğinden bahsediyoruz. Maalesef bu çeşitli toplanmalarda ve yürüyüşlerde halen suç olan terör örgütü lehine terör örgütü propagandası yapan bazı hususlar görüyoruz. Tabii ki bunların da hiçbir şekilde olmaması gerekir. Terör örgütü dediğimiz organizasyon askerimizi, sivil insanımızı öldüren, demokrasimizi, cumhuriyetimizi yok etmek isteyen bir şebekedir. Bunun lehine, bunun propagandasını yapacak herhangi bir şekilde eylem biçimine müsaade etmemiz söz konusu değildir. Herkesin ayrıca bu salgın döneminde gereken sorumluluğu göstermesi gerekir." dedi.

'AYASOFYA İÇİN MİLLETİMİZİN HİSSİYATINI DEĞERLENDİRİYORUZ'

Ayasofya'nın ibadete açılmasına ilişkin soru üzerine, Türk siyasi tarihinde konuyla ilgili birçok tartışmanın yapıldığını belirten Çelik, konuşmasında şunları kaydetti:

"Milletimizin gözünde muazzam bir yeri vardır. Hem insanlık için son derece önemlidir hem de Ayasofya Camii olarak her zaman kalplerde özel bir yere sahiptir. Çeşitli aşamalardan geçti bu süreç, çeşitli siyasi tartışmalar yapıldı. Kuşkusuz Cumhurbaşkanımızın daha önceki açıklamaları da var. Biz çalışırız, hangi karara vardığımızı yeri geldiği zaman açıklarız gibisinden. Halen o noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bu çalışmalar belli bir karar noktasına vardığı zaman Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından tabii ki açıklanacaktır. Şu aşamada söyleyebileceğim bir şey yok. Ama tabii ki vatandaşlarımızın, aziz milletimizin hissiyatını mesajlarını değerlendiriyoruz. Bunları her zaman göz önüne alıyoruz."